Kumru Tanıtım ve Haber Portalı
Anasayfa Haber Ara Foto Galeri Videolar Anketler Müzik Dinle Sitene Ekle Tollbar İletişim RSS

MENÜ

KUMRU

HABER 7 SON DAKİKA

HABER ARA


Gelişmiş Arama

SİTEMİZİ BEĞENİN

EN ÇOK OKUNANLAR

Ecinniler

Ahmet ÇAPKU

19 Ocak 2013, 09:36

Ahmet ÇAPKU

Çocukluğumuzdan kulağımızda kalan nice hikayeler vardır. Bunlardan biri de bizim yöre halkının 'ecinni' veya 'ecünnü' diye telaffuz ettiği cin hikayeleridir. Çocukların biraz ürperti ve biraz da merak saiki ile dinlediği bu hikayeler hep dikkati üzerine çekmiştir. Çünkü çocuk muhayyilesi genelde somut şeyler üzerinden işlev görür. Halbuki cinler, görünmeyen varlıklar olması ve hele fizik kanunlarına uymayan halleri itibariyle hep ürperti oluşturan unsurlar olmuştur. Her şeyden evvel acaba böyle bir şey var mıdır, yoksa kimi insanların o anki duruma göre algıladığı his yanılgısı mıdır (hallüsinasyon) ya da fizik yasalarıyla çözümleyemediğimiz ve fakat gerçekliği olan varlıklar mıdır? Buna düşünce tarihinde farklı yorumlar getirilmiştir. Ancak Kur'an'da başlıbaşına Cin Suresi'nin oluşu bile onların gerçek olduğunu söyler bize.

                Günümüzde kimi gençler için 'cıss' konulardan biri de budur. Cinler için 'üç harfliler' diye konuşuyorlar kendi aralarında. Çünkü 'cin' diye ifade ederlerse mezkür varlıklar zahir olur ve onlara zarar verebilirmiş!... İlginç bir modern hurafe! Bununla birlikte çocukluğumun geçtiği köyümde büyüklerimiz bize şunu derlerdi: Akşam sonrası izbe yerlerde tuvalet ihtiyacınızı gidermeyin, ola ki sizi cin çarpar! Kemiklerle oynamayın, onları bir kenara bırakın. Mezarlıklardan özellikle geceleyin geçiyorsanız mutlaka Ayete'l-Kürsî'yi, Felak ve Nas (muavvizeteyn) surelerini okuyun. Tabi bunlar insanımızın âlem tasavvuru, inanç dünyası ve belki de bir ölçüde tecrübesiyle alakalı hususlardır.

                Bütün bunları bir kenara bırakarak çocukluk muhayyilemde kalan birkaç cin hikayesini burada paylaşmak istiyorum. Şimdi ikisi de rahmetli olan köydeki mahalle komşularımız Ömer (Çapku) Emmi ile İbrahim (İngav) Emmi çocukken köyün tepesindeki bir yere koyun gütmeye gitmişler. Devamını Ömer Emmi (kendi şîvesiyle) anlatsın:

                "İkindü sônasıydı. İbrâm'ınan bi güleşe tutuşduk emme, deme gitsin. Epey güleş ettükden sôna şôle uzanmuşuk. Anââ orda uyumuş galmuşuk! Uyandûmda gece olmuş ve bizim goyunnar şôle edirâfımızda yataklamış hayvannar. Ulââ, bakdım bizim İbrâm yan tarafta uyuya. İbrâm, İbrâm ula gece olmuş, galk dedim. U da uyandı. Anâa, gece olmuş ya la, dedi. Biz hemen galkduk, goyunnarı şôle aşşâ dôru yola goyduk. Ben acaba geride goyun galdı mı din bakmıya gittim. Emme biraz ilerde beyaz bişi gözüme göründü. Gorkdum, hemen geri gelip İbrâm'a sôledim. Bu sefer u gidip baktı. Ula u beyaz şey unun tam önüne çıkmış. U da bi nâra attı! Biz artuk goyunnarı falan çînayıp bâra çâra aşşâ eve gidiyok emme, gurt goyun gaptı diye bârıyok. Megelim evdekiler de bizi bekliyomuş bunnara ne oldu, niye gelmediler demişler. Bizim sesimizi duyunca unnar da depiye dôru gelmiye başladılar. Emme biz çok gorkmuşduk. Eve geldük. Evdekiler de depiye gelip goyunnarı aldılar. Evsük falan yokmuş. Acaba gece bizim ônümüze çıkan neydi hâlâ bilmiyom."

