| ||||||||||||
| ||||||||||||
| ||||||||||||
MENÜKUMRUAKTİF HABERHABER ARAFOTO GALERİSON YORUMLANANLAREN ÇOK OKUNANLARSİTEMİZİ BEĞENİN |
Şeriat Geliyor mu?
03 Şubat 2008, 13:52 Yıllar önceydi. Yakın bir dostumuzun babası ölmüştü. Bir grup arkadaşla birlikte ta'ziyeye gitmiştik. Kur'an okundu, dualar yapıldı, üzüntüler beyan edildi, rahmetler dilendi. Aile biraz zengin sayılırdı. Onun için olsa gerek; bir ara söz, manevî âlemden maddî âleme kaydı. Sonra, öyle bir hava oluştu ki, "babalarının mirasının taksimi", bir anda, sanki ziyaretin temel konusu haline geliverdi. Öyle sanıyorum ki, herkes, ev sahibinin mirastan ne kadar pay aldığını merak ediyordu. Anlattığına göre babası, sağlığında, maldan mülkten ona yeteri kadar vermiş. Mirasın büyük kısmı, ağabeysinin denetiminde imiş. Ama bunların, bir de kız kardeşleri varmış. İşte tam bu noktada, araya girip sordum. -O'na ne kadar verdiniz? Kendisine verilenin azlığını; asıl vermesi gereken kişinin ağabeysi olduğunu söyledi. -Peki, ağabeyinize, dinden, imandan, haktan hukuktan, Allah korkusundan falan hiç bahsetmediniz mi? -Hiç etmez olur muyum? Hem de kaç kere. Bir kulağından girip öbür kulağından çıktı. Bu sefer, merakım daha da arttı. -Kim bu kişi? Anlattı. Meğerse hepimizin tanıdığı birisi imiş. Allah Allah!.. Nasıl olurdu? Bu adam, hangi sohbete ve toplantıya katılsa, "din ve şeriat elden gidiyor" [1]diye, ortalığı velveleye veren kişinin ta kendisi! Tekrar sordum. -Siz ona, bu çok sevdiği (!) dinin (şerîatın),[2] kızlara da mirastan pay ayrılmasını istediğini, bu konuları bilen birisi olarak, hiç anlatmadınız mı? -Anlatmak da ne demek? Söyle söyleye, dilimde tüy bitti. Peki, ne dedi? -"Vallahi, bu şeriat benim aleyhime" demez mi? Gördünüz mü şimdi? Alın işte size bir şeriatçı! Hem de âlâsından! İşin esasına bakılırsa, şeriattan meriattan dem vuranların, iş kendilerine döndüğünde, nasıl kaçtıklarını herkes bilir. Tek bir örnekle, böyle bir sonuca gidilmeyeceğini düşünenler olabilir. Hangi "tek örnek"? Biraz yakından bakıldığında, bu "şeriat, tarikat" diye tutturanların tamamına yakınının, din ve şerîatla alakasının çok zayıf olduğunu görürülür. İsterseniz, dinin öngördüğü "hak, hukuk, adâlet ve güvenilirlik" konusunda, bir denemeye tabi tutunuz. O zaman anlarsınız, Hanya'yı Konya'yı![3] Bu arada şunu da belirtmeliyim ki, bu toplumda gerçekten, bir eli kitapta bir eli hayatta olmaya çalışan "mütedeyyin (dindâr)" kişiler var. Yalnız, ortalıkta dolaşan ve köşe başlarını tutmuş olan bazı dindârlar (!), bunları dinsizden daha tehlikeli görür. Ve bu kişiler, hiçbir zaman, herhangi bir organizasyonda "plânlama ve karar mekanizması"nın başına getirilmez. Şeriat geliyor mu? Boşa telaş etmeye gerek yok. Kesinlikle gelmiyor. Buna, adınız gibi inanın! Bu iddianın garantisi ne olabilir? Onu da söyleyeyim. Eğer