| ||||||||||||
| ||||||||||||
| ||||||||||||
MENÜKUMRUAKTİF HABERHABER ARAFOTO GALERİSON YORUMLANANLAREN ÇOK OKUNANLARSİTEMİZİ BEĞENİN |
Önemsenmek
20 Ekim 2011, 14:21 Zaman zaman çocuklar, öğrenciler, işçiler, çiftçiler, çıraklar, kapıcılar, kalfalar, hizmetliler, memurlar ve benzeri pek çok kesimden insanlarla konuştuğumuz olur… Hepsinin ortak bir derdi var… Önemsenmemek! Ne demek oluyor, bu? Kısaca, adam hesabına katılmadıklarını dile getiriyorlar. Ailede, okulda, sokakta, iş yerinde ve sosyal hayatta… Şu gerçek çok iyi bilinmeli ki, bir yerde itibar paraya, şöhrete, alkışa, makama, soya sopa, güzelliğe ve yakışıklılığa ise, orada insanın ve insanlığın zerre kadar kıymeti yoktur. Tarih boyunca da bu hep böyle olmuştur. Onun için peygamberler, insana itibar kazandıran değerleri anlatmada ve yaşatmada pek çok çilelere katlanmıştır. Çocukluk yıllarımdan hatırlarım… Bizim köyümüz biraz yüksekte olduğu için dağlı sayılırdık. Mevsimi gelince bir gurup oluşturarak ya da bir gruba katılarak sahil kesimine fındık ameleliğine giderdik. Bu bizim için hem harçlık kazanmak ve hem de birlikte olmak demekti. Bir de ağanın evi sahile yakınsa, tadından yenmezdi. Çünkü iş bittikten sonra, işin içinde denize girmek de vardı. Bir taşla birkaç kuş vurmak gibi bir şeydi, bu… Genelde ağalar bize, ya çocuk ya da amele oluşumuzdan dolayı pek değer vermezdi. Yattığımız yerler, verilen yemekler, gösterilen davranışlar bunu açıkça gösteriyordu. Hatta kendi yaşıtımızda olan çocukları da bizden kaçarlardı. Az da olsa, insanî yönü ağır basan ağalar da vardı. Onların işini tutarken faklı bir istekle çalışırdık. Öyle ki bazen işe daha erken başlayıp daha geç bıraktığımızı hatırlarım. Sanki kendi işimiz gibi… Sebebine gelince… Fazladan bir şey istemiyorduk. Bizimle yemek yemesi, yeri geldiğinde şakalaşması ve derdimizi sorması yeterliydi. Bütün bunlar, adam yerine konulduğumuz anlamına geliyordu. Demek oluyor ki, insan ilişkilerinde insana değer vermek çok önemli. Bir ara, yurt içi ve dışında müteahhitlik yapan bir bey efendi ile tanıştım. Konuşma esnasında söz dönüp dolaşıp anarşi ve terör meselesine geldi. Bu şartlarda bunun kesinlikle bitmeyeceğini söyledi. Sebebini sorduğumuzda açıklaması şöyle oldu: —Başta sınır kapıları tam bir sinir kapısı… İnsanı çileden çıkartıyorlar. Orada insanın memleket ve millet sevgisi yerle bir ediliyor. Hele bürokraside iş bitirmek deveye hendek atlatmaktan zor. Hep işin olmaz yönünü izah eden insanlar oralara çöreklenmiş. Mevzuat zaten güvensizlik esas alınarak düzenlenmiş. —Bu tip muamelelere maruz kalan insanların şucu bucu olması işten bile değil… Yine onun tecrübelerine ve gözlemlerine göre, istikrarını koruyan kuruluşların hepsi, kazançları az da olsa, paradan ve makineden çok, insana değer veren şirketlermiş. Devlet kademesinden tutunuz en aşağıya kadar insanlara hizmet sunan kademelerde saygı, kolaylaştırma ve güven ön plâna geçirilirse, huzursuzluk çıkarmayı düşünenler buna cesaret edemezmiş. Aslında bu değerlendirmeler üzerine fazla söze hacet yok. Tabiî ki düşünenlere!.. Bu makale 628 defa okunmuştur.
|
YAZARLAR
TERÖRÜ LANETLİYOURUZGOOGLE TRANSLATETÜM GAZETE MANŞETLERİORDU'DA HAVA DURUMUİSTATİSTİKSitemizde 13 kategori, 1414 haber bulunmaktadır. Bu haberler toplam 2658468 defa okunmuş ve 2089 yorum yazılmıştır.
|
||||||||||
|
Kumruluyuz.biz© 2005 Tüm Hakları Saklıdır
Altyapı: MyDesign |
||||||||||||