Kumru Tanıtım ve Haber Portalı
Anasayfa Haber Ara Foto Galeri Videolar Anketler Müzik Dinle Sitene Ekle Tollbar İletişim RSS

MENÜ

KUMRU

HABER 7 SON DAKİKA

HABER ARA


Gelişmiş Arama

SİTEMİZİ BEĞENİN

EN ÇOK OKUNANLAR

Nîmeti Hatırla/t/mak

Ahmet ÇAPKU

18 Haziran 2014, 17:26

Ahmet ÇAPKU

Nîmeti Hatırla/t/mak

[Tahdîs-i Nimet]

-Ayakkabım yok diye üzülürken ayağı olmayan insan gördüm!-

 

Biz insanlar yaşadığımız dünyaya anlam verebilen canlılarız. Özellikle maddî açıdan bir kısım şeylere muhtacız. İhtiyaçlarımızın karşılanması hususunda muhtelif kişilere/mesleklere başvururuz. Böylece birliktelik halinde içinde bulunduğumuz ortamın durumuna göre daha iyiye ulaşabilmek için çaba gösteririz.

İçinde bulunduğumuz ortamın bizlere sunduğu bir takım imkanlar vardır. Fârâbî’nin Erdemli Şehir (Medîne-i Fâzıla) projesinde ortaya koyduğu üzere mezkûr ortamın sunduğu imkanlar, köy, kasaba, şehir yapılanmasından büyük devlet yapılanmasına kadar uzayan çizgide farklılık arzeder. Şu kadar var ki, ‘ne kadar nîmet o kadar külfet’ ölçüsünü de dikkate almak durumundayız.

Diğer canlılar içinde insanların konumuna baktığımızda onu, öbürlerinden farklı kılan tarafı akıllı canlı oluşudur. İnsan aklı sayesinde içinde bulunduğu duruma rıza göstermeyip dahayı isteyebilen bir yapıdadır. İlimlerin serpilip çiçek açması, gündelik hayatı kolaylaştıran teknik alet ve edevatın sürekli gelişmesi, daha iyi bir sağlıklı yaşama dair umut verici çalışma ve buluşların her daim kendini hissettirmesi sanırım dahayı arama çabasının birer ürünüdür.

Kur’an’a bakıldığında insana sunulan nîmetler bâbında ne çok şeyden söz edilir: Varlığa gelmek, aile ve akrabalık bağı, diller ve ırklar, gece ve uyku, gündüz ve geçim çabası, yeyip içmek için rızıklar, gök ile yerin etkileşimi (yağmur vb.), akletmek, ilim öğrenmek, ticari ve siyasi hayat, peygamberler, iman vb. Özellikle tahdîs-i nîmet bağlamında  Rahmân Suresi’nde sıkça (otuz defa) geçen “Şu halde Rabbinizin hangi nîmetini yalanlayabilirsiniz?!” ayeti düşündürücüdür. Şöyle ki, aralıklarla tekrar edilen bu ayetlerin aralarında nîmet olarak sunulan hususların, ‘Kur’an’ın öğretilmesi, insanın yaratılması, Güneş ve Ay’ın belli bir hesapla işlemesi, gökler ve yer arasında dengenin kurulması, yeryüzünün canlılar için elverişli bir ortam haline getirilmesi, insanların ve cinlerin gök katlarına tırmanma isteği [dahayı arzulama], metafizik âlemdeki durumun hatırlatılması…’ olduğu görülür. Demek ki, insanın dünya ve ötesi ile doğrudan ilgili bu hususların ona hatırlatılması ve bu hatırlatılan şeyler arasında sıkça ‘nîmeti yalanma’ [nîmeti görmezden gelmek/nânkörlük] konusuna atıf yapılması bu anlamda ilgi çekicidir.