şeriat gelecek gibi olsaydı, başta, "şeriatçı" geçinenler, bütün imkânlarını seferber ederek, buna engel olurdu. Gerekirse, bu yolda, Kitabı ve Peygamberi kullanmaktan da çekinmezlerdi! Bu görüntü, sadece "şeriat" ile mi ilgili? Kesinlikle, hayır. Biz diğer konularda da böyleyiz. Komünizm, sosyalizm, faşizm, laiklik, demokrasi, şucuculuk ve buculuk için de, hep "geliyor" dediler. Sonra, gelseler ne olacaktı? Gelecekleri varsa, görecekleri de vardı! İsmet İnönü'nün, cumhurbaşkanı olduğunda, başbakanlığa atadığı Refik Saydam, daha göreve gelir gelmez, 1939 yılında, şu tarihî sözü söylemiştir: - Her işimiz A'dan Z'ye bozuktur. O günden bugüne, sanki çok fazla bir şey değişmemiş gibi. Onun içindir ki, bilimi, dini, vatanı, tarihi ve bütün kutsal değerleri, hep "seviyor gibi" yapıyoruz. Bu yüzden de, gerçeklerle karşılaşmaktan korkuyoruz. Bu anlayış, hâlâ devam etmektedir.[4] Ya, ortada yürütülen bunca kavga ve çıkarılan gürültü neyin nesi? Siz, kavgada kullanılan araçlara fazla takılıp kalmayınız. Asıl bakılacak nokta, kavganın sebebini anlamaktır. Biraz yakından bakınca, bunu rahatlıkla görebilirsiniz. Prof. Dr. Abdullah ÖZBEK [1] Tarihimizde, zaman zaman, "din elden gidiyor" diye bağıranlar hep olmuştur. Günümüzde de, bunun örnekleri vardır. (Bak. http://www.aksam.com.tr/arsiv/aksam/2005/01/03/politika/politika2.html (Erişim tarihi. 29 Aralık 2007) [2] Şeriat, kelime anlamı itibariyle, "yol açmak, kanun koymak, pınara ya da su kaynağına giden yol, herkesin uyması için konan her çeşit kural, düzen ve nizam" demektir. Terim anlamı itibariyle, din'in onayladığı itikat, amel ve kurallar anlamına gelir. Bundan dolayı, "Şerîat-ı Mûseviyye, Şerîat-ı Îseviyye, Şerîat-ı Mahammediyye" tabirleri kullanılmaktadır. Esas itibariyle şeriat, itikat ve inanç dışında "dinin belirli dönemdeki yorumu" demektir. Şeriat, "İslâm" adını taşıyan "din" yerine kesinlikle kullanılamaz. Bu nokta çok önemlidir. Problemler daha çok, bu "bir tutma" anlayışından çıkmıştır. Kültürümüzde "şeriat" denildiğinde, daha çok "adâlet" anlaşılmaktadır. Onun için, "şeriatın kestiği parmak acımaz" sözü meşhurdur. (Bak. http://www.turkforum.net/showthread.php?t=24936 (Erişim tarihi. 29 Aralık 2007) [3] Hanya, Girit adasında bir şehir. Deyim ise, "gerçeklerle karşılaşıp aklı başına gelmek" anlamında kullanılmaktadır. [4] Bak. http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/7390272.asp?yazarid=150&gid=61&sz=53482 (Erişim tarihi. 29 Aralık 2007 Bu makale 1568 defa okunmuştur.
|
YAZARLAR
TERÖRÜ LANETLİYOURUZGOOGLE TRANSLATETÜM GAZETE MANŞETLERİORDU'DA HAVA DURUMUİSTATİSTİKSitemizde 13 kategori, 1347 haber bulunmaktadır. Bu haberler toplam 2318716 defa okunmuş ve 1969 yorum yazılmıştır.
|
||||||||||
|
Kumruluyuz.biz© 2005 Tüm Hakları Saklıdır
Altyapı: MyDesign |
||||||||||||