| ||||||||||||
| ||||||||||||
| ||||||||||||
MENÜKUMRUAKTİF HABERHABER ARAFOTO GALERİSON YORUMLANANLAREN ÇOK OKUNANLARSİTEMİZİ BEĞENİN |
Kindâr Yetiştirmek!
08 Şubat 2012, 22:18 İlk, orta ve üniversiteli gençlerle zaman zaman sohbetlerimiz olur. Onlara konuşmamımızın başında yazılı ya da sözlü olarak şöyle bir soru yöneltiriz: -Size göre ülkenin en önemli meselesi nedir? Ve bunu nasıl çözersiniz? Aldığımız cevaplar üç aşağı beş yukarı birbirine benzer… Çoğu işsizliği birinci sırada yazmış. Bunun büyük bir problem olduğunu kimse inkâr edemez. Fakat nasıl çözeceklerine dair pek fikirleri yok. Kimisi, büyüklerinden öğrendiği gibi “devlet ve hükümet iş versin” deyip kestirip atıyor. Bunun sebebi ne olabilir, hiç düşünüyor muyuz? Tabiî ki eğitim sistemi… Sadece ezberletilen, araştırma, soruşturma, olay ve olguların özünü anlama zevki ve aşkı oluşturulmayan; kısa vadede kapağı bir yerlere atıp köşe dönmeye çalışan tiplerin cevabının böyle olması o kadar şaşırtmamalı. Bu yöntemle girişimci ruha sahip kişiler yetiştirmek de hayaldir. Bu sefer herkes aynı pastayı paylaşmaya çalışıyor. Bunun sonucunda da ister istemez her seviyede taciz, korkutma, yıldırma, anarşi ve kavga başlıyor. Yine gençlere şöyle bir sorumuz daha olur: -Şu anda sınıfta ya da salonda yüz kişi olduğunuzu düşününüz. Bir kurum size gelip, çok yüksek maaş ve imkânlarla sınıfınızın doksan dokuz kişisini işe alacağını söylüyor. Arkasından da bu iş için zor bir sınavdan geçirileceğinizi açıklıyor. Ve sizler çalışmaya başlıyorsunuz. Çünkü bir kişi mutlaka bu sınavı kazanamayacak. O kişi siz olabilirsiniz. Bir taraftan da sürekli dua ediyorsunuz. Bir gece rüyanıza Hızır giriyor ve şöyle diyor: Duanı, “Allahım! Benim dışımdaki bir kişiyi sınav günü hastalandır!” diye yaparsan, kabul olacak. Sen de bu sınav stresinden kurtulacaksın… Ardından öğrencilere, buraya kadar ne denilmek istendiğini anlayıp anlamadıklarını soruyoruz. Hepsi anladığını söyledikten sonra, asıl soru geliyor… -Hanginiz böyle bir dua yapmaz? Önce hepsi şoke oluyor. Ardından birkaç kişi parmak kaldırıyor. Yalnız çoğu sesiz kalmayı tercih ediyor. Neden böyle? Çünkü aileden itibaren “Rabbena, hep bana!” duygusuyla yetiştirildiler. Okullar ve öğretmenler de bu yönde iyi örnek olamadılar. Onun için de başkalarına karşı içlerinde gizli bir düşmanlık oluştu. Trafiğe çıktığınızda, bir kurumda çalıştığınızda, alış-veriş ettiğinizde, başkalarıyla paylaşacak bir şeyiniz olduğunda, komşuluk ve arkadaşlık ilişkilerinde, bu kindârlığın ve gaddarlığın şu ya da bu şekilde çeşitli yansımalarını görmek mümkündür. İsterseniz, konuyu biraz daha yaklaştıralım… Son seçim döneminde, en az otuz kırk vekil adayını yakından izleme fırsatı oluştu. Bunların bir kısmı, umre ve hac yaparken Beytullah’ın karşısında belki de birlikte gözyaşı dökmüş kişiler(!) Çoğu namazlı, abdestli ve oruçlu kimseler… Eğer daha ilersini söyleyecek olursak, aynı mezhep, meşrep ve tarikata bağlı şahıslar… Ama asıl ortak yönleri ne, biliyor musunuz? Seçilecek sıralara girmek için birbirlerini saf dışı bırakmak! Nerden bakılırsa bakılsın, bu bir kindârlıktır. Gönül dünyamızın ileri gelenlerinden Yunus, kin tutanın dini olmadığını söyler.[*] Başka bir yerde de şu açıklamayı yapar: Adımız miskindir bizim. Düşmanımız kindir bizim. Biz kimseye kin tutmayız. Kamu âlem birdir bize… Demek ki kin ile din bir arada bulunmuyor… Aslında bu konuda, hiçbir kesimimin diğerinden pek farkı yok. Çünkü toplum birleşik kaplar gibidir. Hepsi birbirine benzer… Onun için de bir taraf kel, bir taraf gül olmuyor. O zaman kimsenin kimseye pek diyeceği bir şey yok. Tencere dibin kara, seninki benden kara! Yalnız şu noktada birleşmek gerek… Eğri oturup doğru konuşmak!
Bu makale 387 defa okunmuştur.
|
YAZARLAR
TERÖRÜ LANETLİYOURUZGOOGLE TRANSLATETÜM GAZETE MANŞETLERİORDU'DA HAVA DURUMUİSTATİSTİKSitemizde 13 kategori, 1414 haber bulunmaktadır. Bu haberler toplam 2658505 defa okunmuş ve 2089 yorum yazılmıştır.
|
||||||||||
|
Kumruluyuz.biz© 2005 Tüm Hakları Saklıdır
Altyapı: MyDesign |
||||||||||||