Kumru Tanıtım ve Haber Portalı
Anasayfa Haber Ara Foto Galeri Videolar Anketler Müzik Dinle Sitene Ekle Tollbar İletişim RSS

MENÜ

KUMRU

HABER 7 SON DAKİKA

HABER ARA


Gelişmiş Arama

SİTEMİZİ BEĞENİN

EN ÇOK OKUNANLAR

Hacı Ali Efendi

Ahmet ÇAPKU

14 Eylül 2014, 15:32

Ahmet ÇAPKU

Hacı Ali Efendi

Bizim neslin pek aşina olmadığı ve fakat dedelerimiz ve babalarımızın akıl ve gönül dünyalarını ilim-irfanla aydınlatan nice isim vardır yakın geçmişte. Bu isimlerin en önemlilerinden biri şüphesiz ki Pencikli (Esence) Hacı Ali Efendi’dir. Şimdilerde hakkında bilgi sahibi olan çok az insanın kaldığı, dolayısıyla nisyâna (unutulmaya) terk edilmiş pek çok kıymetli ismi hayatımızda/etrafımızda görmek artık bizler için sıradan bir haldir. Habbenin kubbe yapıldığı, nice cücelerin dev imiş gibi gösterilebildiği medya çağında doğru bilgiye ulaşmak da bir o kadar zorlaştı. Bütün bu zorluklar arasında Hacı Ali Efendi ile ilgili birkaç bilgi kırıntısına ulaşabilmeyi önemsiyorum. Çünkü mezkûr âlim, insanlarımız açısından hatırlanması ve hatırlatılması gereken biridir kanaatindeyim. Bu açıdan aşağıdaki yazının oluşumunda kendilerinden bilgi aldığım Muzaffer Küce, Ali Peru ve Dursun Olgaç’a özellikle minnettarım.
 …
 
Muzaffer Küce’nin verdiği bilgiye göre Hacı Ali Efendi aslen Kargucak’lıdır. Dursun (Olgaç) Hoca onun Fartıl Müderrisi Fizmeli Civelo Hacı İbrahim Efendi ile Kumru medresesinde okuduğunu ifade eder ve Kumru medresesinde okuduktan sonra oradaki hocası vesilesiyle Pencik’e görevli olarak gittiğini belirtir. Yine Dursun Hoca’nın anlattığına göre Hacı Ali Efendi, ilim tahsili zamanlarında başından geçen şöyle bir hatırasından söz edermiş: Bir keresinde Fartıl’da okurken kendisine talebe olduğu hocası, herhalde köy işi olsa gerek, ona tarlasına sırtında kazık çektirirmiş. Henüz talebe olan Hacı Ali’nin, taşıdığı bu ağır kazıklardan dolayı sırtı yara bere içinde kalmış. Annesi bu durumu görünce üzülmüş ve fakat Hacı Ali, ‘Ben keşke okuyayım, ilim tahsil edeyim de sırtımda kazık taşıyayım!’ diyerek bu durumu annesinin gözünde abartmaması dile getirmiş. Dursun Hoca bu hatırayı hocasının ilme düşkünlüğünü yâd etmek için dile getirmişti.
 
Pencik’e müderris/hoca olarak gelen Hacı Ali Efendi’nin sonraki hayatı burada geçecektir. Artık oraya yerleşecek, orada ev bark kuracak ve oradan ilmini, irfanını etrafa yayacaktır. Ali Peru’nun anlattığına göre, ki kendisi Hacı Ali Efendi’nin önde gelen talebelerinden biri olmuştur, o zamanlar Pencik’te Hacı Ali Efendi’nin ders okuttuğu mektebe yakın evlerin hemen her birinde o köye dışarıdan gelmiş talebeler olurmuş. Bugünün yatılı talebe sistemine benzeyen bu uygulama o döneme has bir durumdur. Hemen her bir aile, okumak için Pencik’e dışarıdan gelmiş olan talebeyi/talebeleri Allah’ın bir nimeti ve evinin bereketi olarak görür ve imkanı ölçüsünde yatılı olarak onları evinde meccânen barındırır imiş. Dolayısıyla evlerde üçer beşer talebe yatılı olarak kalırmış. Bu açıdan sabah namazı olunca her bir evden ezan sesleri yükselir, talebeler cemaatle namazlarını kılıp kahvaltılarını yaptıktan sonra mektebe gelirler ve derslerine başlarlar imiş. Ali Peru bu durumu hoş bir anı olarak anlatır.
 
