Kumru Tanıtım ve Haber Portalı
Anasayfa Haber Ara Foto Galeri Videolar Anketler Müzik Dinle Sitene Ekle Tollbar İletişim RSS

MENÜ

KUMRU

HABER 7 SON DAKİKA

HABER ARA


Gelişmiş Arama

SİTEMİZİ BEĞENİN

EN ÇOK OKUNANLAR

İyiliği Gündem Kılmak

Ahmet ÇAPKU

12 Mart 2014, 08:47

Ahmet ÇAPKU

-          Kim bir iyilik yaparsa ona on katı vardır. Kim de bir kötülük yaparsa o da sadece kötülüğünün misli ile cezalandırılır... (En’âm Suresi, 60).

-          Şu bir gerçek ki, Allah adaletli olmayı, iyilik yapmayı ve akrabaya el tutmayı emreder… (Nahl Suresi, 90).

-          Bir kötülüğün ardından hemen iyilik yap ki, onu siliversin. (Hadis)

-          Bilgi insanı şüpheden, iyilik acı çekmekten, kararlı olmak ise korkudan kurtarır. (Konfüçyüs)

-          “Eğer halkı idare edecek bir duruma gelirsen, işle ve sözle her vakit iyilik et./ Gençlik kaçar ve hayat uçar. Bu rüya gibi dünyadan kendin çabuk göçersin./ Hayatı sermaye yap, bunun faizi iyiliktir. Bu sana yarın için iyi yiyecek ve giyecek temin eder./ Dinle, insanların iyisi ne der: Yürüyen ve nefes alanların hepsi sonunda ölecektir./ Dünyaya nice erler geldi, düşün. Bir müddet ömür sürdükten sonra yine göçüp gittiler./ Gerek bey, gerek kul, iyi veya kötü; kendileri öldü, fakat onların nişanı olarak yalnız adları kaldı./ Şimdi bu yere sahip olmak sırası sana gelmiştir. Sen herkesten iyi ol ve hep iyilik yapmaya çalış./ (Yusuf Has Hacib, Kutadgu Bilig, çev. Reşit Rahmeti Arat, Ankara 1998, 7. Bsm., Türk Tarih Kurumu, sf. 28/[-230-236])

Yıkmak, insanlara yapmak gibi kıymet mi verir ?

Onu, en çolpa herifler de, emin ol becerir.

Sade sen gösteriver ‘İşte budur kubbe’ diye;

İki ırgatla iner şimdi Süleymaniye.

Ama gel kaldıralım dendi mi, heyhat, o zaman;

Bir Süleyman daha lazım yeniden, bir de Sinan.”

(Mehmet Akif Ersoy)

Hikaye:

Vaktiyle kralın biri av yapmak için çöle açılır. Atıyla epey yol aldıktan sonra çölde yolunu kaybettiği için bir yere yığılıp kalmış birini fark eder. Hemen inip adama yaklaşır. Bakar ki, henüz ölmemiştir fakat susuzluktan çatlamak üzeredir. Kırbasından ona su, azığından yemek verir. Kendine gelen yolcu başından geçenleri anlatır krala. Kral iyi niyetinden dolayı bu bitkin yolcuyu atına bindirir. Yolu tarif eder ve birlikte şehrin yolunu tutarlar. Fakat o da ne! Ata binen, yolu öğrenen ve artık susuzluğu ve açlığı kalmayan yolcu, bindiği atı dehleyip kralı çölün ortasında bırakmıştır! Bu durum üzerine kral, sözü edilen yolcunun ardından şöyle seslenir: Ey yolcu! Susuzluktan ölmek üzere idin, sana su verdim. Aç idin seni doyurdum. Yolunu şaşırmış idin, sana yolu gösterdim. Takatsız kalmış idin, seni atıma bindirdim. Şimdi ise sen beni bu çölde açlığa, susuzluğa ve kimsesizliğe terk ediyorsun. Sana yaptığım iyiliklerin tersini bana uyguluyorsun. Yaptığım iyiliklere yanmam. Fakat yandığım şey, eğer bu yaptığın hilekârlığı birilerine anlatırsan, korkarım insanlar bir daha iyilik yapmak istemezler!...

“Tanıdığım biri öldü. Ölüm ilanını okurken şöyle düşündüm: Güçleri veya katılıkları sebebiyle korktuğumuz insanlar vardır. Yine hikmetleri veya farklı türden bir üstünlükleri sebebiyle saygı duyduğumuz, faziletleri sebebiyle beğendiğimiz ve nihayet iyi huylulukları sebebiyle sevdiğimiz insanlar vardır. Öldükleri zaman, hakiki bir hüzünle ve telafi edilemez bir kayıp hissiyle hatırladığımız tek kişi sonuncusudur. Bana göre bu, sadece sevgi ve iyi huyluluğun zamana ve unutulmaya diğer her şeyden daha çok direnen ve ölüm dahil hiçbir şeyin sorgulayamadığı değerler olduğunun daimi bir delili durumundadır. Bir anlamda sevgi ve iyi huyluluk, insanî ölümsüzlüğü ispatlar.” (Aliya İzzetbegoviç, Özgürlüğe Kaçışım, İst. 2005, Klasik yay.,  sf. 42.)

