Kumru Tanıtım ve Haber Portalı
Anasayfa Haber Ara Foto Galeri Videolar Anketler Müzik Dinle Sitene Ekle Tollbar İletişim RSS

MENÜ

KUMRU

HABER 7 SON DAKİKA

HABER ARA


Gelişmiş Arama

SİTEMİZİ BEĞENİN

EN ÇOK OKUNANLAR

Bir Vefa Yazısı

Ahmet ÇAPKU

13 Ekim 2013, 23:18

Ahmet ÇAPKU

Bir Vefa Yazısı*

‘Üzkürû mevtâküm bi’l-hayr’

/sizden evvel gidenleri hayırla yâd ediniz!

(Hadis-i Şerif)

…

Aceb bir kârubân-hâne bu dünyâ

Gelen gider konan göçer bu ilden

Vefâsı yok safâsı fânî hulyâ

Gelen gider konan göçer bu ilden

 

Civânları cefâ ile eder pîr

Ne gedâlar güler bunda ne emîr

Misâfîr-hânedir ol pâk-i zamîr

Gelen gider konan göçer bu ilden

 

Yıkar tahtları şâhların başına

Çalar yere ağu katar aşına

Yazar hasbihâlin mezar taşına

Gelen gider konan göçer bu ilden

 

Görülmemiş vefâsızın vefâsı

Ecel şerbetinin yoktur şifâsı

Bu dâr-ı mihnetin olmaz safâsı

Gelen gider konan göçer bu ilden

 

Nice al yeşili sürer bâzâra

Dûçâr eyler büyük âh u hezâra

Nazar eyle bugün bu reh-güzâra

Gelen gider konan göçer bu ilden

 

Nice serv-i revân cânlar ölürler

Gider kabristâna mihmân olurlar

Küçük yavruları yetîm kalurlar

Gelen gider konan göçer bu ilden

 

Yüzü gülden güzel gül-desteleri

Yüzü handân gül-i nev-resteleri

Cemâl-i yârine dil-besteleri

Gelen gider konan göçer bu ilden

 

Aman Lutfî gibi gafil bulunma

Ölümdür âkıbet ferah salınma

Muhakkak sen de ölürsün alınma

Gelen gider konan göçer bu ilden

 

-Alvarlı Efe Hazretleri-

…

Bizden evvel gidenlerden bize kalan tek miras, onların geride bıraktığı iyiliklerdir. İyilikleri gündeme getirmek ise aklı başında herkesin işi olmalı. Çünkü iyiliklerde dolu bir dünya inşa etmenin sanırım en etkili yolu/yöntemi budur. Bu konuda bize ‘iyilik’ adına bir şeyler bırakmış olanlara ise vefa borcumuz vardır. 

İmam Hatip Lisesi’nin son iki yılını Kumru’da okuma imkanım oldu. Bu vesileyle pek çok kişiyi tanıdım ve kimileriyle aramızda arkadaşlık bağı kuruldu. Sonraki zaman dilimlerinde bazılarıyla irtibatımız hep devam etti. O zamanlar Kumru İHL denilebilir ki, bugüne nisbetle bazı imkanlardan mahrumdu. Bununla birlikte gençliğin de etkisiyle hayatı güzel ve yaşanılır kılmak için elimizden geleni yapardık. Gençlikte hayal ve umut elbette önemli şeylerdir. Okul bitince hemen her birimizin geleceğe dair planları vardı. Nitekim söz konusu umut ve planların bir kısmını mezun olunca yayınladığımız ve ‘Yıllık’ dediğimiz mezuniyet albümde görmek mümkündür. 

Kendisinde okuduğumuz okulun bize bir kimlik ve kişilik kazandırma gayreti içinde olduğu hep söylenegelmiştir. Bunun bir nebze doğru olduğunu söyleyebiliriz. Şu kadar var ki, görebildiğim kadarıyla dersleri ve onların muhtevalarını, bir şekilde o derslere giren hocalarımız üzerinden tartar, değerlendirirdik. Başka bir ifadeyle, herhangi bir dersi sevimli kılan daha çok o derse giren hocamız idi. Bunun tersi de doğruydu. Kırk elli kişilik delikanlılardan oluşan sınıfta zaman zaman zor anlar yaşanmış olsa da genel itibarıyla bir şeyler öğrenir ve öğrenmeye çalışırdık. Lise üç ve dörtte ne çok ders olurdu! Haftanın beş günü tamı tamına dolu geçerdi. Şimdi hâlâ sorarım kendi kendime: Sayı mı yoksa içerik mi? Bir yığın dersi-konuyu talebenin beynine doldurmak mı, yoksa sayı olarak az ancak kalite olarak üst seviyelerde bir ders proğramı mı? Sanırım ikinciyi uygulayanlar daha başarılı oluyor.

