Kumru Tanıtım ve Haber Portalı
Anasayfa Haber Ara Foto Galeri Videolar Anketler Müzik Dinle Sitene Ekle Tollbar İletişim RSS

MENÜ

KUMRU

EN SON HABER

HABER ARA


Gelişmiş Arama

EN ÇOK OKUNANLAR

SİTEMİZİ BEĞENİN

İlk Okulumuz

Ahmet ÇAPKU

20 Aralık 2018, 00:47

Ahmet ÇAPKU



Hangi çocuk, ilkokula adım attığında içinde heyecan ve kaygı duymamıştır ki… Aile ortamından farklı bir ortama, sosyal hayata ilk adımını attığı yerdir ilkokul. Aileden yavaş yavaş uzak düşmenin getirdiği kaygı ise ilk anlarda hep kendini hissettirir. Oraya gelen farklı muhitin çocuklarıyla ilk arkadaşlıklar, ona hayat boyu lazım olacak bilgileri veren ilk öğretmenler, ev içi sıcaklığından farklılık arzeden ilk kurumsal yapı…

                Üzerimize giydirilen önlükler, elimize tutuşturulan defterler ve kalemler, cebimize konulan harçlıklar… Bizimle birlikte yollara dökülen yol arkadaşlarımız. Sabahın uyku mahmurluğuna eşlik eden nesim rüzgarları. Daha önce evimizin buğulu penceresinden seyre daldığımız yağmurların, karların, uçuşan yaprakların içinde kendi yalnızlığımızda yer almak. Bir çiçeğin topraktaki veya daldaki büyülü duruşuna yakından tanıklık etmek, kuşların cıvıltılı nağmelerine biraz daha içten ve kendimizce eşlik etmek. Kitaplar dünyası ile kurulan ilk temas. Sınıf duvarlarında sanki canlı imiş gibi duran mevsim tabloları. Harfler, heceler, kelimeler, cümleler, rakamlar ve değişik çizgiler dünyası.

                Birlikte oturduğumuz sıra arkadaşları, tenefüslerde her mevsime göre değişiklik arzeden çeşitli oyunlar. Körebe, ip atlama, birdirbir, güvercin taklası, misket (pıtık), elek, çizgi, kartopu, kardan adam, kayınmaç, futbol, yakan top, al satarım bal satarım, çelik çomak, bokuç, çalıdan at koşturmaca, ok ve yay yarıştırmaca, uçurtma, saklambaç vd. Çocuk dünyası aynı zamanda oyun demektir. Çocuk için ne kadar oyun varsa o denli hayatı yakından tanımaktan söz edebiliriz. Onun için ilkokul, dersler kitaplar ile oyunların iç içe olduğu coşkulu dönemdir. Bu açıdan, hangi okul, öğrenciye bu aşamada ne denli çok oyun imkanı sunarsa oradaki talebelerin daha müteşebbis olacağına inanırım.

                İlkokul demek aynı zamanda ilk-taze hafıza-lar demektir. İnsan, ilkleri unutabilir mi ?... Onun için eskiler, ‘ilk intiba önemlidir’ demişler. Yıllarca ilim tahsil ederiz de, ilkokul öğretmenlerini hemen hiç unutmayız. Hem çocuk hafızası hem de ilk olmanın avantajı. Ve o muhitteki çizgiler, renkler, hikayeler, intibalar adeta mermere kazınmışçasına hafızamızda yer eder. Onun için ilkokulların mekan olarak özenle tasarlanması yerinde bir uygulama olur.

Sınıf içi hiyerarşi ile tanışma, çocukta bir siyaset-sosyal hayata dair ilk izlenimleri kazandırır. Bir başkan ve başkan yardımcısı seçilmesi durumu. Sınıf içi kolların (Kızılay, kitap, tiyatro, izci-gezi vd.) oluşumu. Ödev ve temizlik kontrolleri. Bütün bunlar aile dışında çocuğa sorumluluk kazandıran ve onu kendi ayakları üzerinde durabilmesi adına hayata hazırlayan unsurlardır. Bu yönüyle ilkokul sadece ilk bilgilerin değil hayata dair ilk deneyimlerin de küçük ölçekte talim edildiği mekanlardır.

Bence çocuğun mizacının (karakter), gelecekte ne-ler vaat ettiğinin ilk görüntülerinin belirdiği aşama ilkokuldur. Bu açıdan ilkokul öğretmenlerinin fevkalade özenle yetiştirilmesi ve seçilmesi gerektiği kanaatindeyim. Zira ilkokul öğretmenleri sadece bir öğretici değil aynı zamanda ilkokul talebesi için bir kılavuz, onun hislerine yakın durabilen ve onu anlayabilen, yine çocuğun seviyesine inip onun anlayabileceği dilden konuşarak iyi niyet ve tecrübesiyle ona yol yöntem gösterebilen kişilerdir. Öğrencinin mizacına, ruhuna (hissiyât) ve aklî düşünme melekesine şekil verenler, öğretmenler olacaktır.

