Kumru Tanıtım ve Haber Portalı
Anasayfa Haber Ara Foto Galeri Videolar Anketler Müzik Dinle Sitene Ekle Tollbar İletişim RSS

MENÜ

KUMRU

HABER 7 SON DAKİKA

HABER ARA


Gelişmiş Arama

SİTEMİZİ BEĞENİN

EN ÇOK OKUNANLAR

Kumru'nun Aliye Hocası [Aliye AYIZ]

Ahmet ÇAPKU

17 Ocak 2015, 00:20

Ahmet ÇAPKU

İlkokuldan üniversite mezuniyetine kadar ne çok hoca ile tanışmışız, dersler yapmışızdır. Yılların akışı içinde bunlardan ancak birkaçı kalır hafızamızda. Onlar da daha çok bize emek vermiş, insan olmayı öğretmiş, hayatın manası üzerine belleğimizde iz bırakmış olanlardır. İlkokul hocaları ise herhalde ilk olmanın etkisiyle ve tertemiz hafızaların onları her daim bilince kazımış olması yönüyle her zaman hafızada ve hatırdadır. Ardından bizim duygu ve düşünce dünyamızda en çok yer edenler kendini gösterir.  

Hocalık ve ilim; bunlar hayatı anlama üzerine bizi beşer iken insan yapan en önemli iki unsurdur. Ana babayı hayatımızın ilk hocaları olarak kabul edersek diğer hocaların da ana babalar kadar insanlık mertebesine erişmemizde katkısı vardır. Bu açıdan ilim kutsal bir yolculuk, hocalar ise bu yolculuğun rehberleri konumundadır. Nasıl ki, rütbelerin en yücesi ilim mertebesi ise âlimler de o makamın müstesna unsurlarıdır. Onlar bize düşünmeyi, san’atı, ahlakı, toplum kurallarını, sevmeyi ve saymayı, meslek edimini, ulvî kabul edilen hususları, tartışma usullerini, tek kelimeyle adam/insan olmayı öğretirler. Sadece teorik olarak değil pratik olarak da bunu gösterirler. Böylece hem tebliği hem temsili kendi bünyelerinde barındırırlar.  

Şu kadar yıllık tahsil hayatımda unutamadığım ve unutmak istemediğim hocalarımdan biri Aliye [Ayız] Hoca’dır. İlkokul sonrası Kur’an kursunda okurken, akraba olmamız hasebiyle bazı akşamlar Aliye Hocalara götürürdü babacığım beni. Aliye Hoca’nın beyi İlhan Hoca ile babam keyifli sohbetler yapar, ben de -biraz utangaç- çocuk halimle Aliye Hoca’mın ikram ettiği çayları içerdim. Nice zaman sonra Aliye Hoca, Kumru İmam Hatip Lisesi’nde edebiyat derslerimize girdi. Bilgisi ve görgüsünden müstefit olduk. Yılların verdiği hocalık birikimini bizlerle paylaştı. Üniversiteye hazırlandığımız yıllarda hafta sonlarını biz talebelerine ayırdı ders tekrarları için. Bayan olması hasebiyle sanırım bayan talebelerin dert anası idi aynı zamanda. Zaman geldi müdür yardımcılığı görevini üstlendi. Evi ve çocukları olan, şu kadar saat derslere giren bir bayan hoca, eğer ki, görevini/mesleğini seven biri olmasa herhalde bu kadar meşakkati bilerek ve isteyerek üstlenemezdi. Buradan hareketle Aliye Hoca’mın görevindeki başarısı ve talebeler arasında değerli bir mertebe edinmesini ben onun mesleğini sevmesine ve mesleğinde derinleşmesine bağlıyorum. Kendisinin, “Dünyaya bir daha gelsem yine öğretmen olmak isterim”, “Ben mesleğimi severek icra ettim” sözlerini başka nasıl anlayabiliriz ki?...  

İnternetin verdiği imkânlardan istifadeyle Aliye Hoca’ma e-mail yoluyla sorular sordum. O da bu fakire yine e-mail ile lütfedip cevaplar gönderdi. Aliye Hoca’nın beyi İlhan Hoca da bu konuda elinden gelen yardımı esirgemedi. Sağ olsunlar. Mezkûr sorular-cevapların yardımı ile aşağıdaki metni oluşturdum. Hasbelkader Aliye Hoca’ya talebe olmuş nice arkadaşın belki okur de eski günleri/maziyi yâd edeceği ve Aliye Hoca’mızın hayat hikâyesinin bir nebze kaleme alınması gerektiği düşüncesinden hareketle böyle bir metni oluşturmaya teşebbüs ettim. Okuyanlara faydalı olması dileğiyle…

…  

Hocalarımın birkaç satır yazı yazdığı hatıra defterime 18.05.1994 tarihinde Aliye Hocam şunları yazmış:

