Kumru Tanıtım ve Haber Portalı
Anasayfa Haber Ara Foto Galeri Videolar Anketler Müzik Dinle Sitene Ekle Tollbar İletişim RSS

MENÜ

KUMRU

HABER 7 SON DAKİKA

HABER ARA


Gelişmiş Arama

SİTEMİZİ BEĞENİN

Kadın ve Erkek Eşitliği Tartışmaları Üzerine

Büşra Karataş

22 Eylül 2019, 00:57

Büşra Karataş

Geçmişten günümüze kadın ve erkeğin toplumdaki konumu, içerisinde bulundukları toplumun değer yargıları ve yapısıyla ilişkilidir. Şöyle bir baktığımızda toplum modernleşme çabasına girdikçe yani değiştikçe toplumdaki aile kavramı ve kadın erkek konumu da değişim göstermiştir. Bugün ülkemizde birçok insan  “toplumsal eşitlik” savunucusu olmuş durumda. Kadınların ve erkeklerin her alanda “eşit” olduğunu savunuyorlar. Peki, nedir bu eşitlik?
“Kadın ve erkek eşittir” ibaresindeki eşittir ile “3+2=10-5” işlemindeki eşittir için aynı anlamdadır diyebilir miyiz? Cebir’de ‘eşittir’ (=) işaretinin her iki tarafında bulunan öğelerin tüm yönlerden bakıldığında aynı olduğu görülmektedir. Bu durumda bakıldığı zaman 5 elma ve 5 silgi için sayısal anlamda eşit diyebiliriz. Ancak görünüşü ve işlevi gibi konularda farklılıklar bulunmaktadır. İnsan söz konusu olduğunda eşitliğin bu minvalde dikkate alınması bir takım mahzurları da beraberinde getirebilir. Günümüzde toplumsal cinsiyet eşitliğini (TCE) savunanlar, kadın ve erkeğin aslında eşit olduklarını ancak buna göre yetiştirilmediklerini savunurlar. Yapılan pek çok bilimsel araştırma verilerine[1] göre erkeklerin matematik ve fen alanlarında kızlardan daha başarılı olduğu görülmüştür. Toplumsal cinsiyet eşitliği savunucuları bu verilere ilişkin iki görüş öne sürmüşlerdir. İlki kadınların geleneksel tarzda, ev işleri gibi konulara daha yatkın yetiştirildikleri için matematik, fen vb. konularda erkeklerle eşit olamadığıdır. İkinci iddia ise “toplumumuzda kızlara karşı olan önyargı, kızların iyi bir performans göstermelerini engelliyor” şeklindedir. Mümin Sekman’ın “Her Şey Seninle Başlar” kitabında anlattığı köpekbalığının öğrenilmiş çaresizliği gibi kızlar da bu konularda iyi olamayacaklarına inanmışlardır.[2] Kısacası şuan karşılaştığımız farklılıklar cinsiyetten dolayı değil toplumun bizlere dayattığı şeylerden dolayı vardır düşüncesine sahipler.
Kadın ve erkek arasındaki farklılığa biyolojik açıdan bakılınca şunlar dile getirilebilir. Uzmanlar kadın ve erkek arasındaki farklılıkların çevre etkisiyle mi yoksa doğuştan mı kaynakladığı konusunda uzun yıllar araştırma yapmışlardır. Son yıllarda yapılan beyin temelli araştırmalara göre cinsiyet farklılıklarının doğuştan geldiğine dair güçlü sonuçlara ulaşılmıştır. Ruigrok’un 2014’te bir ekiple yaptığı araştırmanın sonuçları erkek ve kadın beyninin yapısal farklılıklarına dair kapsamlı bir analiz olmuştur. Ruigrok: “Beyinler arasında cinsiyete göre asimetrik bir bağlantı var. Biz nörobilimciler artık cinsiyete göre bu farklı gelişimi görmezden gelemeyiz” diyor.