…

Çocukluğumda bir köy ilkokulunda okudum. İlkokul birinci sınıfa başladığımızda üzerimizde ‘karalık’ denilen siyah önlükler vardı. Mahalle arkadaşlarımızla birlikte bir Eylül ayında yollara düşmüş ve artık ‘okullu’ olmuştuk! Alelâde bir çanta, içinde kitaplar ve defterler. Bir yanında küçük bir ekmek veya börek parçası. Yabancılık hissi, gariplik, etrafı tanıma gayreti, oyunlar, dersler… Okul çıkışı ödevler ve daha sonra aile işlerine yardım. Öğretmenlerimizin hemen her sabah saç baş ve temizlik kontrolleri ve diğer rutin etkinlikler.

Birinci sınıfta okumaya başladığımızda öğretmenimizin Güzel Türkçemiz kitabını elimize tutuşturmasının getirdiği heyecan hali… Kitaptaki Hacivat – Karagöz, Keloğlan, Nasrettin Hoca gibi figürler bize sanki canlıymış gibi gelirdi. Bu konuda ilkokul kitaplarının fevkalâde güzel ve görsel hazırlanması, yanlışsız yazılması, belli bir hiyerarşi takip edilerek talebenin hem hayal hem de akletme yetisine yol göstermesine tarafım. Bazı şiirler muhayyilemizi harekete geçirir, tabiat resimleri düşlerimizi süslerdi. Hayat Bilgisi bizi yaşadığımız çevreden, dünyadan haberdar ederdi. Matematik ve dört işlem bizi yavaş yavaş soyut düşüncelerle tanıştırırdı. Okul yolunda bulunan çalılardan sayı sayma çubukları yapardık. Müzik dersi nağmelerin dünyasına bizi taşırdı. Resim dersi ise renklerle kendimize apayrı bir dünya kurmamızı sağlardı.

Yedi sekiz yaşlarında bir çocuğun derse odaklanması ne kadar olabilir ki ?... Ara sıra sınıfın penceresinde tabiattaki oluşu seyre dalardık. Yağmurlar, karlar yağar, rüzgarlar eser, kuşlar ve yapraklar uçuşur, bulutlar başımızın üstünden geçerdi. Tepelere kar düşmüş ise okul bahçesinden onları seyre dalmak ayrı bir duygu oluştururdu.

İkinci sınıftı galiba. Kerrat Cetveli (çarpım tablosu) ezberlenmesi ödevi vardı. Bir gün öğretmenimiz bütün sınıfı teste tabi tuttu. Sadece eksiksiz cevap verenin teneffüse çıkabileceği o heyecan unutulabilir mi ?.. Yerli malı haftamız olurdu. Ürünler yerli olması gerektiği için annelerimizin bize hazırladığı yiyecekleri götürürdük okula. Fındık, ceviz, meyveler, börekler vb. Hoş bir anı olarak kaldı hafızalarımızda. Sınıftaki sobayı kışın nöbet çizelgesine uygun olarak bizler harlatır ve bir gün önceden temizlenen sınıf, ders için hazır hale gelirdi. Ve her sabah ellerimizde bir odun ile okula giderdik. Böylece sınıfların yakacak ihtiyacı karşılanmış olurdu. Kimi öğrenci için kışın o odunları kesip soba için yanacak hale getirmek ayrı bir zevk-ayrıcalık idi (!).

Bazen yıl sonunda tiyatro oynanırdı. Veliler ve ilçenin önde gelenleri davet edilir, bir şenlik havası oluşurdu. Bu meyanda okul baştan sona temizlenir, şölen havası verecek şekilde süslenir, özel yiyecekler hazırlanırdı. Gezilerimiz olurdu okullar arası veya tabiatı tanımak amacıyla. Önceden hazırlanırdık bu gezilere. Oyunlar oynanır, öğretmenlerimiz tabiat ile ilgili bize bilgiler verirdi. Bazen yıl sonunda okula sinema getirilir, bir iki film seyrettirilirdi. Bir defasında ilçe gezisine gidilmiş ve her bir öğrenciye belli görevler-roller dağıtılmıştı.  

Orta ve yıl sonu karnelerin dağıtımı törenleri hep heyecanlı olurdu. Öyle ya, herkes gayretinin neticesini görmenin telaşı ve heyecanı içinde olurdu. Karneleri alır almaz şöyle bir bakar, doğruca evin yolunu tutardık. Anne babamızdan, yakınlarımızdan koca bir aferin veya küçük bir hediye gönlümüzün doyması için yeterdi… Ara karne dağıtımının ardından sanki bitmeyecekmiş gibi duran onbeş günlük bir ara tatil olurdu. Ki bu arada kar yağdığında keyfimize diyecek olmazdı. Ellerimiz buz tutuncaya kadar kızak kayınmadan kar topu oynamaya, kardan adam yapmaktan kuş tutmaya kadar uzanan çizgide türlü çeşit etkinlik bizi beklerdi.