Her bir talebe arkadaşın kendine özgü bir yaşam algısı vardı. Bunda içinde yetiştiği ailenin, çevresinden edindiği kültürün ve kendine biçtiği gayenin elbetteki etkileri vardı. Kimileri spora önem verirken kimileri daha o zamanda siyaset açısından umut vadederdi. Kimileri üniversite ile ilgili defteri çoktan kapatmış iken kimilerinin gözü hep yukarılarda idi ve dershaneler, dergiler, kitaplar onun hayat akışının ayrılmaz parçası idi. Kimileri giyim kuşamına harika denilecek kadar itina gösterirken kimilerinde bunu görmek biraz zordu. Kumru İHL o zamanlar zemin ve giriş katlarından erkek talebelerin, üst katında ise kız talebelerin okuduğu bir okuldu. Ve talebe sayısı da epey kabarıktı. Bütün bu hengâme içinde okulda ciddi denilebilecek herhangi bir huzursuzluğu hatırlamam. Bu konuda edindiğimiz ahlak algısı ve okul idaresinin dirayetini göz önünde bulundurabiliriz. 

…

Sınıftaki arkadaşların her birine dair hatıralarımız olmuştur. Kiminin muzip tavırları, kiminin derslerdeki tutumu, kiminin giyim kuşam tarzı ve kiminin hocalarla ilginç anıları… Bunlardan biri şöyleydi hatırlayabildiğim kadarıyla: Bir kış günü dışarıda yoğun kar yağıyor. Okulun avlusu dizlere kadar kar dolu. Teneffüs olunca sayıca hayli fazla olan talebe, soğukta dışarı çıkmak da istemiyor. Bu arada birinin aklına nereden geldi ise, hemen oradaki birkaç arkadaşa şöyle bir kaş göz işaretiyle ‘haydi!’ deyip talebe arkadaşlardan birini omuzlayıp dışarıya taşıdılar ve doğruca karın içine gömüverdiler! Derken öbürü, sonra öbürü… Denilebilir ki, gün boyu devam etti bu muziplik! Kanı kaynayan, yerinde duramayan ve dersten çıkmış gençlere seyirlik için bir şeyler lazımdı ve onu da hemen buluverirlerdi…

Ethem hitabetiyle, İsmail güzel sesiyle dikkat çekerdi. Adem Aruk harika şiirler yazardı. O şiirleri yayınlamasını daha o zamanlar gönlümden geçirirdim. (Doğrusu ya, Adem’den bir şiir kitabı, belki bir dîvân, neşretmesini hâlâ beklerim). Mustafa ise epey süre sınıf başkanı olarak kahrımızı çekti. Turan ne iyi bir üniversite kazanmak için ne çok gayret ederdi (hatta birlikte ders çalışır, dershaneye giderdik). Yaşar’ın güvercinleri hâlâ evlerinin üstünde uçar mı acaba? İlkokuldan beri tanıdığım Mehmet ise hep sakin, rahat ve temkinli bir yaşam profili çizerdi. Yine öyle. Bolu’da geçirdiği kaza sonrası rahmet-i Rahmana kavuşan Adem Dereköy ise hafızamda kaldığı kadarıyla giyimine dikkat eden, hele saçlarını özenle tarayan biriydi. Şiir yazan şairâne bir tarafı vardı. Sınıfın orta sıralarının gerilerinde oturur, yer yer dersin akışına katılır, kendi halinde biriydi. Onunla ilgili olarak mezuniyet albümüne şunları yazmışlar:

“Soğuk bir kış gününde Kumru’nun Yukarı Damlalı Köyü’nde 12.02.1974 tarihinde dünyaya geldi. İlkokulun ilk iki sınıfını Yukarı Damlalı İlkokulu’nda, geri kalan 3 yılını ise Balı Büyüktepe İlkokulu’nda okudu. İlkokuldan sonra bir yıl arayla okulumuza kayıt oldu.

Meslek derslerine ilgi duyar. Sosyal faaliyetlere katılmayı çok ister. Bazı kompozisyon ve şiir birincilikleri vardır. Çok gür ve güzel sesi vardır. Törenlerde mutlaka onu okurken görürsünüz.

Aynı zamanda sporu da çok sever. Okulumuzun güreş takımında başarılı güreşler yapmıştır. Güreşin yanı sıra karate, tekvando gibi sporlara da ilgi duyar. Halter çalışmaları da vardır.