 “Çalışkan ve terbiyeli öğrencim Ahmet. Okulumuzun yeni öğrencilerinden sayılırsınız.[1] Fakat sizi tanıdığım kadarıyla çok efendi, çalışkan, terbiyeli ve dürüst bir öğrencisin. Keşke bütün öğrencilerimiz senin taşıdığın vasıfları taşıyabilse… Sevgili öğrencim Ahmet. Kumru İmam Hatip Lisesi’ndeki tahsil hayatınızı tamamlamak üzeresiniz. İnşallah yüksek okul kazanır, tahsilinize orada devam edersiniz. Yukarıda saydığım vasıfları bir ömür boyu taşıman dileğiyle… Ömür boyu sağlık, mutluluk ve başarılar dileğiyle… Aliye Ayız  -Türkçe Öğretmeni- (İmza)” 

Yukarıda Aliye Hoca’mın benim için kaleme aldığı hatıra yazısında bir hocanın, talebesi ile ilgili hasbî ve samimi iyi niyet ve dileklerini görmek mümkündür. Kim bilir daha kaç talebesinin hatıra defterine onları onurlandıran, geçmişini hatırlatan ve geleceği işaret eden cümleler kaleme almıştır. Hayatında kim bilir ne kadar çok talebeyi okutmuş ve onları hayatın bir ileri merhalesine uğurlamıştır Aliye Hoca. Kendisinin baba tarafı Erzincan’ın Kemah ilçesinden olup zamanla Saraycık Köyü’ne gelip yerleşmişler. Bu yüzden onlara Kemal oğulları denilirmiş. Anne tarafı ise Kumru-Fizme’den Balakçıoğulları’dandır. 1956 Mart’ında Ünye/Saraycık Köyü Hatipli Mahallesi’nde dünyaya gelen küçük Aliye’nin babası Halit (Şen) ve annesi Fatma (Şen) okur yazar durumdadır. Çocukluğu, doğduğu yerde üç kız kardeşi ile birlikte geçer.  

İlkokul dördüncü sınıfa kadar Saraycık Köyü İlkokulunda, dört ve beşinci sınıfları Ünye İnönü İlkokulunda okur. Ortaokulu ise Ünye Merkez Meçhul Asker Ortaokulu, Liseyi Ünye Lisesi’nde [edebiyat bölümü] bitiren Aliye (Şen), Üniversiteyi (o zamanlar üç yıllık olan) Samsun Eğitim Enstitüsü Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde okur. Aslında onun gönlünde ilkokul öğretmeni olmak vardır ancak kendi ifadesiyle ‘tesadüf’ onu Türk dili okumaya sevk eder. Üniversite yıllarında şiir okumayı ve şiir kitapları sever daha çok. Bunlar arasında Cahit Sıtkı Tarancı ve tabi onun “Yaş otuz beş, yolun yarısı eder” diye başlayan Otuzbeş Yaş Şiiri’nin ayrı bir yeri vardır. Kumru’daki hocalık yıllarında, bir zamanlar Kumru İHL müdürü (şu an İstanbul İl Müftüsü) olan Rahmi Yaran ve yine okul müdürü Ahmet Hocaoğlu’nun Aliye Hoca’daki etkileri kaydedilmeye değerdir. Bununla birlikte Kumru İmam Hatip Lisesi’nde kendisiyle birlikte görev yapan diğer hocaların, meslektaş olmanın ötesinde bir kardeş yaklaşımı sergilediklerini Aliye Hoca minnetle yadeder.  

İlk öğretmenliğe 1979 yılında Kumru Lisesi’nde başlar. 1980 ile 1994 yılları arasında ise Kumru İmam Hatip Lisesi’nde görev yapar. Bu açıdan Kumru İHL öğrencileri üzerinde onun emeği çoktur desem mübalağa olmaz. Böylece onbeş yıl boyunca Kumru’da hocalık yapan Aliye Hoca’yı pek çok talebe tanır ve ondan ders alır. Kumru’dan ayrıldıktan sonra 1995 yılında Ünye Merkez Meçhul Asker Ortaokul’a geçer ve daha önce kendisinde talebe olduğu okulunda 2002’de emekli olana kadar hizmet verir. Böylece Aliye Hoca hem kendisinde doğup büyüdüğü Ünye’ye hem de kendisine gelin olduğu Kumru’ya hocalık yaparak hizmet vermiş olur. Hocalığı yıllarında pek çok sıkıntı ve zahmetli durumlarla yüz yüze gelmiş. Kendisinden dinleyelim:  

