Kumru Tanıtım ve Haber Portalı
Anasayfa Haber Ara Foto Galeri Videolar Anketler Müzik Dinle Sitene Ekle Tollbar İletişim RSS

MENÜ

KUMRU

HABER 7 SON DAKİKA

HABER ARA


Gelişmiş Arama

SİTEMİZİ BEĞENİN

EN ÇOK OKUNANLAR

Güven ve Ticaret

Ahmet ÇAPKU

13 Nisan 2013, 23:02

Ahmet ÇAPKU

Hayatımız bir şeyler alıp satma üzerine kurgulanmış haldedir. Eşyanın alım satımı gündelik ihtiyaçlarımızla, bilginin alınıp verilmesi ise düşünceye olan ihtiyaçlarımızla ilgilidir. Temel soru/n şudur: Gerek bedenimizin ve gerekse aklımızın ihtiyaçlarını kimlerden ve ne şekilde alacağız ve elimizdeki imkanları kimlerle ne şekilde paylaşacağız?

Hayatımızın güven/itimat üzerine işlediğini hemen hepimiz biliriz. Güvenin azaldığı veya yok olduğu yerlerde hayat ya çekilmez olur ya da tehlikeye girer. Bundan dolayıdır ki, canlıların, hayatlarını devam ettirebilmek için yaratılıştan getirdiği öfke-arzu-akıl gibi bir takım yetileri/güçleri vardır. Öfke gücü ile kendisine gelen tehlikeleri ber-taraf ederken arzu gücü ile kendisi için lazım olanları elde etmeye çalışır. Hayat mücadelesinde nelerin ne şekilde yapılacağına ise akıl gücü karar verir. Böylece akıl gücü, diğer güçleri dengeleyici ve yerli yerinde kullanıcı bir güç olarak bulunur.

Geçenlerde hizmet sektöründe çalışan bir yakınım ile konuşuyorduk. ‘Artık, dedi, babana bile güvenmeyeceksin! Piyasa o hale gelmiş ki, kimsenin sözüne itibar edilmez olmuş. Adamın gözünün gördüğü tek şey para. Başka bir şeyi görmüyor insanlar artık. İtimat denilen şeyin esamesi bile yok ortalıkta…’ şeklindeki cümleleri büyük bir öfke taşkınlığı halinde söyleyip durdu. Kendisinin, yıllardır piyasanın içinde güven verici biri olması hasebiyle, tecrübesini ve gördüklerini yabana atmaya gerek yoktu. Fakat bu denli serzenişi doğrusu insanı ürkütmeye yetiyordu. Acaba ne olmuştu da bu ölçüde güven yoksunluğundan şikayet eder hale gelmişti? Doğrusu bu durum epey zihnimi kurcaladı durdu.

Her şeyden evvel hızlı şehirleşme, medya/sosyal medya eliyle bilgi paylaşımının inanılmaz hız kazanmış olması, geleneksel değerlerin yıpranması, geniş aileden çekirdek aile yapısına geçiş, dünyevileşme gibi pek çok durum güven veya güvensizlik ile doğrudan irtibatlı hususlardır. Sözü edilen hususların başlı başına birer araştırma ve tartışma konuları olduklarına şüphe yoktur. Ancak hemen hepsinin temelinde insana özgü bir hâl olan ahlak denilen olgu vardır. Şu halde üzerinde durulması gereken şey, insanı insan yapan ahlak üzerinde ne türlü değişim-dönüşüm olmuştur konusunun sorgulamasını yapmaktır.