                Buna benzer ne çok hikaye dinlemiştim. Bunlardan birini bir akrabam anlatmıştı: Yayladan geliyorlarmış. İkindi sonrası ve hava açıktır. Çok uzaklardan duyulacak şekilde davul zurna sesleri ortalığı inletmektedir. Onlar köydeki evlerine doğru yol aldıkça köyümüzde Güllük Mezarlığı denilen yere yaklaştıkça sesler daha bir yakından gelmeye başlar. Nihayet yol üzerinde bir tarlada ayan beyan görünür şekilde acaib görüntülü varlıklar sanki düğün dernek kurmuşlar şenlik yapmaktadır! Ve bunu orada bulunan hemen herkes görür. Bir zaman sonra o görüntülerden ve seslerden hemen hiç bir şey kalmaz, her şey kendiliğinden sessizliğe bürünür.

                Zamanla yukarıdaki hikayelere benzer ve fakat içeriği biraz daha değişik hikayeler duymuştum. Biri şöyleydi: Adamın birinin çok güzel bir atı varmış. Evin ahırında bulunan at her gece sürekli tıkırtı yapmakta ve sahibi geceleyin rahatsızlık çıkaran atının yanına vardığında onu sırılsıklam terli halde bulurmuş. Bu durum epey devam edince atın sahibinin aklına bir hinlik gelmiş. Atın sırtına bir zift sürmüş. Yine bir tıkırdı esnasında hemen ahıra dalan adam, atın sırtında güzeller güzeli bir periyle karşılaşmış! Yakasına bir iğne takmış ve onu neticede ikinci bir eş olarak almış. Yıllar sonra 'peri' denilen bu güzel, köyün orta yerindeki çeşmede iken orada bulunan bir çocuğa yakasında takılı olan iğneyi aldırmış ve görünmez olmuş. Sabahleyin çeşmenin önünde acaib şekiller görülmüş. Halkın inanışı odur ki, diğer arkadaşları o periyi dışlamış ve hatta mahvetmişler!

                Doğrusu çocukken bize anlatılan bu tür hikayeler cin denilen varlıklara karşı içimizde onların hep şerli (kötü) birer varlıklar olduğu intibaını uyandırırdı. Her şeyden evvel bu tür varlıkların oldukları ve de kötü oldukları imajı cinlere karşı içimizde hep bir ürperti ve korku uyandırmıştır. Kim bilir belki de bundan dolayı olsa gerek ki, akşam sonrası çocuklar olarak dışarı çıkmayı pek de uygun görmezdik. İçimizde oluşan bir korku hep peşimizi takip ederdi çünkü. Cin çarpması veya cinci hoca denilen kişiler anılan meseleyle doğrudan ilgilidir. Bunun için olsa gerek ki, kimi insanlar muska yazdırır ve bunu boyunlarında taşırdı icabında. Onun için eskiden cinci denilen hocaların belki doktor kadar kıymeti vardı insanlar nezdinde. Hatta doğrusunu söylemek gerekirse insanlar söz konusu hocalardan biraz çekinirdi de. 