Hacı Ali Efendi 10-15 yıl kadar talebe okutmuş Akçakese ve Pencik’te. Bir ara talebelerinin sayısı 80-100 kadar olmuş. Hacı Ali Efendi hemen her sabah derse Kur’an’dan bir sayfa okur, üzerinde biraz mülahazada bulunur ve sonra derslerine başlarmış. Kendisi, Emsile, Bina, Maksut, Avamil, Izhar, Molla Camii, Bedii, Beyan, İsagoci (mantık), Tefsir, Hadis şeklinde bilinen dersleri eski/klasik usûlde okutmuş. Talebelerine karşı fevkalâde müşfik davranan Hacı Ali Efendi, bir keresinde komşusunun bahçesinde fidanları kıran talebesini şöyle hafif te’dip etmiş ama sonrasında öylesine pişmanlık duymuş ki, ‘Keşke ben talebemin gönlünü kıracağıma o, fidanları kırsa idi!’ şeklinde nedametini ızhar etmiş. Ali Peru, hocası için, ‘Hocamız talebelerini ele güne karşı koruyup kollardı’ diye ifade ediyor onun bu tavrını. İki bayram arası talebelerine tatil veren Pencik müderrisi Hacı Ali Efendi, geçimini imkanı olan talebelerin velilerinin verdiği bir miktar mısır vb. ile idame ettirir imiş. Pencik’te zamanla bağ bahçe sahibi olduğunu ve bu açıdan ziraat işiyle de uğraşmış olabileceği hesaba katabiliriz.
 
Aslen Kargucaklı olan Hacı Ali Efendi’yi, Kargucaklı olan dostları ve akrabaları özellikle üç aylar’da boş bırakmazlar, onu Kur’an okuması, vaaz ve dua etmesi için Kargucak’a götürürlermiş. Dolayısıyla o da yanına bir yığın kitap alır, talebeleri de (muhtemelen bir kısmı) hocalarını takip ederler Kargucak’a o şekilde giderlermiş. Böylesi bir uygulama herhalde o zamanlar için bir tür ihtiyaç olmakla birlikte, ‘Talebelerimle derslerimiz geri kalıyor!...’ diye serzenişte bulunur imiş Hacı Ali Efendi. Bu konuda Ali Peru şunları anlatır: “Hocamız bir yere giderken atın heybesine bir miktar kitap koyardı. Sorardık, hocam bunları niye götürüyorsunuz diye. O da bize, ‘Yahu Molla Ali, ben gittiğim yerde bu kitapları okumazsam talebelerime dersleri nasıl veririm? Ben anlatacağım derse hazırlarınım ondan sonra ders anlatırım’ demişti. Gittiği yere talebeleri de onunla giderdi. Gittiği yerlerde ders devam ederdi. Bu konuda hocamız hassas idi. Eğer bir gün ders yapılmazsa o ders ve ilim sekteye uğrar şeklinde düşüncesi vardı hocamızın.” Ferâiz (miras taksimi ilmi) okuma aşamasına gelen talebesini Ordu il müftüsü Yusuf (Işık) Hoca’ya gönderirmiş Hacı Ali Efendi. Eğer ki, hocasından izin almadan başka bir hocaya okumaya giden talebesi/talebeleri olursa onlara gönül koyduğu da olurmuş. Nitekim Ömer (Fatsa) Hoca ile Celebo Ahmet (Kuru) Hoca ile ilgili böyle bir durumun vaki olduğunu ancak daha sonra ilgili talebelerin, hocalarından helallik aldıklarını belirtiyor Ali Peru.
İbadetlerine ileri seviyede düşkün olan Hacı Ali Efendi bir keresinde talebeleri ile bir eve konuk olmuşlar. Kendisi için ayrılan yatağa Hacı Ali Efendi, talebesi Ali Peru’yu yerleştirmiş, ‘Sen orada yat’ demiş. Tabi hocasına ayrılan yatağa utana sıkıla yatan talebe Ali, hafif yüksek bir yere yapılan yataktan ‘Hocamı gözetliyorum’, diyor. Kendisinden dinleyelim: “Hacı Ali Efendi okumuş, yaşlı biriydi. Beni çok severdi. Bizi Kargucak’ta hemen her gün bir mevlide, akşamleyin okumaya falan götürürlerdi. Hocamız günün birinde ‘Yahu bizi rahat bırakın, biz dersimizi yapalım. Size bir iki kişi yeter okumak için’ dedi. Neyse bir gece gittiğimiz yerde okuduk, yedik, içtik. Bize oda hazırladılar. Biz talebeler şöyle yataklarımıza çekildik. Hocamızın yatağını şöyle köşeye yapmışlar. Hocam bana, ‘Ali Efendi sen oraya yat’ dedi. ‘Olmaz hocam orası sizin’ dedim. Olurdu olmazdı nihayet hocam bana emretti, orada yatacaksın diye. Pekala. Yattım. Şöyle başımı yorganın altından hafifçe çıkarıp hocamı seyrediyorum. Yaşım onsekiz ondokuz falan. Hocam kapının hemen yanıbaşındaki yatağa yatacak. Gazlı lambayı söndürdü veya kıstı. Yatağı şöyle ikiye katladı. Kendisi abdest ihtiyacı için falan kapıya yakın durmuş meğer. Bakıyorum ona. Hep namaz kılıyor hep namaz kılıyor. Arada bir uykuya dalıp uyanıyorum o yine namaz kılıyor. Yahu böyle bir namaz var mı acaba diyorum kendi kendime. Birisi bana uykumda iken ‘efdalüs-salâh tûlül kıyam’, dedi. Yani namazın en faziletlisi kıyamı uzun olandır. Bunu ben daha sonraki gün hocama sordum. O da bana, ‘Yahu Molla Ali, o bir hadisi şeriftir’ dedi. Sanki keramet gibi.” Takva ehli olan Hacı Ali Efendi için Ali Peru, ‘Edebi ondan öğrendik’ diye ilave ediyor. Epey miktarda arazisini satarak hac farizasını ifa eden Hacı Ali Efendi, tasavvufi (tarikat) açıdan Sivas’a bağlı imiş. Dursun (Olgaç) Hoca’nın ifade ettiği üzere, kendisi, ‘Zamanımızın kibrît-i ahmer’i [ilahî hakikate eren] Sivaslı İhramcızade ile Abdi Hoca olabilir’ dermiş. Torunu Muzaffer (Küce), onun dünyaya rağbetinin olmadığını belirtir. Mümkün mertebe abdestli bulunmaya çalışan Hacı Ali Efendi, Abdi Hoca ile de sürekli irtibat halinde bulunmuştur. Kendisini tanıyanların anlattıklarından öyle anlaşılıyor ki, Arapça ilim okuttuğu için olsa gerek devrin getirdiği bazı sıkıntılar ile karşılaşmış olsa bile bunlar bir şekilde aşılmıştır. Dönemin birçok hocası gibi o da Cumhuriyet Halk Fırkası’na muzahir olmuş. 
 
