Kumru Tanıtım ve Haber Portalı
Anasayfa Haber Ara Foto Galeri Videolar Anketler Müzik Dinle Sitene Ekle Tollbar İletişim RSS

MENÜ

KUMRU

HABER 7 SON DAKİKA

HABER ARA


Gelişmiş Arama

SİTEMİZİ BEĞENİN

EN ÇOK OKUNANLAR

Köprü Hikayeleri

Ahmet ÇAPKU

17 Şubat 2020, 20:59

Ahmet ÇAPKU

Bu dünyayı kimileri pencereye, kimileri köprüye, kimileri de misafirhaneye benzetmiş. “Sular hep aktı geçti / Kurudu vakti geçti // Nice han nice sultan / Tahtı bıraktı geçti // Dünya bir penceredir / Her gelen baktı geçti.” “Bu dünya bir köprüdür, her gelen geçer durmaz / Hani âbâ ü ecdadın, ne oldu, kimseler sormaz.” “Dâr-ı dünya, ey birader, köhne mihmanhanedir / Dîl veren viraneye, uslu değil divanedir // Bir mukîm kimse bulunmaz hâne-i eflakte / Cümle halk ehl-i sefer, âlem misafirhanedir.”

Köprü, bence temsil anlamında mühim bir kavram. Gündelik hayatımızda iki yakayı bir araya bağlayan ve biz insanların üzerinden geçip gittiğimiz yoldur köprü.  ‘Yol, bağlantı’ anlamında pek çok köprü var hayatımızda. İki yakayı-kıtayı bağlayan köprüler (yol), hava köprüsü (line), demiryolu köprüsü, su köprüsü (kemer), kültür köprüsü, sanal köprü (link) vesaire. Fakat bunlar içinde en dikkate değer olanı ‘gönül köprüsü’dür. Kalpten kalbe, gönülden gönüle yol vardır, sözü bununla ilgilidir.

…

Vaktiyle anlamlı bir rüya gören Harun Reşid’in hanımı Zübeyde, Arafat’ta bulunan ve susuzluk çeken hacıların bir an evvel suya kavuşmaları için kesenin ağzını açar ve o dönem için muazzam bir faaliyetin içine girer. Epey masraflı da olsa Arafat’a su köprüsü (kemer) kurdurarak su taşıtır. Buna Ayn-ı Zübeyde (Zübeyde Pınarı/Suyu) derler. Benzer köprüleri dünyanın pek çok yerinde görebilmek mümkündür. Özellikle Mimar Sinan’ın yaptığı Mağlova Su Kemeri bunlar arasında önemlidir.

Bu arada iki yakayı bağlayan köprülerden Anadolu’da tarihî nitelikte estetik açıdan o kadar güzel köprüler vardır ki… Büyükçekmece Köprüsü, Malabadi Köprüsü, Varda Köprüsü, Uzunköprü, Şahruh Köprüsü vd. İvo Andriç’in adına roman yazdığı ve içindeki bazı konuları yanlı olarak anlattığı Drina Köprüsü’nü de hatırlamak yerinde olur. Aynı isimde yakın tarihte yazılan ve Balkanlar’daki Müslümanların acılarını kaydeden bir başka eser ise Fatih Muhammet Şerif’e aittir.

Balkanlar’daki en güzel köprülerden biri de taş kesilmiş hilal denilen Mostar Köprüsü’dür. Merhum Aliya İzzetbegoviç, geçmişte atalarının insanlar arasındaki bağların güçlenmesi için köprüler inşa ettiklerini dile getirir. “Biz bu köprü yapan asil kimselerin torunları olduğumuzu unutamayız. Biz insanların kalpleri arasında iyilikle köprü inşa eden kimselerin oğulları olduğumuzu unutamayız. (…) Dedelerimiz hiçbir zaman ülkelerinde sadece Müslümanlar’ın yaşaması için mücadele etmediler. Onlar her zaman ülkelerini Müslüman, Sırp, Hırvat ve iyi niyetli bütün insanların ortak vatanı olarak gördüler… Bunu barış ve iyilik için yaptılar.”[1]