                Şimdilerde artık ne cinler görünür oldu ne de bu tür hikayeler halk arasında dolaşır oldu. Yıllar önce bunu bir arkadaşımla konuşuyorduk da bana; 'eh, artık buna gerek kalmadı' dedi. 'Niçin' diye sorduğumda (belki tuhaf ama televizyon kanallarını kastederek) 'çünkü artık her evde onlardan bolca var' demişti. Sanıyorum kastettiği şey, 'şer-kötülük fısıldayan, insanı kötülüğe sevketmek isteyen' şeytan anlamındaki varlıktı. Doğrusu bir şekilde fiziksel olarak şerri dokunan cin ile sadece 'insana vesvese veren' (Nâs Sûresi, 4) şeytan anlamındaki varlığın/(cin) 'kötü' olarak zihnimizde imaj kazanması onları bir şekilde tehlikeli varlıklar konumuna itmektedir. Halbuki Kur'an kötüleri yanında iyilerinin (mümin olanları) olduğunu, onların da insanlar gibi doğan, yaşayan, ölen ve sorumluluk sahibi varlıklar olduğunu haber verir. (Bkz. Cin Suresi). Fakat herhalükârda Felak ve Nâs Surelerinin anılan varlıkların kötülerinin şerrinden korunma noktasında birer dua oldukları kabul edilen bir görüştür. Ancak beni düşündüren hususlardan biri şudur ki, eski zaman insanı, mezkür varlıklardan çok rahatlıkla söz edebilirken ve hatta başından geçen nice hikayeyi herhangi bir rahatsızlık duymadan dile getirebilirken günümüz gençliği niçin 'cin' kelimesini bile ağzına almaktan çekinir hale geldi? Bunun sebebi ya da sebepleri inanç ve Allah'a güven eksikliği midir, yetişen nesle özellikle çizgi film vb. vasıtasıyla artık çokça empoze edilen kahredici güce sahip varlıkların onların muhayyilesinde bıraktığı tahripkâr etkiyle midir yoksa geleneksel aile şeklinin çoğu yerde devre dışı kalması sebebiyle aile-akraba sohbetlerinin berhava olup onların yerini sanal hayat biçiminin alması ile oluşan kırılgan bir kişilik yapısından dolayı mıdır bilinmez ama sanırım bu gidişle modern hurafe şeklini alan kimi inanış biçimleri sebebiyle gündelik hayatımızdaki 'cin' gibi kimi kelimeleri bile kullanmaktan çekinir olacağız galiba.  (Allah'ü â'lem).

Bu makale 5265 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

YAZARLAR

Kuşların Öyküsü20 Mart 2020

TERÖRÜ LANETLİYOURUZ

  
 

HAVA DURUMU

Detaylı bilgi için resmin üzerine tıklayın.

HAYDİ SOHBET EDELİM

SOHBET İÇİN TIKLAYINIZ
İSTATİSTİKLER

İSTATİSTİK

 Sitemizde 13 kategori, 2237  haber bulunmaktadır.

 Bu haberler toplam 13603796  defa okunmuş ve 2756 yorum yazılmıştır.

 

REKLAM ALANI

Kumruluyuz.biz Kumrukent.com © 2005 Tüm Hakları Saklıdır
RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Kumruluyuz.biz & Kumruluyuz.com ve Kumrukent.com un© 2005 Her Hakkı Saklıdır. www.Kumruluyuz.biz , www.Kumruluyuz.com ve www.Kumrukent.com  un hiç bir kişi, kurum ve kuruluşla bağlantısı yoktur. Tamamen kişisel bir sitedir. Web sitemizin dışında farklı siteler kaynak gösterilerek yayınlanan haber ve içeriklerinden Sitemiz sorumlu tutulamaz. Web sitemizde yayınlanan Köşe Yazıları, Makaleler ve Yorumlardan Yazarların kendileri sorumlu olup; içeriklerinden Sitemiz sorumlu tutulamaz.  Sitemizde yayınlanan içerikler izinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Destek & Bilgi: admin@kumruluyuz.biz | Yazılım: Mydesign| Bu Site En İyi (Tüm Tarayıcılarla) 1024*768 Çözünürlükte Görüntülenir.

Altyapı: MyDesign