Her bir mevsimin okul açısından ayrı bir yeri vardı. Okul bahçesinin çiçekliğinde mevsime uygun çiçekler bulunurdu. ‘Yemşen’ [kasımpatı], ‘kabalak’ [gülhatmi], susam [süsen], çamgülü [yıldız çiçeği], çeşitli (dikenli) güller… Sonbahar demek, tabiattaki renklerin yeşilden kahverengine bürünmesi, soğuk rüzgarlarla yaprakların dökülmesi, yağmurlar, karlar, soğuklar demekti biraz da. Turnaların dizi dizi göç edişi, Kasım başlarında tepelere kar düşmesi, güz işlerinin köylülerce görülmesi… Kış, hem bir çilenin hem de biz çocuklar için eğlencenin farklı bir çeşiti idi. Her bir kar tanesinin gökten bir melekle yeryüzüne indirildiğine inanırdık. Tarifsiz bir sevinç dolardı içimize kar yağışını seyre dalarken. Köy şartlarında çıtır çıtır yanan soba başında dışarıdaki karları seyre dalmanın neşe ve sürûrunu bilmem bugünün yetişen çocukları nasıl anlayabilir ?.. Sabahleyin okula giderken, içimizde gürbüz olan biri önümüze geçer, karları yara yara yol alır, ‘çığır’ açardı. Biz de onu izlerdik. Okul yolunda birkaç komşunun kapı bekçisi köpeklerinden yol almak ayrı bir dertti. Lakin her şeye rağmen okul ortamı ve yeni bilgiler (keşif) öğrenmek bütün bu zahmete değerdi.

…

Aradan şu kadar yıl geçti. İlkokulmuzda nice öğrenci ilk okuma yazmayı öğrendi. Niceleri orada öğretmenlik yaptı. Yıllarca ilim yolunda yürüdük, yürüyoruz. İlkokul öğretmenlerimiz hep hafızamızda kaldı. Üzerimizde epey emekleri var elbette. Beşinci sınıfın bahar döneminde son karnemizi dağıtmışlardı. Artık ilkokul bizim için bitiyordu! Karneyi elime aldım ve sevinçle evimizin yolunu tuttum. Köyümüzün biraz yokuşlu yolunu tırmanırken şöyle geri dönüp bir karneme bir de okuluma baktım… İçim bir tuhaf olmuştu… Karnemin ‘pekiyi’lerle dolu oluşuna mı sevineyim yoksa okulumun, o ortamın, bir daha benim için olmayacağına mı üzüleyim… Buruk bir sevinç hali… Ne yalan söyleyeyim, o ‘buruk sevinc’imi bugün bile hatırladıkça ilkokulum içimde hep bir özlem olarak yerini korur. Hey gidi günler, demekten kendimi alamam.  

Bu makale 741 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

YAZARLAR

Tadı Damağımızda Kalan Yemeklerimiz07 Mart 2019

TERÖRÜ LANETLİYOURUZ

  
 

HAVA DURUMU

Detaylı bilgi için resmin üzerine tıklayın.

HAYDİ SOHBET EDELİM

SOHBET İÇİN TIKLAYINIZ
İSTATİSTİKLER

İSTATİSTİK

 Sitemizde 13 kategori, 2212  haber bulunmaktadır.

 Bu haberler toplam 12322772  defa okunmuş ve 2753 yorum yazılmıştır.

 

REKLAM ALANI

Kumruluyuz.biz Kumrukent.com © 2005 Tüm Hakları Saklıdır
RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Kumruluyuz.biz & Kumruluyuz.com ve Kumrukent.com un© 2005 Her Hakkı Saklıdır. www.Kumruluyuz.biz , www.Kumruluyuz.com ve www.Kumrukent.com  un hiç bir kişi, kurum ve kuruluşla bağlantısı yoktur. Tamamen kişisel bir sitedir. Web sitemizin dışında farklı siteler kaynak gösterilerek yayınlanan haber ve içeriklerinden Sitemiz sorumlu tutulamaz. Web sitemizde yayınlanan Köşe Yazıları, Makaleler ve Yorumlardan Yazarların kendileri sorumlu olup; içeriklerinden Sitemiz sorumlu tutulamaz.  Sitemizde yayınlanan içerikler izinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Destek & Bilgi: admin@kumruluyuz.biz | Yazılım: Mydesign| Bu Site En İyi (Tüm Tarayıcılarla) 1024*768 Çözünürlükte Görüntülenir.

Altyapı: MyDesign