Kumru Tanıtım ve Haber Portalı
Anasayfa Haber Ara Foto Galeri Videolar Anketler Müzik Dinle Sitene Ekle Tollbar İletişim RSS

MENÜ

KUMRU

HABER 7 SON DAKİKA

HABER ARA


Gelişmiş Arama

SİTEMİZİ BEĞENİN

EN ÇOK OKUNANLAR

Çocuk ve Oyun

Ahmet ÇAPKU

20 Ocak 2019, 21:20

Ahmet ÇAPKU

Çocuk ve Oyun
[Çocukluk Oyunlarımız]

Henüz dört beş yaşlarımda bir çocuk iken, benden büyük çocukların el ele tutuşarak halka halinde bir merkezin etrafından döndüklerini ve şu şarkıyı/maniyi (?) coşkulu sesle söylediklerini hatırlıyorum: “Arabistan buğdayları / Severler sevdiğini / Kız seni almaya geldim / Halini sormaya geldim!”… İmparatorluk devletinin kokusunu taşıyan bu oyunların üzerinden nice on yıllar geçti. Lakin bu manzara hâlâ gözlerimin önündedir. Köy şartlarında futbol oynarken yaşlıların gelip futbol topunu çocukların elinden aldıklarını, gerçek öyle olmadığı halde sanırım dışarıdan geldiğini fark ettikleri söz konusu oyuna bir tepki olarak; ‘Bunu oynamak günahtır, çünkü bu oyunda teptiğiniz top, Hz. Hüseyin Efendimiz’i şehit eden zalimlerin onun mubarek kafasına yaptığı harekettir!’ diyerek bizleri nasıl azarladıklarını da hatırlıyorum!... Şimdiki çocukların oyunları ne çok değişti!... Köylerden şehirlere göç ile birlikte köyün güvenli, her çehrenin tanıdık olmasının getirdiği sosyal doku epey bozuldu ve çocukların güvenli alanı, tıpkı sokaklar gibi daraldı. Tabiatın kucağından dijital dünyanın kucağına doğru bir seyir söz konusu artık.

Çocuk demek biraz da oyun demektir. Onun dünyası, oyunlar üzerine kuruludur. Muhtelif oyunların ilk ortaya çıkışı nasıl olmuştur sorusu, üzerinde durulabilir bir meseledir. Oyunların içinde aklın kullanılması, hayalin çalıştırılması, zekanın kavramları tasnif ve tafsili, vehmî kurguların kendini göstermesi yanında dil, ahlak, mantık ile ilgili nice unsurlar, kurallar ve sorumluluklar söz konusudur. Her bir toplumun kendi geleneğinden beslenen oyunları vardır. Bu açıdan her bir oyun, ait olduğu tarihten beslenir ve yetişen nesle gelecekte sergileyebileceği rolleri öğretir. Tabi her bir oyun, elbette kendi döneminin ruhunu yansıtır.

Oyun sadece çocukların hayatında görülen bir olgu değildir. Bir eğlence, ferahlama unsuru olarak yetişkinlerin hayatında da kendini gösterir. Daha gelişmiş, akıl ile iç içe geçmiş haliyle oyunlar hayat boyu insanla birliktedir. Yerine göre spor etkinliği görünümüne bürünen oyunlardan bahsedebiliriz. Cirit, bilek güreşi, uzun atlama, ağırlık atma, at yarışı, horoz dövüşü ve diğerleri. Çocuklar, gençler bu şekilde hayata hazırlanır, meslek sahibi olmayı öğrenir, mücadele ruhunu kazanır. Çünkü oyunlarda kazanmak yanında kaybetmek de vardır. Grup içinde yer alma yanında yalnız kalma ve mücadeleyi tek başına devam ettirme de vardır. Gülme, sevinme yanında üzülme ve hüzün de vardır. Normal hayatta ne varsa benzer şeyler oyunlarda da vardır.
…
Çocukluk dünyamızda çeşitli oyunlarımız vardı. Bunlar bizim çocuk dünyamızı inşa ettiğimiz, geçmişimizden tevarüs ettiğimiz hususlardı. Bu cümleden olarak şunları dile getirebiliriz.

-    Elek (Ateş Yakmaca): Bu oyun iki grup arasında kurulur. Her bir grup en az üç kişiden oluşur. Karşılıklı başlayan oyunda herhangi gruptan biri öne atılır ve ileriye doğru koşmaya başlar. Diğer gruptan biri çıkar onu yakalamaya çalışır. Ve böylece her bir gruptan birer birer art arda koşmaya başlayan kişilerden ilk önce her kim önündekini yakalarsa oyunun bu safhası bitmiş, karşı taraftan bir kişi esir edilmiş olur. Ve o esir edilen kişi, onu yakalayan grubun safında bir köşede tutulur. Böylece hangi grup diğer tarafı saf dışı bırakırsa oyunun kazananı o grup olur.