Güven, itimat/kredi, emniyet hali yukarıda da ifade edildiği üzere ferdin hayatını idame ettirmesinin yanında toplum için de hayati derecede önemli bir husustur. Güveni tehlikeye atan her adım hayattan da bir parçayı alır götürür. Doğruluğu nedir bilmiyorum ama günümüzde kullanılan ilaçların yüzde sekseninin psikolojik kökenli hastalıklarla ilgili olduğu ifade ediliyor. Bu açıdan insan ferdini ve fertlerden oluşan toplumu huzurlu ve zinde kılan şeyin güven duygusu olduğunu söylemeye gerek yoktur. Çocuklar özellikle annelerine güven duydukları için ona sığınır ve onun sevgisiyle hayata bağlanırlar. Toplumda güvenilir kişiler her daim aranan, hal ü hatırı sorulan ve akıl danışılan kişiler olagelmiştir. Devlet de kendisine güven duyulan bir otorite olması itibarıyla toplum fertlerine emniyet ve huzur bahşeden bir yapı niteliği taşır. Toplum, fertlerden oluştuğuna göre mesele kişide/fertte düğümlenmektedir. Hz. Peygamber’in özellikle Mekke döneminde niçin kişilerle/kişilerin ahlak yapılarının tamiriyle tek tek ilgilendiği meselesi biraz da bununla ilgili olarak düşünülebilir.

Anlayabildiğim kadarıyla mesele kişide düğümlendiğine göre güven dolu bir toplum yapısını ortaya çıkarabilmenin yolu kişinin kendini terbiye etmesinden geçmektedir. Eskiler buna ilmü’n-nefs (nefs ilmi) demişlerdir ki, kişinin kendini yönetmesine de tedbîr-i nefs denilmiştir. [Günümüzde psikoloji ilmi sanırım ilmü’n-nefs’in tam karşılığı değildir]. İslam düşünürlerince öfke ve arzu (şehvet) güçlerinin kontrolü akıl gücüne verilirse kişinin karakterinin/kişiliğinin dengeli/itidal üzere olacağı ve aklın da bir şekilde vahyin buyruklarına tabi olması durumunda ilahî temelli bir ahlaka ulaşılacağı ifade edilmiştir. Aksi halde arzu temelli maddi hazlara tamah, aç gözlülük, riyakârlık, hayasızlık/utanmazlık, mal mülk hırsı gibi kazanmayı esas alan hallerin aklın ve vahyin kontrolü dışında olması durumunda kişinin ahlakının zarar göreceği düşünülmüştür. ‘Deveyi yardan uçuran bir tutam ottur’ sözü gereği kısa yoldan kazanma anlayışı belki kişiye bir nebze çıkar/fayda sağlar ancak uzun vadede hem kendine hem de topluma kaybettirir. Çünkü kendisi itibar kaybına uğradığı gibi toplum da güven duygusunu kaybedebilir. Kim bilir belki de bu duruma binaen olsa gerek ki, bir gün Medine pazarında dolaşan Hz. Peygamber, tartıya ağır gelsin diye buğdayı ıslatan ve bunu müşterinin göremeyeceği şekilde çuvalın alt kısmına koyan satıcının bu durumu karşısında ona; ‘Bizi aldatan bizden değildir!’ şeklinde oldukça sert bir şekilde sitemde bulunmuştur.

Ticarette gözetilmesi gereken hususun kalite ve dua olduğu eskiden beri bilinen bir husustur. Ürün kalitesi hem kişiye hem de kişinin ait olduğu topluma itibar kazandırır. Yakın zamana kadar ‘Avrupa malı’ tabiri bizde ‘kaliteli ürün’ anlamında kullanılırdı. Kalitenin, kârı da beraberinde getirdiği şüphesizdir. Ancak güvenin, itibarın olduğu yerde kalitenin yakalanması çok daha kolay olabilir. Toplum fertlerinin birbirine güvenmediği, aç gözlülüğün hakim olduğu yerlerde sadece kalite değil ilim, sanat da kendine yer bulamaz. Çünkü bunlar güven duyduğu yerlere kaçıp giden nitelikle şeylerdir. Gündelik hayatımızda bedenimiz ve ahlakımızı alakadar eden hususlarla ilgili alıp sattığımız eşyaya dair durum bu iken aklımızı/düşünce dünyamızı alakadar eden hususlarda da kalitenin ve güvenin ne olduğu acaba kaçımızın ilgisini çeker? Halbuki insan ‘düşünen canlıdır’. Bedenimizin idamesi hususunda ‘ek tohumun hasını, çekme ekmek yasını’ diyen atasözümüzde ifade edildiği üzere hemen her şeyin has’ını/iyisini/kalitelisi almayı istemek en tabii hakkımızdır. Akıl ve ruh dünyamızın doğru/sağlıklı düşünebilmesi ve selamette olması için de güvenilir yerlerden bilgilenmeyi istemek de en tabii halimiz olmalı. Günümüzdeki ahlak/gönül kirliliği yanında bilgi kirliliği bir şekilde sözü edilen durumlarla ilgilidir.