Sanırım içinde bulunduğu durumdan yerine göre memnuniyet duymayan canlı, insandır. Diğer canlılara baktığımızda onların yüzyıllar boyunca insiyakî olarak hemen hep aynı minval üzere bir yaşam biçimine sahip olduklarını görürüz. İnsanın sürekli biçimde bir üst mertebeye tırmanma arzusu, bu hayatın hem bir manivelası hem de icabında maddî-manevî yıkımı getirebilen bir şeydir. Hayatı biteviye ileriye taşıyan şey bu arzudur. Ancak biz insanları, yerine göre bıkkınlığa, bedbinliğe, yılgınlık ve ümitsizliğe sevkeden de yine bu arzudur. Bu noktada yapılması gereken şey, ihtiyaç ve arzu dengesinin iyi kurulmasıdır. Ancak bu dengeyi kurmada, kişinin yetişme tarzı yanında hayattan beklentilerinin de etkisinde söz edilebilir.

Günümüz hayatı insanlara nîmet bağlamında pek çok çeşitlilik sunuyor. Gerçekte ‘bunların ne kadarı ihtiyaçtır ya da ihtiyaç haline getirilen unsurlardır’ sorusunu kendimize sormamız gerekir. Atina sokaklarında dükkan vitrinlerine bakan Sokrates’in, “İhtiyacım olmayan ne çok şey varmış!” şeklindeki serzenişi bu gerçeği hatırlatır bize. Mesele gerçekte hiç de ihtiyacımız olmadığı halde ihtiyaçmış gibi algıladığımız şeylere ulaşma arzusunun bizde meydana getirdiği menfi duygu ve düşüncelerdir.

Bu menfi etkilenimi azaltmanın veya tedavi etmenin yolu, evvel-emirde üzerimizde taşıdığımız nîmetleri görebilmek ve takdir edebilmekten geçer kanısındayım. Geçenlerde bir sınav esnasında ellerini ve ayaklarını kullanmada sıkıntı çeken bir gençle karşılaştım. Bir yakını onu sınıfa getirdi ve sırasına yerleştirdi. O genç, böylesi hastalıklı haline aldırış etmeden çalışmış, kendini sınavlara hazırlamış. Takdir etmemek elde değil!... Söz konusu gencin, cevap kağıdındaki kodları işaretlemekte bile sıkıntı çeken haline rağmen mütebessim, gayretli, halinden şikayetçi olmayan tavırlarını görünce doğrusu kendimde bir mahcubiyet hissettim ve aklıma şu söz geldi: “Ayakkabım yok diye üzülürken ayağı olmayan insan gördüm!”… Meğer üzerimde/(üzerimizde) ne çok önemli nîmetler var/mış da sanki farkında değilmişim. Gözlerini kaybeden rahmetli Cemil Meriç’in; “Ey gözleri gören insanlar! Her sabah güneş sizin için doğuyor, çiçekler sizin için açıyor, insanlar sizin için güzel giyinip sokağa çıkıyor. Gözleriniz görüyor… Hayattan şikayete hakkınız yok.” mealindeki sözlerini hatırla/tmanın yeridir.    

Modern hayat, insanı, ulaşamayacağı ya da ulaşma imkanı olmadığı alanlarda at oynatmaya çağırıyor ve insanın önünde bir yığın nîmetler sunuyor. Halbuki bunların bir kısmına (belki bir çoğuna) ihtiyacımız olmadığı halde bizler onu sanki ihtiyacımızmış gibi hissetmeye başlıyoruz. Sıkıntı da buradan itibaren kendini gösteriyor. Bize hedef olarak gösterilen şeye ulaşabilmemiz için gereğinden fazla çaba sarfetmemiz isteniyor. Bu çabayı ilgi ve bilgimizin olduğu ve en önemlisi, sahiden ihtiyacımız olan şeylere sarfetsek kim bilir ne çok kazanımlara ulaşırız. Ancak bugünkü dünya şartlarında gündemi belirleyen güç, henüz bizler değiliz. Dolayısıyla önümüze sunulan nîmetler deryasında kulaç atıp boğulmamaya çalışıyoruz sadece.

