| ||||||||||||
| ||||||||||||
| ||||||||||||
MENÜKUMRUAKTİF HABERHABER ARAFOTO GALERİSON YORUMLANANLAREN ÇOK OKUNANLARSİTEMİZİ BEĞENİN |
Dalkavukluk da Bir Yere Kadar
17 Şubat 2012, 00:46 İnsan her şeyi bilemez. Onun için bilenler ve tecrübe sahibi olanlarla istişare yapmaya her zaman ihtiyaç vardır. Şu sözler elbette ki boşuna söylenmemiştir: —Danışan dağı aşmış, danışmayanın yolu şaşmış! —Bin bilsen de bir bilene danış. —Soran yanılmamış (yorulmamış)… —Sora sora Bağdat bulunur… Hele bu danışma ve sorma işi, yöneticilik makamında bulunanlar için bir kat daha önem arz eder. Çünkü omuzlarında insanların onca yükleri vardır. Hepsinin hakkından tek başına gelmesi mümkün değildir. Mecburen akıllı ve uzman kişiler bulundurması gerekmektedir. Bu tip kişilere günümüzde “danışman ya da müşavir” deniliyor. Bilindiği gibi, yönetme sanatıyla ilgili tavsiyelerde bulunmak maksadıyla, devlet adamları için özel olarak kaleme alınmış “siyâsetname” türü kitaplar vardır. Bu eserlerde, danışmanların bilgili, tecrübeli ve ahlâklı olmalarına özellikle dikkat çekilmektedir. Ne yazık ki makamları ele geçiren kişilerin birçoğu, doğru söyleyen ve eğilip bükülmeyen müşavirlerden pek hoşlanmaz. Sadece, dostlar alış-verişte görsün, kabilinden bu tip insanlardan yanlarında bir miktar bulundururlar. Gözlemlediğimiz kadarıyla en makbul danışman, amirinin saçmalıklarını ve dil sürçmelerini, bir şekilde, düzeltmeye çalışandır. Kanaatimize göre bu, oldukça zor bir iş olsa gerek. Bir zamanlar, ciddiyet ve bilgisine biraz güvendiğim bir bakana bir gazeteci, başbakanın tartışılan bir sözü hakkında bir soru sordu. Bakan onu düzeltmek için o kadar çok zorlandı ki… Halbuki şöyle diyebilirdi: —Kendisi ne dediğinin farkında… Gidin ona sorun! İşin derin kısmına pek aklımız ermiyor. Kim bilir belki de bu gibi işlere bakmak için bakan yapılıyorlar. Öyle sanıyoruz ki şu hikâye konuyu daha iyi anlamamıza yardımcı olur: Eski devirlerde padişahlardan birinin çok hünerli ve akıllı bir dalkavuğu varmış. Görevlerinin başında da, padişahın sevmediği ya da alay etmek istediği kişileri yermek ve bu yolla gönlünü hoş edip eğlendirmek varmış. Bazen bu yergiler, vezirlerin başlarına bile mal olurmuş. Onun için saray görevlileri bu gibi kişilerin şerlerinden Allah’a sığınırlarmış. Bir keresinde, yüksekten atmayı çok seven bu padişah, bir mecliste şöyle bir laf eder: —Öyle bir ok attım ki kebap oldu! Herkes bir anda neye uğradığını şaşırır. Ok ve kebap? Allah Allah! Olacak iş değil… Fakat dalkavuk ortaya atılır ve gayet edebî bir üslupla izah eder… —Sultanımızın olağan üstü bir ok atışı vardır… Bir seferinde attığı ok, kocaman bir kayaya isabet etti. Meğerse o da tamamen çakmak taşı imiş. Öyle bir kıvılcım çıktı ki, sormayınız. Bir anda otlar, ağaçlar ve çalılar tutuştu. Bu esnada oradan geçen bir geyik de pişip kebap oldu! Padişah bu açıklamadan son derece memnun olur. Nasıl olmasın ki? Hatalar bir anda “hikmet ve hüner”e dönüştürülmüştür. Bu güvenle, şöyle bir marifetini daha ortaya atar: —Bir ok attım aşure oldu! Bir anda ortalığı derin bir sessizlik kaplar. Dalkavuktan da çıt çıkmaz. Haydi, gel de çık işin içinden. Şimdi bu söze nasıl kılıf bulunacak? Orada bulunanlar ise, padişahın ne dediğinden çok, dalkavuğun nasıl yorumlayacağını merak eder… Artık yolun sonuna gelinmiştir. Dalkavuk daha fazla dayanamaz. Derhal istifasını basar… Sebebini de şöyle açıklar: -Koca dağın başında kazan, şeker, fasulye, badem, buğday, kuru incir ve üzüm, tarçın, ceviz ve fındık içini, nereden bulup da aşure yaparım? Keşke her dalkavuk, bir gün vicdanının sesini duyabilse? En azından, daha fazla zırva duymaktan kurtulmuş oluruz… Bu makale 396 defa okunmuştur.
|
YAZARLAR
TERÖRÜ LANETLİYOURUZGOOGLE TRANSLATETÜM GAZETE MANŞETLERİORDU'DA HAVA DURUMUİSTATİSTİKSitemizde 13 kategori, 1414 haber bulunmaktadır. Bu haberler toplam 2658508 defa okunmuş ve 2089 yorum yazılmıştır.
|
||||||||||
|
Kumruluyuz.biz© 2005 Tüm Hakları Saklıdır
Altyapı: MyDesign |
||||||||||||