Kumru Tanıtım ve Haber Portalı
Anasayfa Haber Ara Foto Galeri Videolar Anketler Müzik Dinle Sitene Ekle Tollbar İletişim RSS

MENÜ

KUMRU

HABER 7 SON DAKİKA

HABER ARA


Gelişmiş Arama

SİTEMİZİ BEĞENİN

EN ÇOK OKUNANLAR

Mehmet Zengince'nin Ardından Birkaç Not

Ahmet ÇAPKU

29 Ekim 2013, 23:41

Ahmet ÇAPKU

Hayat akıp giderken biz insanların hatıralarında iz bırakan kişiler, hadiseler, konular adeta bir seyir halinde akar durur. Mühim olan onlardan bir kısmını kayıt altına almak ve sonraki nesillere aktarmaktır. Bu cümleden olarak hafızamda yer etmiş mühim şahsiyetlerden biri de Mehmet (Zengince) Bey idi. Cüsseli ve uzun boylu haliyle adeta bir pehlivanı andırırdı. Karaağaç Köyü Okul Yanı denilen yerde mukim Sait Amcanın (ki, biz kendisine Sait Dayı derdik)[1] oğlu olan Mehmet Bey ziraat mühendisiydi. İlkokulu Kumru’da, orta okulu Fatsa’da, liseyi Samsun Ondokuz Mayıs Lisesi’nde okumuş. Onun Samsun’a okumaya gidişi, evin bir tek oğlu olması hasebiyle ana babasına ağır gelirmiş. “Samsun’a gidişine üzülürdük fakat onun okumasından dolayı sevinç duyardım” demişti Sait Amca.

 

            Sonraki zamanlarda Ankara Ziraat Fakültesi’nde (hazırlık ile birlikte) beş yıl okumuş ve yüksek ziraat mühendisi olarak mezun olmuş Mehmet Bey. Okul sonrası Trabzon’da üç ay kadar görev yapmış. Ardından asteğmen olarak Kars’ta vatanî hizmetini yerine getirmiş. Sait Amca’nın ifadesine göre askerde iken önemli bir konumda askerî sevkiyat işlerinin başına getirilmiş. Aksayan ve suistimal edilen nice işi hale yola koymuş.

 

            Ankara’da okuduğu yıllarda milliyetçilerin içinde bulmuş kendini. Konuyla ilgili bir hatırasını bana şöyle anlatmıştı: “Fakültede okuduğumuz yıllardı. Bir keresinde okul çıkışında kaldığımız yurda giderken baktım bir talebe yurdunun önünde, öğrencilerden birinin elinde bir sarık bir de cübbe var. Onlara tepiyor, küfrediyor, çamura beliyor! Bu manzara karşısında tepem attı! Daldım avluya ve o talebeyi aldım elime! Onu kurtarmak için gelenler oldu fakat nafile. Derken etrafımız kalabalıklaştı. Taraflar birbirine girdi. Epey mücadeleden sonra sarık ve cübbeyi kurtardık. Belki namaz niyaz yönünden kusurumuz vardır ama gayretimiz neticede sarığı cübbeyi kurtarma davası idi.”

 

Mehmet Bey askerlik sonrası Kumru’ya yüksek ziraat mühendisi olarak atanmış. Orada 11-12 sene kadar görev yapmış. Kumru’da görev yaparken ihtiyaç halinde liselerde fen bilgisi derslerine girmiş, ilçede kaymakam olmadığı zamanlar onun yerine vekalet etmiş. Ardından Fatsa’da birbuçuk yıl kadar kalacağı göreve atanmış. Kendisinin bulunduğu birimdeki lojmanları başka meslekten memurlara tahsis etmişler imiş. Mehmet Bey o lojmanların asıl oturması gereken kişilere verilmesini temin etmiş. Dirayetli düşünce ve tutumları sebebiyle zamanla Fatsa’nın önde gelen bürokratları tarafından da aranan ve hatırı sayılan bir isim olmuş. Sonraki zamanlarda görevinden istifa edip ticarete atılmış ve siyasetle ilgilenmiş.

 

Çocuklarına dini tahsili, aynı zamanda amcası olan Tınaz’ın Osman (Zengince) hocadan okutarak temin etmiş. Bunun yanında normal tahsillerini de yaptırmış. Bugün çocuklarının hemen neredeyse tamamının yüksek tahsilli olduğunu dikkate alırsak bu konuya verdiği önem anlaşılır sanırım. Mehmet Bey günlük hayatında mümkün mertebe namazlarını kılan, helale harama dikkat eden biri olarak yaşamış. “Onda kul hakkı yoktur. Ve ben çocuğuma haram yedirmedim” demişti Sait Amca. Gerçi bu husustaki titizlik her daim Mehmet Beyin hayatında da kendini göstermiştir. İçkiden uzak durmuş. Bir ara sigaraya kaptırmış kendini lakin onu da bırakmış. Bayramlarda yaşlıların elini öpüp dualarını almak için köyün üst başından başlar alt tarafından çıkarmış. Dargın olanları barıştırmaya özen gösterirmiş. Bu arada Halil Hoca ile de diyaloğu iyi imiş. Bir keresinde Halil Hoca, ona şöyle demiş: “Mehmet Bey, çocuklarınıza Kur’an’ı öğretin. Onların büyük adam olması için çalışın. Beni sadece bu çevrede tanırlar. Samsun’dan öteye geçsem beni kim tanır! Çocuklarınız dinini öğrensinler, bunun yanında okul da okusunlar.”