Bence takınılması gereken tavır, her bir insan ferdinin kendi imkan ve ihtiyaçlarını tesbit edip ona göre bir yaşam biçimi ortaya koymasıdır. Yoksa daha alt tabakada bulunan birinin piramidin tepesindeki kişi gibi bir yaşam biçimi ortaya koymaya çalışması hem metot olarak yanlıştır hem de söz konusu kişiyi huzura değil huzursuzluğa, bedbinliğe sevkeden bir tutum olur. Modernitenin önümüze koyduğu hemen her şey, mutlak manada ihtiyacımız olan şeyler olmayabilir. Buna mukabil zamanla bizler için ihtiyaç haline gelmiş (araba, beyaz eşya, telefon vb.) şeylerden ancak imkanımızın elverdiği ölçüde istifade etmeye tarafım. Bununla birlikte asıl ihtiyacımız olan hususlar, maddî olanlardan ziyade manevî olanlardır: Akıl, düşünce, ahlak, insanlık, adalet, estetik kaygı, tarih bilinci vb. Bana öyle geliyor ki, en azından bir kısmımız (belki de birçoğumuz) manevî ihtiyaçlarımızdan ziyade maddî unsurlar üzerinden bir yaşam biçimini öncelemiş durumdayız. Maddî ihtiyaçların sayısı ise günden güne artış gösteriyor. Gündemi ve sözü edilen ihtiyaçları ise bizler henüz belirleme imkanından uzağız. Benim için hatırlanması ve hatırlatılması gereken konu ise, üzerimizde bulunan akıl, sağlık, bilgi, iman, tarih, vatan, dil gibi nice nimetler var olduğu halde gerçekte bunların kıymetini ne ölçüde takdir edebiliyor oluşumuzdur. Değeri ancak değerli olanlar takdir edermiş. Bunca (özellikle manevî) nîmeti bir değer olarak görüp takdir etmek ise herhalde değerli insanların kârıdır. Maddî alandaki bir takım kayıplar veya eksikliklerin tedariki konusunda insana düşen görevin, kalbî-kavlî-fiilî dua [çaba] olduğunu düşünürüm. Ötesine gelince, Alvarlı Efe Hazretlerinin ifadeleriyle:

 

Seyreyle güzel kudret-i Mevla neler eyler

Allah’a sığın adl-i Teala neler eyler

Elbet yürüdür fermanını Kadir-u Kayyum

Herkese layık sırr-i tecella neler eyler[1]

Bu makale 5387 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

YAZARLAR

Kuşların Öyküsü20 Mart 2020

TERÖRÜ LANETLİYOURUZ

  
 

HAVA DURUMU

Detaylı bilgi için resmin üzerine tıklayın.

HAYDİ SOHBET EDELİM

SOHBET İÇİN TIKLAYINIZ
İSTATİSTİKLER

İSTATİSTİK

 Sitemizde 13 kategori, 2237  haber bulunmaktadır.

 Bu haberler toplam 13675021  defa okunmuş ve 2756 yorum yazılmıştır.

 

REKLAM ALANI

Kumruluyuz.biz Kumrukent.com © 2005 Tüm Hakları Saklıdır
RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Kumruluyuz.biz & Kumruluyuz.com ve Kumrukent.com un© 2005 Her Hakkı Saklıdır. www.Kumruluyuz.biz , www.Kumruluyuz.com ve www.Kumrukent.com  un hiç bir kişi, kurum ve kuruluşla bağlantısı yoktur. Tamamen kişisel bir sitedir. Web sitemizin dışında farklı siteler kaynak gösterilerek yayınlanan haber ve içeriklerinden Sitemiz sorumlu tutulamaz. Web sitemizde yayınlanan Köşe Yazıları, Makaleler ve Yorumlardan Yazarların kendileri sorumlu olup; içeriklerinden Sitemiz sorumlu tutulamaz.  Sitemizde yayınlanan içerikler izinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Destek & Bilgi: admin@kumruluyuz.biz | Yazılım: Mydesign| Bu Site En İyi (Tüm Tarayıcılarla) 1024*768 Çözünürlükte Görüntülenir.

Altyapı: MyDesign