-    Çelik-Çomak: Biri uzun (yaklaşık 120 cm), diğeri kısa (yaklaşık 20 cm) iki farklı odun/ çubuk ile oynanır. En az iki kişi ile kurulan oyunda bir ‘emen’ denilen yer belirlenir. Orada oyunun kazanan kişisi bulunur. Diğeri ise kaybeden kişidir ve küçük parçanın ileriye fırlatılıp atılması esnasında emenin ilerisinde yer alır. Şayet küçük parçayı, uzun odun parçası boyundan daha kısa miktarda yaklaştıracak şekilde emene atabilirse kazanan kişi olur. Eğer ki, kısa parçayı emene yakın atamazsa bu sefer kazanan kişi emen ile kısa odun parçası arasını adımlar ve adım sayısı kadar puan elde eder. Böylece elli veya yüz adıma ulaşınca bir tam puan elde etmiş olur. Böylece oyun devam eder.

-    Bokuç: Büyücek bir taşın üzerine küçük bir taş dikilir. ‘Emen’ denilen bir yer belirlenir. Emen ile bokuç taşları arasında yaklaşık on adımlık bir mesafe vardır. Üç beş kişi ile oynanan oyunda bir ‘ebe’ belirlenir. Ebe, bokuç taşının başında bekler. Emenden taş atanlar küçük taşı eğer ki, oradan uçururlarsa, ebe, hemen o taşı bulup büyük taşın üzerine diker. Ama bu arada ona taş fırlatan kişi, ebe, küçük taşı bulup oraya dikene kadar kendi taşına koşup ona basmalı ve mümkünse onu kapıp emene koşmalıdır. Eğer ki, bunu başaramazsa ebe ona dokunur ve böylece o kişi yanmış/yakalanmış olur ve ebe tayin edilir. Oyun böylece devam eder.

-    Güvercin Taklası: Dörderli iki gruptan oluşan, sekiz kişiyle oynanan bir oyundur. Atılan kura ile bir grup atlamaya başlar. Diğer grup sırt sırta ve baş başa verir bir şekil alır. Atlama halindeki gruptan herhangi biri yere düşerse bu sefer o grup kaybetmiş sayılır ve diğer grup bu sefer oyunun kazanan grubu olarak oyuna devam eder. Birdirbir oyunu da güvercin taklasının farklı bir görünümü olarak kabul edilebilir. Bu oyun iki üç kişi ile de oynanabilir. Biri belini büküp eğilir, diğerleri onun üzerinden atlar. Atlarken düşen kişi yanmış (oyunu kaybetmiş) kabul edilir ve bu sefer o eğilir, diğerleri oyuna devam eder.

-    Pıtık (mile, misket): En az iki kişiyle oynanır. ‘Emen’ denilen bir yer belirlenir. Emene yaklaşık bir metre uzaklıkta bir yere ‘dim’ denilen ‘düğme/ler’ konulur. Her kim ki, ileriye dikilen düğme/lere vurursa vurduğu kadar düğme alır. Böylece düğmelerden her kim daha çok elde ederse, kazanan kişi olur. Veya misketiyle diğerinin misketini vuran kişi, vurduğu kadar sayı elde eder. Belirlenen sayıya ulaşan kişi kazanan olur.

-    Çizgi: Bu oyunda en az iki kişi olur. Diktörtgen bir çizgi içinde altı tane kare olur. Üçü bir yanda üçü de ona muvazi olacak şekildeki çizgi oyununda her bir kareyi geçebilmek için oynayan kişi, elindeki taş - kaya parçasını belirlenen çizgiye atarak onu tutturması gerekir. Ve oyunu oynarken kaya parçası asla çizgiler üzerine gelmemelidir. Geldiğinde o oyuncu yanmış/kaybetmiş kabul edilir ve diğeri oynamaya başlar. Böylece her kim, oyunu başarı ile bitirirse kazanmış sayılır.

-    Kayınmaç: Kış geldiğinde kardan adam yapma, kartopu oynama gibi oyunlar yanında özellikle karda kayınma oyununu hatırlayabiliriz. Eskiden köylerde suni gübre torbaları olurdu plastikten. Kolay yırtılmayan bu poşetler karda harika kayardı. Köylü çocukları bu torbaların üzerinde yamaç aşağı kayınma/ç oynar, adeta rüzgarla yarışırlardı !  
Yetişkinlerin oynadığı oyunlar da vardı. Özellikle kısa Ramazan gecelerinde teravih namazı sonrası sahur vaktine kadar köyün gençleri bir araya gelir, vakit geçirmek için oyun oynarlardı. Bu cümleden olarak şunları kaydedebiliriz.