“Öğretmenlik yıllarımda imkânsızlıklarla karşılaştım ama bunların hiç birinden yılmadım. Örneğin hayvan barınaklarında (ahırda) ders anlattım çocuklarıma. Hayvanların yem yedikleri bölümlerden fareler çıkıyordu. Öğrencilerimden çok ben korkuyordum ama bu korkumu hiçbir öğrenciye yansıtmadan derslere devam ederdim. Tekrar ifade ediyorum ki, bu imkânsızlıklar beni yıldıramadı. Aksine daha çok çalıştım, mücadele ettim. Mesela hafta sonları hiçbir ücret talep etmeden üniversiteye hazırlık kursları verdim. Çünkü öğrencilerimin gidebileceği herhangi bir dershane veya etüt yapabileceği bir kurum yoktu. Eğitim daha önemliydi. Mutlaka eğitimlerini devam ettirip akademik eğitim alarak güzel yerlerde kamu görevi alarak yaşadıkları zor yaşam şartlarından kurtulmaları, anne-babalarını onura edip bu güzel vatanımıza faydalı olmaları benim için çok önemli idi. İyi ki öyle olmuş diyorum. Keşke öğrencilerim için daha fazla fedakârlıklar yapabilseydim. Çünkü onlar her şeyin en iyilerine layık. Çünkü onlar bizim geleceğimizdir.” 

            Öğrencilerine her zaman ana sevgisi ve şefkati ile yaklaştığını belirten Aliye Hoca “Öğrencilerimin hepsini evlat sevgisi ile sevdim” demekte ve onlara ahlak ve görgü kurallarını aşılamaya çalıştığını belirtmektedir. Hocalık yıllarında disiplin, ilim ve öğrenme heyecanına, tertip düzene önem veren Aliye Hoca özellikle saygı kurallarının kendisi açısından çok önemli olduğunu dile getirir. Şu kadar yıllık hocalık ve ilim hayatının kendisinde ‘insan sevgisini çoğalttığını’ söyleyen Aliye Hoca’nın bazı durumlarda hoş anıları da olmuş:             

“Lise birinci sınıfta edebiyat dersinde bakanlık müfettişi teftişe geldi. Heyecandan iki öğrencinin ismini karıştırdım. Sınıfın en çalışkanı Selami ODTÜ’yü bitirdi. Diğeri İshak. Sağolsun öğrencilerim durumu fark etti. Müfettişe hiç çaktırmadan dersi tamamladık. Zil çalıp müfettiş sınıftan çıkınca öğrencilerle beraber kahkahayı bastık!” 

Kendisi için okulun maddî görünüşü değil manevi yönünün önemli olduğunu ifade eden Aliye Hoca, bu açıdan Kumru İHL’ni örnek verir. Hoca-talebe ve okul irtibatı konusunda mezun ettikleri talebelerin kendilerine hemen her zaman saygılı olduklarının altını çiziyor ve “Allah’a binlerce kere şükür! Mezun olan öğrencilerim ben ve diğer öğretmen arkadaşlara gereken saygıyı gösteriyorlar” diyor. Hocalık yaptığı yıllardaki kitapların o zamana göre belli ölçüde yeterli olduğunu ancak elinde imkan olsa bunların gerek görsellik ve gerekse içerik yönünden çok daha kaliteli olmasına özen göstereceğini belirtiyor. Demek ki, Aliye Hoca ders kitabı olarak talebenin önüne konulan kitapların bir açıdan yetersizliğini dile getiriyor. Onun bu düşüncesi sanırım eğitim öğretimle ilgilenen hemen birçok hocanın katıldığı ortak bir fikir olsa gerek. Bir de ders müfredatından sayıları on-onbeşi bulan derslerin durumlarını kendisine sorduğumuzda, “Ben olsam ders sayısından ziyade içeriklerine önem veririm” şeklindeki cevabı herhalde bu işi yakından bilen bir hocanın vereceği bir cevap olsa gerek.  

Kendisine talebe olmuş kişilerden beklentisi, insanlara saygıda kusur etmemeleri şeklindeki kendini gösterir. Kişinin/talebenin kendine saygısı bağlamında diyelim okullarda kopya meselesini kendisine sorduğumuzda “Benim için kopya çekmek her zaman hırsızlıktır! Ben daima dürüstlükten yanayım” diyerek kesin bir tavır ortaya koyar. Kumru gibi küçük yerlerde okuyup mezun olanların hemen birçoğunun teslim edeceği üzere okullarda yeteri ölçüde laboratuar, spor, sanat, dil, atölye çalışmaları vb. imkanı yoktu. Adeta cihanı fethedecekmiş edasıyla okuldan mezun olan ve üniversite kazanan nice talebe bunun eksikliğini her daim hissetmiştir. Bunu Aliye Hoca’ya hatırlattığımızda oldukça realist bir bakış açısıyla, “O zamanki imkanlar o kadardı. Şartlar iyi olsaydı bunları öğrencilerimizden esirgemezdik” diye yanıtlıyor.  