Edirne Meriç Köprüsü’nün muhite uyumu, nehir üzerindeki duruşu, su taşkını dönemlerinde iki yakayı bağlayıp insanların gündelik işlerini yürütmelerine imkan vermesi, ikindi sularında serinlemek için yapılmış seyir terası, Selimiye Camii ile birlikte muhteşem bir manzara sunması az şey midir ?... Eskiler, toprak, su, hava, ağaçlar ile tarih ve coğrafyayı öylesine güzel mezcetmiş ki, insanın bu tür yapıları şöyle durup seyre dalası gelir. Aynı zamanda itminan bulmuş bir ruhun, tabiata aksedişi olarak görünür bunlar.

Bütün bu köprülerin ötesinde hemen pek çok inanç sisteminde kendini gösteren Sırat Köprüsü vardır. Kıldan ince kılıçtan keskin, cehennem üzerine kurulu, günahkarların cezalandırıldığı, iyi kulların üzerinden şimşek hızıyla geçtiği gibi muhtelif motiflerle anlatılan mezkûr köprü öte dünyaya aittir. Gazzâlî sırat köprüsünü geçenlerin bu dünyada iken bunu gerçekleştirdiğini dile getirir. Öyle ya, ne de olsa dünya ahiretin tarlasıdır. Burada kişi ne ekerse ötede onu biçer. Şu halde maddi manevi nice köprüler akıp gider hayatımızda. Bence asıl olan maddeyi manaya bağlayan köprülerin inşa edilmesidir. Dünya hayatında gönülleri arasında köprüler kurabilenler birbirleri ile buluşabilir, anlaşabilir ve kaynaşabilir. Teâruf, muârefe denilen şey, bence bedenlerin (madde) bir arada bulunmasından ziyade ruhların (mana) kaynaşması halidir. Ruhların kaynaşması adına gönül köprüsü kurabilen ve köprü olabilenlere ne mutlu! Gündelik hayatında bunu ahlak haline getirebilen, eğitim sisteminde bunun tedris ve talimini yapabilenler ise hiç şüphesiz büyük millet olma imkanına erebilirler.


Mostar Köprüsü/Bosna Hersek


Meriç Köprüsü / Edirne


[1] Aliya İzzetbegoviç, Köle Olmayacağız, İst. 2007, Fide Yay., sf. 26.

Bu makale 706 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

YAZARLAR

Kuşların Öyküsü20 Mart 2020

TERÖRÜ LANETLİYOURUZ

  
 

HAVA DURUMU

Detaylı bilgi için resmin üzerine tıklayın.

HAYDİ SOHBET EDELİM

SOHBET İÇİN TIKLAYINIZ
İSTATİSTİKLER

İSTATİSTİK

 Sitemizde 13 kategori, 2237  haber bulunmaktadır.

 Bu haberler toplam 13689572  defa okunmuş ve 2756 yorum yazılmıştır.

 

REKLAM ALANI

Kumruluyuz.biz Kumrukent.com © 2005 Tüm Hakları Saklıdır
RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Kumruluyuz.biz & Kumruluyuz.com ve Kumrukent.com un© 2005 Her Hakkı Saklıdır. www.Kumruluyuz.biz , www.Kumruluyuz.com ve www.Kumrukent.com  un hiç bir kişi, kurum ve kuruluşla bağlantısı yoktur. Tamamen kişisel bir sitedir. Web sitemizin dışında farklı siteler kaynak gösterilerek yayınlanan haber ve içeriklerinden Sitemiz sorumlu tutulamaz. Web sitemizde yayınlanan Köşe Yazıları, Makaleler ve Yorumlardan Yazarların kendileri sorumlu olup; içeriklerinden Sitemiz sorumlu tutulamaz.  Sitemizde yayınlanan içerikler izinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Destek & Bilgi: admin@kumruluyuz.biz | Yazılım: Mydesign| Bu Site En İyi (Tüm Tarayıcılarla) 1024*768 Çözünürlükte Görüntülenir.

Altyapı: MyDesign