Hasılı gözüne kireç dökülen sudaki balıklar misali günümüz toplumu hızlı şehirleşme ve dünyevi imkanlardan pay alma yarışı içinde yüzyıllardır gerek görgü kuralları gerek dini inanç şeklinde elde etmiş olduğu kimi ahlakî değerlerini ötelemiş/dışlamış görülüyor olabilir. Dünyevi imkanların elbette ki bir doyum noktası vardır. Doyumu olmayan beden değil dünyevi hırs manasında gönüldür. Bu zaviyeden bakılınca yüzde bilmem kaçı Müslüman denilen bir toplum insanının iman ehli olduğu ifade edilir. İman kelimesinin emniyet sahibi olma, güven veren kişi olma kelimesiyle aynı anlama geldiği sanırım hepimizin malumudur. Hem iman/güven ehli olmak hem de bu denli güvenini kaybetmiş bir toplum olmak ne yaman çelişkidir?!... Yukarıda toplumumuza dair görüşlerini aktardığım yakınımın güven duygusuna dair düşüncelerinin şayet yüzde ellisi bile bu toplumda eğer gerçek ise neleri kaybettiğimizi hatırla/tmanın vaktidir. Para, mal mülk… bir şekilde kazanılabilir. Ancak insanı insan yapan değerler acaba ne kadar zamanda geri kazanılabilir?...

Bu makale 4290 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

YAZARLAR

Kuşların Öyküsü20 Mart 2020

TERÖRÜ LANETLİYOURUZ

  
 

HAVA DURUMU

Detaylı bilgi için resmin üzerine tıklayın.

HAYDİ SOHBET EDELİM

SOHBET İÇİN TIKLAYINIZ
İSTATİSTİKLER

İSTATİSTİK

 Sitemizde 13 kategori, 2237  haber bulunmaktadır.

 Bu haberler toplam 13675079  defa okunmuş ve 2756 yorum yazılmıştır.

 

REKLAM ALANI

Kumruluyuz.biz Kumrukent.com © 2005 Tüm Hakları Saklıdır
RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Kumruluyuz.biz & Kumruluyuz.com ve Kumrukent.com un© 2005 Her Hakkı Saklıdır. www.Kumruluyuz.biz , www.Kumruluyuz.com ve www.Kumrukent.com  un hiç bir kişi, kurum ve kuruluşla bağlantısı yoktur. Tamamen kişisel bir sitedir. Web sitemizin dışında farklı siteler kaynak gösterilerek yayınlanan haber ve içeriklerinden Sitemiz sorumlu tutulamaz. Web sitemizde yayınlanan Köşe Yazıları, Makaleler ve Yorumlardan Yazarların kendileri sorumlu olup; içeriklerinden Sitemiz sorumlu tutulamaz.  Sitemizde yayınlanan içerikler izinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Destek & Bilgi: admin@kumruluyuz.biz | Yazılım: Mydesign| Bu Site En İyi (Tüm Tarayıcılarla) 1024*768 Çözünürlükte Görüntülenir.

Altyapı: MyDesign