-    Dokuz Kaya: İçiçe geçmiş dikdörtgen şeklindeki üç halkanın her bir düz çizgilerinin orta yerlerine dışarıdan içeriye doğru birer çizgi çizilir. İki kişi arasında oynanan bu oyunda her bir oyuncunun elinde dokuz küçük kaya (veya kuru fasülye vb.) olur. Çizgiler üzerinde yan yana dizili üç kayayı bir araya getiren kişi üç yapmış olur ve ‘Üç ve bir tane hiç’ diyerek diğerinin kayalarından birini alır (yer). Böylece karşı tarafın kayalarından iki tane kalana kadar hiç eden/yinen kişi, onu yenmiş olur.  Oyunun kurallarından biri, üç halinde olan taşlardan asla alınamaz. Bir diğeri ise kayaları üçe kadar düşen kişi, artık istediği yere kayalarını konabilir-koyabilir.
 
-    Yüzük: Ortadan kırılan çeviz kabukları içine küçük bir mısır vb. parçasının saklanması şeklinde oynanan bir oyundur. İki kişi arasında oynanan bu oyunda, belirlenen seviyede sayı alan kazanır.
Burada dile getirilen birkaç oyun yanında çocukların tarlalarda taştan, çamurdan yaptıkları şehirler, arabalar, yollar apayrı bir hususiyet taşır. Yine körebe, al satarım bal satarım, saklambaç (guguk oyunu), ok atma ve yarıştırma, ırmaktaki göletlere yüksekten atlama ve su içine dalma yarışmaları, koşu, ip çekme, ip atlama, fırıldak yapma, uçurtma, çivi dikme, salıncak, futbol, üç tekerlekli araba yapma, güreş, gurk, beş taş, bezirgan başı, ayak üstü atlama (köprü kurma), şehir bulmaca gibi nice oyunları da bu cümleden olarak zikredebiliriz. Çocukluk hayatımızda oynadığımız ve bizi hayata hazırlayan bu oyunların, kayda alınarak sonraki nesillere en güzel şekilde aktarılması bence önem arzediyor. Çünkü dijital dünyanın oyunlarını biz belirleyemezsek, nesillerimiz, kendi köklerimizden kopabilir. Kendi köklerinden beslenemeyenler kendi göklerini nasıl inşa edebilirler ki ?... Kendi anlam küresinden dünyaya bakmayı öğrenemezlerse bu dünya hayatının da neticede, Kur’an’ın ifadesiyle, bir ‘oyun’ olduğunu nasıl anlayabilirler ki…

Bu makale 841 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

YAZARLAR

Kuşların Öyküsü20 Mart 2020

TERÖRÜ LANETLİYOURUZ

  
 

HAVA DURUMU

Detaylı bilgi için resmin üzerine tıklayın.

HAYDİ SOHBET EDELİM

SOHBET İÇİN TIKLAYINIZ
İSTATİSTİKLER

İSTATİSTİK

 Sitemizde 13 kategori, 2237  haber bulunmaktadır.

 Bu haberler toplam 13675712  defa okunmuş ve 2756 yorum yazılmıştır.

 

REKLAM ALANI

Kumruluyuz.biz Kumrukent.com © 2005 Tüm Hakları Saklıdır
RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Kumruluyuz.biz & Kumruluyuz.com ve Kumrukent.com un© 2005 Her Hakkı Saklıdır. www.Kumruluyuz.biz , www.Kumruluyuz.com ve www.Kumrukent.com  un hiç bir kişi, kurum ve kuruluşla bağlantısı yoktur. Tamamen kişisel bir sitedir. Web sitemizin dışında farklı siteler kaynak gösterilerek yayınlanan haber ve içeriklerinden Sitemiz sorumlu tutulamaz. Web sitemizde yayınlanan Köşe Yazıları, Makaleler ve Yorumlardan Yazarların kendileri sorumlu olup; içeriklerinden Sitemiz sorumlu tutulamaz.  Sitemizde yayınlanan içerikler izinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Destek & Bilgi: admin@kumruluyuz.biz | Yazılım: Mydesign| Bu Site En İyi (Tüm Tarayıcılarla) 1024*768 Çözünürlükte Görüntülenir.

Altyapı: MyDesign