Prof. Baron Cohen, “Beyin yapısı çok net olarak cinsiyet farklılıklarını yansıtmaktadır. Doğum öncesi hormonlar ve kromozomlar cinsiyete dayalı farklılıkları etkiliyor” demiştir. Yine 2012 yılında yapılan bir araştırmaya göre alınan parmak izi örneklerinden kişinin cinsiyeti belirlenebilmektedir.[3] Yapılan birçok araştırmaya göre kadınlar ve erkekler arasındaki farklılıklar gözle görülür derecededir. Bu farklılıklar çevresel faktörlerden ya da biyolojik özelliklerden kaynaklı olabilir. Özellikle biyolojik farklılıklar herkes tarafından kabul görür.
Bebel biyolojik kaynaklı farklılıklarla ile ilgili yapılan araştırmaları eleştirirken şu cümleleri kullanmıştır: “Kesin olan, erkekle kadının farklı cinsten iki insan oldukları, her birinin cinsel amacına uygun özel organlara sahip olduğu ve her cinsin doğa amacına ulaşmak için gerçekleştirmek zorunda olduğu görevler temelinde, fizyolojik ve psikolojik durumlarında bir dizi farklılığın bulunduğudur. Bunlar kimsenin reddedemeyeceği ve reddetmeyeceği olgulardır, ama bunlar erkekle kadının sosyal ya da siyasal hak eşitliğinde farklılığı gerekçelendirmez.” 
Toplumsal cinsiyet eşitliği savunucuları kendilerine yapılan bu ayrımcılığın nedeni olarak gelenekleri, örfü, dini vb. görüyor. Şöyle bir bakacak olursak toplumsal cinsiyet eşitliği savunusu yapan temel metinlerden birinde şu ifadeler yer almaktadır: "...bu dinlerin dayattıkları toplumsal cinsiyet kalıp yargılarını ve eşitsiz cinsiyet ilişkilerini sorgulama; kısacası din olgusuyla bir hesaplaşma gereksinmesiyle yüz yüze olduklarını düşünüyorum."[4] Bu konuda dinden kaynaklı anlayışlara karşı bir ‘hesaplaşma’ içinde oldukları anlaşılıyor. Halbuki semavi dinlerden Hristiyanlık ve İslam’da kadına hak ettiği yer ve değer verildiği, konunun uzmanları tarafından açıkça ifade edilir. İncil’de yer alan bir hadiseye göre Hz. İsa bir gün komşusunun evindeyken bir kadın gelip ona hürmet ve sevgi gösterip, ayaklarına kapanıp ağlamıştı. Kadın ise çevredeki insanlar tarafından bir günahkâr olarak tanınıyordu. Bu yüzden ev sahibi de Hz. İsa’ya kadının günahkâr olduğunu ona iyi davranmamasını söyledi. Fakat Hz. İsa sevgiden bahsederek ”  .…Bu nedenle sana şunu söyleyeyim, kendisinin çok olan günahları bağışlanmıştır.  Çok sevgi göstermesinin nedeni budur. Oysa kendisine az bağışlanan, az sever.” demiştir. [5] (Luka İncili/ 7.36-50) Amerikalı yazar Will Durant eserlerinde, “Kur’an’ın emirleriyle kızlar canlı olarak gömülmekten kurtuldu, kadın ve erkek eşit hukuki haklara, mali özerkliğe sahip oldular. Kadınlara çalışma izni, kendi başına ticaret yapma ve mal sahibi olma hakkı verildi. Veraset almak ve kendi işletmesini kurabilme hakkına sahip oldu. Kadınlar, evin içinde bir ev eşyasıdır inancını Kur’an kaldırmıştır ve Kur’an’ın emirleri her zaman kadının mutluluğunu destekler.” (Will Durant, 1 volume, 1964: 231), demektedir.