 

            Bilebildiğim kadarıyla siyasetle yakından ilgileniyordu Mehmet Bey. Bir ara Kumru’da belediye başkan adayı olmuştu. Milletvekili olmak istemiş fakat Sait Amca, oğlunun milletvekili olmasının tanınmış biri tarafından engellendiğini dile getirmişti. Siyasetle ilgili birkaç hatırasından söz etmişti bana Mehmet Bey. Hikayenin biri şöyleydi: Kumru’nun önde gelen ailelerinden biri, oğlunu okuması için hukuk fakültesine vermiş. Bu arada falanca gariban köylünün çocuğu da okusun diye Ankara’ya gidip girişimde bulunmak istemiş. Ancak bir yakını ona; Yahu sen ne yapıyorsun! Böyle yapman doğru değil, demiş. Ne var bunda, diye yanıt verince diğeri; Bak oğlum, bırak bizim çocuklar okusun da devlet yönetiminde yer alsınlar. Yahu bu gariban köylülerin çocuklarından zeki olanlar da okurlarsa bizim gibi kalbur üstülerin çocukları ne yapacak, nerede kendine iş bulacak?! Bırak yahu, bu senin işin mi! diyerek onu geri çevirmiş. Sanırım şimdilerde merkez-çevre kavramları bağlamında tartışılan bu konu aslında çok eskilerden beri kendini hissettiren bir olgu gibi görünüyor. Nitekim Mehmet Bey; “Ahmet Hoca, bizim köylü çocuklarının yukarılara tırmanmasının engellenmesi bizatihi bizdeki elit tabakanın projesidir ve bu durum eski tarihten beri böyle işler” demişti.

 

Bu arada yakın tarih siyasetine dair bir hatırasını da şöyle dile getirmişti. Hatıra özetle şöyleydi. Bir zamanlar önde gelen bir milletvekili, yakinen tanıdığı birinin bir bankaya müdür olmasına tavassut eder. Müdür olan kişi alnı secde gören, dini hassasiyetleri olan biridir. Ancak onun müdür olmasına yardımcı olan milletvekili, zamanla onun yanına ‘hâmil-i varak yakınımdır’ yazılı kart taşıyan birini gönderir kredi alması için. Bu şekilde gelenlerin sayısı gittikçe artar. Müdür zamanla bir araştırır ki, giden kredilerin geri döneceği pek muhtemel değildir. Ve birden apışıp kalır! Kendisinin müdür olmasını sağlayan kişiyi arar ve makamına çıkarak; beni bu hallere sen düşürdün, şimdi çözümü de sen bul. Hem bu kredilerin yüzde bilmem kaçı şuralara dağıtılmış. Payımı isterim! der. Çözüm basittir. İlgili müdür bir devlet hastanesinde belli bir süre psikolojik hasta olarak bulunacak ve oradan rapor alıp emekli olacaktır. Böylece giden gitmiş olacaktır. Bu hikaye bana Cüneyt Ülsever’in Kara Dul isimli romanını hatırlatmıştı. Siyaset çarkının içinde dönen bir takım kirli işlerin ilginç hikayesini mezkûr romanda bulmak mümkündür. Bir seçim arefesinde önemli mevkideki kimi kişilerin kendisini arayarak, onu falanca kurumun başına müdür olarak atama önerilerini geri çevirmiş Mehmet Bey. Çünkü bazı kurumların başına atanan kimi arkadaşlarının o çarkların içinde nasıl insanî ve islamî duyarlılıklarını yitirdiklerini, nasıl acınası hallere düş/ürül/düklerini hayıflanarak anlatmıştı. Mehmet Beyin özellikle devlet malını yerli yerince kullanma düşüncesi daha gençlik yıllarında kendisinde yer etmiş olmalı. Bu konuda Sait Amca şunu dile getirmişti: “Bizim Mehmet, Kumru’ya ziraat mühendisi olmuştu. Altına bir araba tahsis etmişler. Yahu oğlum, dedim. Atla gel şu arabayla bir keresinde köye. O da bana, olmaz baba. Ben o arabayla araştırma yapmak için Fizmelere ve başka köylere gidebilirim. Devlet işi olursa elbette onu kullanırım. Ama kendi şahsi işim için kullanamam. Devlet malıdır o ve onun yakarını da devlet karşılar, demişti bana.”