Ders veren hocanın anlatacağı derslere hazırlıklı gelmesi ayrı bir önem taşır eğitim-öğretimde. Bu bağlamda Aliye Hoca, ertesi günü anlatacağı derslere önceden hazırlık yaparak gelirmiş. “Hocalık yıllarımda öğrencilerime en iyisini öğretmek için akşamdan onlara vereceğim dersi çeşitli kaynaklardan araştırır not alır onların karşısına öyle çıkardım” diyor bu konuda. Bir ara idarecilik de yapan Aliye Hoca’ya okul, dersler ve ev işlerini sorduğumuzda, “Evet, idarecilik öğretmenliğin önünde bir engeldir. Bence öğretmen sürekli kitap okuyup kendini yenilemeli, yeniliklere açık olmalı” diyor. Bu açıdan kendini hocalığa adamış her insanın başına gelen hallerde olduğu gibi o da talebelerine gösterdiği ilgiyi ve ayırdığı zamanı, evinde beyi İlhan Hoca’ya ve çocuklarına gösteremediğini dile getiriyor. “Aslında, diyor, önce eş ve çocuklar ancak ben öğrencilerimi ön planda tutmuşumdur.”  

Hocalığı döneminde herhangi bir kitap çalışmasının olup olmadığını sorduğumda; “Bu gibi çalışmalarım olmadı. O yönden kendimi eksik hissediyorum. Çünkü okul ve ev işlerinin yoğunluğundan bir tür çalışmalara zaman kalmadı” diyor. Kendisi şu sıralar Ünye’de yaşıyor. Emekli ve denize nâzır evlerinin balkonunda her gün denizin ve göğün maviliği ile Ünye sahil yolu kenarındaki çamlığı seyrediyor. Geçtiğimiz yaz döneminde kendilerini ziyaret ettiğimde “Hocam, madem ki, böyle bir evde oturuyorsunuz, sizlerden anılarınızı ve iyi bir şiir kitabı beklemek hakkımız” dediğimde gülümseyerek yine işlerinin yoğunluğundan söz etmişti. Ne diyelim, ben yine de Aliye Hoca’mızdan bu eserleri beklemeye devam edeceğim. Çünkü ülkemizde nice önemli hizmet vermiş insanımızın sonraki nesillere tecrübelerini, düşüncelerini ve umutlarını aktarabildiği eserler o kadar az ki!... Neredeyse ömrünü talebelerinin yetişmesine, insan olmasına vakfetmiş Aliye Hoca’nın bu yönde kaleme alacağı eserler, sanırım kendisini seven talebeleri için aynı zamanda yol gösterici bir kılavuz hükmü taşıyacaktır. Aliye Hoca’mıza hayırlı, uzun ve bereketli yıllar diliyorum. Kendisine talebe olanların Ünye’ye yolu düşerse Aliye Hoca’mızın evladı konumundaki talebeleriyle yine hoş sohbetler yapacağından eminim.  


 

[1] Ben lise son iki yılı Kumru İHL’nde okumuştum. Bu açıdan Aliye Hoca beni okula yeni gelmiş bir öğrenci olarak nitelemiştir.

Bu makale 6735 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

YAZARLAR

Kuşların Öyküsü20 Mart 2020

TERÖRÜ LANETLİYOURUZ

  
 

HAVA DURUMU

Detaylı bilgi için resmin üzerine tıklayın.

HAYDİ SOHBET EDELİM

SOHBET İÇİN TIKLAYINIZ
İSTATİSTİKLER

İSTATİSTİK

 Sitemizde 13 kategori, 2237  haber bulunmaktadır.

 Bu haberler toplam 13604255  defa okunmuş ve 2756 yorum yazılmıştır.

 

REKLAM ALANI

Kumruluyuz.biz Kumrukent.com © 2005 Tüm Hakları Saklıdır
RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Kumruluyuz.biz & Kumruluyuz.com ve Kumrukent.com un© 2005 Her Hakkı Saklıdır. www.Kumruluyuz.biz , www.Kumruluyuz.com ve www.Kumrukent.com  un hiç bir kişi, kurum ve kuruluşla bağlantısı yoktur. Tamamen kişisel bir sitedir. Web sitemizin dışında farklı siteler kaynak gösterilerek yayınlanan haber ve içeriklerinden Sitemiz sorumlu tutulamaz. Web sitemizde yayınlanan Köşe Yazıları, Makaleler ve Yorumlardan Yazarların kendileri sorumlu olup; içeriklerinden Sitemiz sorumlu tutulamaz.  Sitemizde yayınlanan içerikler izinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Destek & Bilgi: admin@kumruluyuz.biz | Yazılım: Mydesign| Bu Site En İyi (Tüm Tarayıcılarla) 1024*768 Çözünürlükte Görüntülenir.

Altyapı: MyDesign