Bilebildiğim kadarıyla İslam, insanın temiz bir varlık olarak yaratıldığını kabul eder. Onun yaratılış itibarıyla kötü (asli günah/günahkâr) olarak dünyaya geldiği düşüncesi İslam’da yoktur. Genel bir bakış açısıyla, ‘Eğer ki Allah iyi ise, O’ndan gelen şeyler de iyidir’ düşüncesi başta tasavvuf olmak üzere İslam düşüncesinde dikkate alınan bir yaklaşım tarzı gibidir. Hakiki İyi’ye ulaşabilmek için ‘iyi olmak’, bir ‘idea’ olarak İslam düşüncesinde hep var olmuştur. Bu ‘iyi idea’sı, varlık planında Allah, insanî planda Hz. Peygamber, tarih planında asr-ı saadet, muhtelif konu (adalet, ahlak, haya, yiğitlik vb) planında muhtelif şahsiyetler, bize yakın temsil planında özellikle çağdaşımız olan saygın kişiler, tasvir planında ise çiçek, gül, yıldız, su vb. gibi varlıklar üzerinden düşünülegelmiştir.

İyi’ye ulaşmanın yolu ‘sarp yokuşu tırmanmak’tan geçer. Yoksa insan nefsinin (nefs-i emmâreyi kastediyorum) rahata, konfora ne kadar meyyal olduğu cümlemizin malumudur. Bununla birlikte yaratılışta iyi olan nefsi, hevâya uyup kirletmeye dönük ne çok şeyin gündelik hayatımızda var olduğunu da biliriz. Rahatlık, tembellik, güç edimi vb. hallerin ‘insan’lığımızı bozduğunu düşünürüz. Aynı şekilde nefsi, iyi ya da kötü şeylere alıştırmak zaman ve sabır ister. Bu açıdan alışkanlıklar kolay kazanılmadığı gibi kolay terk edilemez de. Mühim olan onu, ‘iyi’ şeylere alıştırabilmektir.

Öyle anlaşılıyor ki, İslam, kötülüğü ön plana çıkarmaktan ziyade iyiliği gündem kılmak isteyen bir tavır sergiler. Çünkü kötüler ve kötülükler ne kadar gündem kılınırsa kılınsın, ondan bir iyilik, bir hayr çıkmaz. Aksine âmiyâne bir ifade ile ‘kötü kokan şeyler deşildikçe ondan daha çok kötü koku yayılır!’ Bu açıdan İslam, kötülük yapana bire bir cezayı öngörürken, iyilik yapana asgari planda bire on mükafatı vaat eder. Demek ki, iyilik yapmak her daim teşvik ve tavsiye edilmektedir. ‘İyilik yap, iyilik bul. Kim ne bulmuş kötülükten?!’, ‘İyilik yap denize at. Halk bilmese de Hâlık bilir’, ‘Kötülüğe kötülük her kişinin kârı, kötülüğe iyilik er kişinin kârı’ şeklindeki sözler hep bu minval üzeredir.

Muhtelif düşünce iklimlerinde kötülüğün kaynağı olarak ‘madde’, ‘şeytan’, ‘kötülük tanrısı’ vb. pek çok şey gösterilmiştir. İyi ve iyilik noktasında hayır-şer problemi, başta ateizmin önemli bir çıkış noktası olması itibarıyla da, öteden beri tartışılmış bir konudur. Ancak mesele öyle anlaşılıyor ki, kaza-kader probleminde olduğu gibi adeta körlerin fil tarifini andırmaktadır. İster hikmet ilkesi açısından ister ‘iyi’yi daha iyi anlayabilmek açısından bakılsın, dünyevi planda bu konunun tam bir çözüme kavuşması imkansız gibidir. Kötülüğün karşısında yer alan iyilik ise aslında her birimizin içinde bir ‘idea’ olarak vardır kanısındayım. Biz bu iyiye ulaşabilmek ya da ona yaklaşabilmek için ‘ahlak’ı iyi olarak kabul eder ‘iyi ahlak’lı olmaya çalışırız. Cehaletin karşısında bilgiyi iyi olarak görür, bilgili olmaya gayret ederiz. Varlığımızın devamına katkı sağlayacağına inandığımız varlıklı olmayı iyi olarak düşünür, daha çok zengin/varlıklı olmak için çırpınırız. Estetik duyuşumuzu yeşerten masum yüzlü çocuklar, harika görünümlü çiçekler bizde aslında hep içimizde var olan şeyi yeniden gün yüzüne çıkarmaya vesile oldukları için tarafımızdan ‘iyi’ olarak kabul görürler. Hasılı içimizde aslında hep bir ‘iyi’ vardır. Kötü ve kötülüğün karşı kutbunda yer alan bu ‘iyi/lik’ duyuşu, sanırım doğuştan getirdiğimiz ilahi bir haldir. Ve İslam bu ‘iyi’nin her daim ayakta tutulması adına, inananlara bir takım telkin ve tavsiyelerde bulunur. Mesela tasavvufi ahlak bağlamında Mevlânâ’dan rivayetle; ‘Kusursuz dost arayan dostsuz kalır’ ifadesi ile bir mutasavvıf şairin; ‘… Padişah girmez saraya hâne ma’mur olmadan’ mısraı anlayabildiğim kadarıyla insanın kendi içinde oluşturması gereken mahviyet duygusu ile ilgilidir. Mühim olan şey, insanın kendi ‘ben’indeki ‘iyi’liği yeşertebilmek adına gönlünü pâk eylemesi gayretidir. Kaldı ki, bu hayatta, bir şairin; ‘Kaç nâsiye vardır çıkacak pâk u dırahşân?’ sözü aslında bir gerçeğin ifadesi olarak kabul edilebilir.