 

Mehmet Bey bilebildiğim kadarıyla hatırlı bir insandı ve işinde gücünde olan biriydi. Gündemi takip eder, siyasete yakın ilgi duyardı. Değerlerimizin korunması hususunda duyarlıydı. Bu günkü bürokratik yapıdan epey mustaripti anlaşılan. Devlet görevinden ayrıldıktan sonra Kumru, Bafra, Samsun ve İzmir gibi yerlerde ticaretle uğraştı. Ahir ömründe ağır bir hastalığa yakalanmış ve Samsun Tıp Fakültesi Hastanesi’nden ciddi bir tedavi görmüştü. Hasta iken kendisini ziyarete giden ağabeyime yaşlı gözlerle şunları söylemiş: “Valla, Mehmet kardeşim! Gençliğimde gezerken kendimi sanki devlet zannederdim. İşte şimdi halimi görüyorsun. Sakın gurura, kibire kapılma şu hayatta!” Mehmet Beyin hastalığı hakkında babası şunları dile getirmişti: “Onun bu hastalığı meğer onda dört beş yıldır varmış. Yiğit yapılı olduğu için tesir edememiş. Doktorlar buna çek-ap (check-up) falan yapmışlar. Hastalığını başında toplamışlar. Samsun’a geldi. Burada ameliyat yapılsın denildi. Fakat büyük oğlu, onu İstanbul’da Yeditepe Hastanesine götürdü. Orada doktor arkadaşları falan varmış. Ameliyat yaptılar. Fakat Mehmet’in beynindeki şey üreyen türden imiş. Onun için yeniden ameliyata doktorların gözleri kesmedi. Zamanla zayıfladı, güçten düştü. Yemek yiyemez hale geldi. Çocukları hep başında bulundular. Kur’an okudular. Artık iş o noktaya geldi ki, bizim Mehmet böyle son gününde öğlen sonrası sapsarı kesildi. Terledi, sarardı, nefesi yavaşlamaya başladı. Onu kucağıma alıp çocuklar gibi sevdim. Nihayet Perşembe günü akşamı ruhunu, adeta uyur gibi teslim etti. Kimse anlamadı orada ruhunu teslim ettiğini!”[2] Vefatında 56 yaşında imiş. Bir Perşembe akşamı/Cuma gecesi vefat etmiş (24 Mayıs 2007). Allah rahmet eylesin.

 

 

Ahmet Çapku

28. 10. 2013

 

         * Yardımlarından dolayı Yener Zengince’ye teşekkür ediyorum.

 


 

[1] 04.10.2013’te vefat etti. Allah rahmet eylesin.

[2] Yener Zengince’nin verdiği bilgiye göre Mehmet Bey bir gün İzmir’de dükkana (eczane) geldiğinde ayağını sürüyerek gelmiş ve fakat kendisi bunun farkına varmamış. Eczacı kalfasının kendisine bu durumu hatırlatması üzerine hastaneye gitmişler ve film çekimleri neticesinde hastalığını tespit edip hastaneye yatırmışlar.

Bu makale 8230 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

YAZARLAR

Kuşların Öyküsü20 Mart 2020

TERÖRÜ LANETLİYOURUZ

  
 

HAVA DURUMU

Detaylı bilgi için resmin üzerine tıklayın.

HAYDİ SOHBET EDELİM

SOHBET İÇİN TIKLAYINIZ
İSTATİSTİKLER

İSTATİSTİK

 Sitemizde 13 kategori, 2237  haber bulunmaktadır.

 Bu haberler toplam 13674785  defa okunmuş ve 2756 yorum yazılmıştır.

 

REKLAM ALANI

Kumruluyuz.biz Kumrukent.com © 2005 Tüm Hakları Saklıdır
RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Kumruluyuz.biz & Kumruluyuz.com ve Kumrukent.com un© 2005 Her Hakkı Saklıdır. www.Kumruluyuz.biz , www.Kumruluyuz.com ve www.Kumrukent.com  un hiç bir kişi, kurum ve kuruluşla bağlantısı yoktur. Tamamen kişisel bir sitedir. Web sitemizin dışında farklı siteler kaynak gösterilerek yayınlanan haber ve içeriklerinden Sitemiz sorumlu tutulamaz. Web sitemizde yayınlanan Köşe Yazıları, Makaleler ve Yorumlardan Yazarların kendileri sorumlu olup; içeriklerinden Sitemiz sorumlu tutulamaz.  Sitemizde yayınlanan içerikler izinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Destek & Bilgi: admin@kumruluyuz.biz | Yazılım: Mydesign| Bu Site En İyi (Tüm Tarayıcılarla) 1024*768 Çözünürlükte Görüntülenir.

Altyapı: MyDesign