 
Günümüzde kadın özgürleşme hareketi anlayışında kadının annelikten vazgeçmesi, annelik görevlerinin çoğunu bakıcılar tarafından gerçekleştirilmesi olarak algılanmıştır. Bu tutumun yanlışlığı son yıllarda artan boşanmalardan[6] anlayabiliriz.

2018 yılında yapılan çalışmanın neticesine göre evlilik oranı azalırken boşanma oranı bir hayli artış göstermiştir.[7] Öyle ki birbirini çok sevip evlenen çiftlerin büyük çoğunluğu verilere göre ilk beş yıl içerisinde boşanıyorlar.

[8] 

Şöyle ki kadın ve erkek evleniyorlar ancak aile içerisinde tabiri caiz ise iyi bir iş birliği kuramıyorlar. Bireyler kendi ödev ve sorumluluklarını yerine getirmeyip, birbirlerinin sorumluluklarını yapmak istiyorlar. Kadın ve erkek elbette sorumluluklarını yerine getirirken birbirlerine yardımcı olabilir ancak kişi eşinin sorumluluğunun tamamını almak istiyorsa bu taşıyamayacağı yükü yüklemek ona ağır gelebilir ve bu da ister istemez ilişkide problemlere yol açar.







Kadına şiddet konusunda evde iyi bir aile eğitimi almamış yahut sevildiğini tam olarak hissedememiş bireylerde ileride şiddet eğilimi daha çok görülmektedir. Okullarda alınan eğitimin de kişinin bilinçlenmesinde etkisi olduğu unutulmamalıdır.[9] Anne ve baba ne kadar bilinçli, donanımlı olursa o kadar bilinçli bir nesil yetişir. Çünkü yetiştirdikleri çocuk onları örnek alır. Bu yüzden kadın ailede de hayli önemli bir konuma sahiptir. “Ah zamane çocukları!” diye yakınmayıp dengeli bireyler yetiştirebilecek kişi yine kadındır. Kadınların özgürleşme hareketi savunucuları anneliği, ev hanımlığını kölelik olarak görmektedirler. Ev hanımı olan ve bundan gurur duyan hem cinslerini “talihsiz, cahil” olarak nitelendiren “özgür kadınlar” kadın ve erkeği eşitlemeye çabalarken bir kadını başka bir kadından hor görüp kırdıklarını acaba ne zaman fark edecekler? Velhasıl kadın ve erkek birbirlerinden bu kadar farklı iken ve bu farklar bariz bir şekilde ortada iken kadın ve erkek eşittir demek ve bu algıyı topluma empoze etmek kadın ve erkeğe karşı yapılmış bir haksızlıktır. Bu farklılıkları görmezden gelmemeliyiz. Çünkü gerçekleri göz ardı etmek gerçeklere de topluma da zarar verir. Kadın olmadan erkeğin olamayacağı bu denge sistemi içerisinde eşitlik yarışı abesle iştigaldir.


[1]http://pisa.meb.gov.tr/wp-content/uploads/2014/11/PISA2015_UlusalRapor.pdf

[2]  Köpek balığını bir akvaryuma koymuşlar, uzun süre yiyecek vermeyerek, onu iyice acıktırmışlar. Akvaryumu, şeffaf bir cam ile bölmüşler. Diğer tarafa da küçük bir balık yerleştirmişler. Köpek balığı, saldırmış ama kafasını cama çarpmış ve olduğu yerde çakılmış kalmış. Her saldırışında kafasını cama çarptığı için bir türlü o küçük balığa ulaşamıyormuş. Defalarca denemiş; sonucun değişmediğini görünce vazgeçmiş. Ne yaparsa yapsın, küçük balığı yiyemeyeceğine inanmış. Bilim adamları, akvaryumu ikiye ayıran cam bölmeyi çıkarmışlar. Ve "Acaba köpek balığı şimdi ne yapacak?" diye seyre koyulmuşlar. Köpek balığından hiçbir hamle gelmiyormuş. Yorgun, umutsuz bir halde yaşıyormuş. İşte bilim adamlarının kararı: Bütün canlılar bir amaca ulaşmak için bir süre uğraşırlar. Umdukları sürede sonuç alamazlarsa mutsuzluğa düşerler. 

[3]https://www.researchgate.net/publication/303999883_PARMAK_IZINDEN_CINSIYET_TANIMA_YENI_BIR_VERITABANI_ILE_TEST

[4]  Bkz. Prof. Dr. Fatmagül Berktay, Tek Tanrılı Dinler Karşısında Kadın, Metis Yayınları: İstanbul

[5] https://incil.info/kitap/Luka/7

[6] https://www.haberturk.com/evlenme-ve-bosanma-istatistikleri-aciklandi-2389156-ekonomi

[7] https://www.aa.com.tr/tr/turkiye/evlenmeler-azaldi-bosanmalar-artti/1406234

[8] https://businessht.bloomberght.com/grafik/haber/2213716-kadina-siddetin-boyutu

[9] https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/543638

Bu makale 157 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

YAZARLAR

Pervazlar ve Güvercinler07 Kasım 2019

TERÖRÜ LANETLİYOURUZ

  
 

HAVA DURUMU

Detaylı bilgi için resmin üzerine tıklayın.

HAYDİ SOHBET EDELİM

SOHBET İÇİN TIKLAYINIZ
İSTATİSTİKLER

İSTATİSTİK

 Sitemizde 13 kategori, 2229  haber bulunmaktadır.

 Bu haberler toplam 13036120  defa okunmuş ve 2754 yorum yazılmıştır.

 

REKLAM ALANI

Kumruluyuz.biz Kumrukent.com © 2005 Tüm Hakları Saklıdır
RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Kumruluyuz.biz & Kumruluyuz.com ve Kumrukent.com un© 2005 Her Hakkı Saklıdır. www.Kumruluyuz.biz , www.Kumruluyuz.com ve www.Kumrukent.com  un hiç bir kişi, kurum ve kuruluşla bağlantısı yoktur. Tamamen kişisel bir sitedir. Web sitemizin dışında farklı siteler kaynak gösterilerek yayınlanan haber ve içeriklerinden Sitemiz sorumlu tutulamaz. Web sitemizde yayınlanan Köşe Yazıları, Makaleler ve Yorumlardan Yazarların kendileri sorumlu olup; içeriklerinden Sitemiz sorumlu tutulamaz.  Sitemizde yayınlanan içerikler izinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Destek & Bilgi: admin@kumruluyuz.biz | Yazılım: Mydesign| Bu Site En İyi (Tüm Tarayıcılarla) 1024*768 Çözünürlükte Görüntülenir.

Altyapı: MyDesign