| ||||||||||||
| ||||||||||||
| ||||||||||||
MENÜKUMRUAKTİF HABERHABER ARAFOTO GALERİSON YORUMLANANLAREN ÇOK OKUNANLARSİTEMİZİ BEĞENİN |
Adam Arayışı
15 Aralık 2011, 11:04 Her devirde “ideal adam tipi arayışı” olmuştur. Mevlanâ bu konuda şöyle bir hikâye anlatır: Bir râhip[1] gündüz vakti çarşı pazar elinde fenerle, yana yakıla aşkla dolaşmaktadır. Meraklının biri sorar… —Her dükkânda ne arıyorsun böyle? Mumla, fenerle, apaydın gün ortasında olacak iş mi bu? Sen insanlarla alay mı ediyorsun? Cevap verir… —İlâhî nefesle diri olan bir kişi arıyorum! Var mı böyle birisi? Orada bulunan bir kişi cevap verir: —A filozof! Bu çarşı, bu pazar hep insan dolu… Bu sefer sözüne şöyle bir açıklık getirir: —Aradığım, öfkelendiğinde ve şehveti kabardığında kendini kontrol edip sabreden bir insandır. Varsa söyleyin… İşte ben, mahalle mahalle, sokak sokak onu arıyorum. Böyle birine canım feda olsun! Başka bir kişi şöyle cevap verir: —Çok nadir bulunan bir şey arıyorsun![2] Peki, böyle bir adam, neden bu kadar değerli? Bilindiği gibi öfke ve şehvet (nefis azgınlığı) kontrol edilmezse, insanın ve toplumun başına akla hayale gelmeyen dertler açar. Geçmişe ve günümüze baktığımızda, haksızlıkların, zulümlerin, şeref ve haysiyetlerin ayaklar altına alınışının temel sebebi, hep bu kontrolden çıkmış öfke ve şehvettir. Eğer bir yerde görevler ehil olmayanlara veriliyorsa, hiç emek çekmeden kazançlar katlanıyorsa, dürüst insanlar cezalandırılıyorsa, insanların birbirlerine olan güveni azalmışsa, çeteleşmeler ve şikeleşmeler meydanı boş bulmuşsa, en küçük bir sarsıntıda yığın yığın enkazlar oluşuyorsa, kadınlar, çocuklar, yetimler, öksüzler ve özürlüler, zayıflar ve arkası olmayanlar şiddet kurbanı oluyorsa, bir dayı olmadan işler yürümüyorsa, kısaca, her tarafı ahlâkî çöküntü sarmışsa, bütün bunların sebebi “öfkeye ve şehvete yenik düşmek”tir. Maalesef sokaklar, caddeler, köyler, kentler, iş yerleri, okullar, siyâset çevreleri, çarşı, pazar, genelde öfke ve şehvetin cirit attığı yerler haline gelmiş. Hiç kimse burnundan kıl aldırmıyor. En küçük eleştiriye kimsenin tahammül yok. Ama az da olsa, öfke ve şehvetine gem vuran kişiler her devirde olmuştur. Günümüzde de vardır… Hiçbir zaman ümit kesmemek lazım… Yalnız, nesli tükenmekte olan canlıların çoğaltılmasına gösterilen titizlik, en azından bu alanda da gösterilmelidir. Aslında Mevlanâ’yı anlamak ve sevmek böyle olur. Gerisi lâfugüzâf! [1] Râhip: Allah korkusuyla helal olan şeyleri bile terk eden kişi, Hıristiyan din adamı ya da papazı. Yalnız bu râhibin Sinoplu Diogene (M. Ö. 413-327) olduğu söylenir. Kendisi mistik, yani dünya malına değer vermeyen ekoldendir. Hatta Büyük İskender kendisine, “Ey koca filozof! Dile benden ne dilersen…” diyerek bir ikramda bulunacak olur. Bu esnada da o koca ve heybetli vücuduyla güneşine engel olmuştur. İşte bu sırada Diogene’in cevabı şu olur: Gölge etme, başka ihsan istemem!.. [2] Bak. Mevlanâ Celaleddin, Mesnevî, c, 5, 2887-2911. Beyitler. Bu makale 1045 defa okunmuştur.
|
YAZARLAR
TERÖRÜ LANETLİYOURUZGOOGLE TRANSLATETÜM GAZETE MANŞETLERİORDU'DA HAVA DURUMUİSTATİSTİKSitemizde 13 kategori, 1414 haber bulunmaktadır. Bu haberler toplam 2658482 defa okunmuş ve 2089 yorum yazılmıştır.
|
||||||||||
|
Kumruluyuz.biz© 2005 Tüm Hakları Saklıdır
Altyapı: MyDesign |
||||||||||||