Sert bir görünümü olmasına rağmen çok nazik ve yumuşak. İnsanı celbeden sözleri ve davranışları vardır. Haksızlıklara hiç tahammül edemez. Arkadaşlarının küçük düşürülmesini istemez. Müzik dinlemek, spor yapmak, seyahat etmek, av yapmak özel hobileridir.

Çalışmayı ve bir şeyler üretmeyi çok seven bu arkadaşımız ilerde ya tarih öğretmeni ya da polis olmayı amaçlamaktadır.

Amacına ulaşması için bu arkadaşımıza Allah’tan kolaylıklar diliyor bütün mutlulukların onun olmasını temenni ediyoruz.

Balı Köyü Behice Düzü Mh. Kumru”

…

Yukarıda ifade edildiği üzere Adem Dereköy’ün şairlik yönüne işaret eden şiirleri var mezuniyet albümünde.[1] Biri şöyle:

İnanmak

Hapsolsa da bedenin, düşüncen hür kalacak.

Seni bileğin değil imanın kurtaracak.

Korkma karanlıklardan inandığın bu yolda,

Vicdanın rahat olsun, güneş yine doğacak.

 

Boyun eğmeyi öğren kaderin kararına.

Belli olmaz belki de çıkamazsın yarına.

Aldanma sakın bâtıla, inandığın gibi yap,

Hakk’ın önünde eğil ve sadece Hakk’a tap.

 

Ümidini kaybetme, tüm yollar açık sana.

Diri bedenden önce, iman gerek sana.

Yok olmak değil ölmek, inançlar kalır bâki,

Fikirler ölmez, ama bedenen ölüm vâki.

 

Unutma ki, sen de ey, ölümlü kullardansın.

Cehennem ateşinde, bırak kafirler yansın!

Zindan etseler sana bu koskoca vatanı,

Hak bildiğin bu yolda sadece Hakk’ı tanı!

…

 

[ 17. 01. 1994/mezuniyet albümü fotoğrafı/ Adem Dereköy ön sırada tam ortada]

 

Bu vesileyle Adem’e, Allah’tan rahmet diliyorum. 1994 yılı mezunu ve bir kısmı din görevlisi olan Kumru’daki arkadaşlarımız bir vefa gereği Adem Dereköy için Kur’an ve Mevlid okumuşlar. Sa’yleri meşkûr, duaları makbul olsun. 

Ahmet Çapku


 

* Bu yazının oluşumunda değerli kanaatini benimle paylaşan Mehmet İyik’e minnettarım.

[1] Adem Dereköy’ün bir şiirinin adı ise Curebal şeklinde. Bizde çok emeği olan Cemal Curebal hocamızın derslerinden manzaraların çizildiği şiiri, ilgi duyanlar mezuniyet albümünde görebilirler.

Bu makale 18748 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

YAZARLAR

Kuşların Öyküsü20 Mart 2020

TERÖRÜ LANETLİYOURUZ

  
 

HAVA DURUMU

Detaylı bilgi için resmin üzerine tıklayın.

HAYDİ SOHBET EDELİM

SOHBET İÇİN TIKLAYINIZ
İSTATİSTİKLER

İSTATİSTİK

 Sitemizde 13 kategori, 2237  haber bulunmaktadır.

 Bu haberler toplam 13604169  defa okunmuş ve 2756 yorum yazılmıştır.

 

REKLAM ALANI

Kumruluyuz.biz Kumrukent.com © 2005 Tüm Hakları Saklıdır
RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Kumruluyuz.biz & Kumruluyuz.com ve Kumrukent.com un© 2005 Her Hakkı Saklıdır. www.Kumruluyuz.biz , www.Kumruluyuz.com ve www.Kumrukent.com  un hiç bir kişi, kurum ve kuruluşla bağlantısı yoktur. Tamamen kişisel bir sitedir. Web sitemizin dışında farklı siteler kaynak gösterilerek yayınlanan haber ve içeriklerinden Sitemiz sorumlu tutulamaz. Web sitemizde yayınlanan Köşe Yazıları, Makaleler ve Yorumlardan Yazarların kendileri sorumlu olup; içeriklerinden Sitemiz sorumlu tutulamaz.  Sitemizde yayınlanan içerikler izinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Destek & Bilgi: admin@kumruluyuz.biz | Yazılım: Mydesign| Bu Site En İyi (Tüm Tarayıcılarla) 1024*768 Çözünürlükte Görüntülenir.

Altyapı: MyDesign