“Yüzsüzdür insanoğlu, kimse bilmez fendini / Kime iyilik yaptıysan ondan koru kendini” mısraları ile dile getirilen ve insanı iyilik yapmaktan bir nebze ürküten (ve muhtemelen bir ölçüde tecrübe kokan) yazılar/düşünceler olsa da gerçekte iyi olmak ve iyilik yapmak adeta can simidi gibi hayatta tutunacağımız dallardan biridir. Ancak ona tutunarak ‘iyi’ bir dünya kurabilir, gönlümüzü ‘iyi’ olarak tutabilir ve ‘iyi’lerden olabiliriz. Yusuf Has Hâcib’in de işaret ettiği gibi bizden geriye kalan şey, iyilik’tir. Yoksa kötülerin adlarını kimse hatırlamak ve anmak bile istemez. “İyilik ile kötülük bir olmaz! Sen, kötülüğü iyilikle sav. O zaman, seninle arasında düşmanlık olan kişi sana sanki candan bir dost oluverir” (Fussılet Suresi, 34) ayeti de nihai manada kazananın (ve kazancın) iyilik olacağını fısıldar kulaklarımıza. Gönlünde ‘iyilik’ barındırmayan ve ‘iyi’ olmayan kişilerin başta kendi nefsleri olmak üzere etrafına (insanlara, memleketine…) pek de faydalı olamayacağı düşüncesindeyim. Mesele İslamî planda tebliğ mi yoksa temsil mi önemlidir, soruna cevaben, temsilin daha önemli olduğunu ifade edebilirim. Çünkü temsil aynı zamanda tebliği de bünyesinde barındırır. ‘İyilik yap, mutlu ol’ dermiş bir eski Yunan filozofu. Gönlü ‘iyi’ olanlar, en azından kötülüğün onların gönlüne yüklediği eziyetten kendilerini kurtarmış kişilerdir. Onun için kişi, hayatın akışında nice kötüler ve kötülüklerle karşı karşıya kalabilir. Onun üstesinden gelebilmenin yolu, iyi olmak ve iyilik yapmaktan geçer. Bunun ne kadar zor, nefse ağır gelen bir şey olduğunu söylemeye gerek yok elbette. Fakat ‘iyi’ bir dünyayı kurabilmenin yolu iyi olmak ve iyilik yapmaktan ve dahi iyiliği gündem kılmaktan geçiyor olsa gerektir. Allahü a’lem.

Bu makale 4824 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

YAZARLAR

Kuşların Öyküsü20 Mart 2020

TERÖRÜ LANETLİYOURUZ

  
 

HAVA DURUMU

Detaylı bilgi için resmin üzerine tıklayın.

HAYDİ SOHBET EDELİM

SOHBET İÇİN TIKLAYINIZ
İSTATİSTİKLER

İSTATİSTİK

 Sitemizde 13 kategori, 2237  haber bulunmaktadır.

 Bu haberler toplam 13675168  defa okunmuş ve 2756 yorum yazılmıştır.

 

REKLAM ALANI

Kumruluyuz.biz Kumrukent.com © 2005 Tüm Hakları Saklıdır
RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Kumruluyuz.biz & Kumruluyuz.com ve Kumrukent.com un© 2005 Her Hakkı Saklıdır. www.Kumruluyuz.biz , www.Kumruluyuz.com ve www.Kumrukent.com  un hiç bir kişi, kurum ve kuruluşla bağlantısı yoktur. Tamamen kişisel bir sitedir. Web sitemizin dışında farklı siteler kaynak gösterilerek yayınlanan haber ve içeriklerinden Sitemiz sorumlu tutulamaz. Web sitemizde yayınlanan Köşe Yazıları, Makaleler ve Yorumlardan Yazarların kendileri sorumlu olup; içeriklerinden Sitemiz sorumlu tutulamaz.  Sitemizde yayınlanan içerikler izinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Destek & Bilgi: admin@kumruluyuz.biz | Yazılım: Mydesign| Bu Site En İyi (Tüm Tarayıcılarla) 1024*768 Çözünürlükte Görüntülenir.

Altyapı: MyDesign