Gelen gideni, ziyaretçisi epey fazla olan Hacı Ali Efendi, ahir ömründe hastalıktan mustarip olmuş ve onun iğne vurunmak gibi hizmetini (ki eski zamanlarda köylerde iğne vuran insan bulmak zor idi) talebesi Dursun (Olgaç) Hoca yapmıştır. Kendisi Abdi Hoca’dan bir hafta evvel (25 Ekim 1957/Salı) vefat etmiş. Vefatı esnasında (D. 01. 07. 1875 – Ö. 25. 10.1957) seksen iki yaşlarında imiş. Kabir taşında şunlar yazılıdır: Hüve’l-Bâkî. Ağcaalan Müderrisi Hacı Ali Küçe. D.T. 01.07.1875. – Ö.T. 25. 10. 1957. // Ah Efendim, Nazar eyle şu mezar taşıma / Dünyada sallanıp gezerken taş dikildi başıma / Bugün bana ise yarın sanadır aklını al başına / Bakıp geçme Ya Muhammed ümmeti / Müminin mümine bir Fatiha’dır minneti  - Ağcaalan Müderrisi Hacı Ali Efendi //

Rahmetullâhi rahmeten vâsia.
 

Bu makale 6179 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

YAZARLAR

Kuşların Öyküsü20 Mart 2020

TERÖRÜ LANETLİYOURUZ

  
 

HAVA DURUMU

Detaylı bilgi için resmin üzerine tıklayın.

HAYDİ SOHBET EDELİM

SOHBET İÇİN TIKLAYINIZ
İSTATİSTİKLER

İSTATİSTİK

 Sitemizde 13 kategori, 2237  haber bulunmaktadır.

 Bu haberler toplam 13674641  defa okunmuş ve 2756 yorum yazılmıştır.

 

REKLAM ALANI

Kumruluyuz.biz Kumrukent.com © 2005 Tüm Hakları Saklıdır
RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Kumruluyuz.biz & Kumruluyuz.com ve Kumrukent.com un© 2005 Her Hakkı Saklıdır. www.Kumruluyuz.biz , www.Kumruluyuz.com ve www.Kumrukent.com  un hiç bir kişi, kurum ve kuruluşla bağlantısı yoktur. Tamamen kişisel bir sitedir. Web sitemizin dışında farklı siteler kaynak gösterilerek yayınlanan haber ve içeriklerinden Sitemiz sorumlu tutulamaz. Web sitemizde yayınlanan Köşe Yazıları, Makaleler ve Yorumlardan Yazarların kendileri sorumlu olup; içeriklerinden Sitemiz sorumlu tutulamaz.  Sitemizde yayınlanan içerikler izinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Destek & Bilgi: admin@kumruluyuz.biz | Yazılım: Mydesign| Bu Site En İyi (Tüm Tarayıcılarla) 1024*768 Çözünürlükte Görüntülenir.

Altyapı: MyDesign