| ||||||||||||
| ||||||||||||
| ||||||||||||
MENÜKUMRUAKTİF HABERHABER ARAFOTO GALERİSON YORUMLANANLAREN ÇOK OKUNANLARSİTEMİZİ BEĞENİN |
Kanada Yolunda Hasbihal...
11 Ocak 2008, 12:09 Selamlar dostlar, Bir işim nedeniyle Chicago’dan (Amerika) Calgary’ye (Kanada) uçarken bu yazıyı yazmak içimden geldi. Chicago (Şikago) semalarında yükseldikten sonra ay ışığının bulutlar denizinin üstüne çarpıp oluşturduğu o müthiş halet, yıldızların yerden yaklaşık on kilometre yukarıdaki mahzun göz kırpışları beni de o büyüleyici iklimine çekti ve memleket özlemini iliklerime kadar hissettim. Yukarıdaki bulutların üzerindeki bu yalnızlık üç günlük dünya seyahatimizde aslında hepimizin ne kadar yanlız olduğunu bana hatırlattı. O kadar insan arasında yaşayıp yapayalnız bir şekilde kabre girişimizi, yapa yalnız hesaba çekileceğimizi bana tekrar hatırladım ve hüzünlendim. Efendimizin (SAV) Hz. Aişe’ye (ra) dediği gibi “Orada size yardım edemem” mealindeki sözlerini derinlemesine hissettim. Evet dostlar, dünya hayatı kısa ve rahmetli babamın dediği gibi darılma ve gücenmelere ayıracak vakit yok. Biz de bu kısa hayatımızda gönüller yapmaya ve gönülleri hoş tutmaya gayretten başka bir seçenek kalmaması gerekirken, heyhat, vaktimizi o kadar ve cömertçe malayaniyata harcıyoruz ki. Bir hocam bana hayatta en değerli şey nedir? diye sormuştu. Ben bir kaç şey söyledim ama bana “Zaman” demişti. Şu anda biraz daha hak veriyorum o hocamın dediklerine. Zamanın telafisi yok, düne hatta beş saniye önceye bir daha dönemeyeceksiniz. Küçük bir test yapalım. Her bir saniyeyi size verilmiş bir altın olarak görün ve her bir altını ne için kullandığınıza bakın. Malayaniyata, gereksiz kötü alişkanlıklara, televizyona ve onu bunu çekiştirmeye ayırdığınız vakti bir toplayın, ne kadar da vaktinizi israf ettiğinizi bir daha değerlendirin. Hatta bazılarının yukarıdaki saydığım şeyleri hayatlarından çıkardıklarında geriye hiçbir şey kalmadığını söylediklerini duyar gibiyim. Zaman; bir insanın en değerli hazinesi, kıymetini bilip değerlendirmek gerek. Bazı filmlere de konu olan daha çok bir arayış içerisinde olanların peşinde koştukları “Hayatın sırrını bulma” tabiri bizde bizim dinimizde açık ve seçik olarak önümüze koyulmuş. Sırrı açıklamadan önce şu örneği vermek istiyorum. İki buçuk yaşındaki benim Ömer ismindeki oğlumu ele alalım. Hayatı; oyun oynamak, annesine naz yapmak ve yaramazlık yapmakla geçiyor. Annesi kızdığında bile o kızgınlıktan kurtulmak için yine annesinin kucağına gidiyor. Yemek, temizlik, bakım, geçim derdi yok, ama bütün bunları yapacak gönüllü hizmetçileri var, hem de canlarını evlatlarının canına feda edecek kadar gözüpek. Bence sır burada yatıyor, yani teslimiyette. O yüzden tilkiler için çok uyanık olduklarından dolayı aç dolaşır derler, ama kafaları hiç çalışmayan balıklarda yemek bulma derdi yoktur, Allah onlara nasiplerini günderir, derler. Öyle teslim olmalı ki bütün bulutlar dağılsın, hayattaki fırtınalar cennet asa baharlara inkılab etsin, sıkıntılar yerini rahatlamaya bıraksın, bunalmış ruhlar inşirah bulsun. Kasisli yollarda tökezleyenler kendilerini pürüzsüz yolda gittiklerine şahit olsunlar. Bir yanliş yaptığımızda, çocuğun yaptığı gibi, yine O’nun kucağına kendimizi atıp annenin şefkatinin menbaı olan Rahim (cc) yine şefkatiyle bizlere muamelede bulunsun. Bu; hayattaki mücadeleyi bırakmak değil, aksine mücadeleye O’nun istediği gibi devam etmek ve tevekkül etmek, gerektiğinde sabretmek, en sonunda ise O’nun kucağına giderken şefkatinden emin olmak, O’na gönül rahatlığıyla teslim olmak... İşte sır burada... Amerika’dan Uğur Zengince Bu makale 1479 defa okunmuştur.
|
YAZARLAR
TERÖRÜ LANETLİYOURUZGOOGLE TRANSLATETÜM GAZETE MANŞETLERİORDU'DA HAVA DURUMUİSTATİSTİKSitemizde 13 kategori, 1350 haber bulunmaktadır. Bu haberler toplam 2324290 defa okunmuş ve 1971 yorum yazılmıştır.
|
||||||||||
|
Kumruluyuz.biz© 2005 Tüm Hakları Saklıdır
Altyapı: MyDesign |
||||||||||||