Kumru Tanıtım ve Haber Portalı
Anasayfa Haber Ara Foto Galeri Videolar Anketler Müzik Dinle Sitene Ekle Tollbar İletişim RSS

MENÜ

KUMRU

HABER 7 SON DAKİKA

HABER ARA


Gelişmiş Arama

SİTEMİZİ BEĞENİN

EN ÇOK OKUNANLAR

Yardımlaşma 2.0

Ahmet YAKUT

20 Mayıs 2020, 00:11

Ahmet YAKUT

    Yaşadığımız 21. Yüzyılda dünya çok sancılı bir dönemi yaşıyor. Sürekli dünya çapında yeni olaylar ve eylemlerle karşı karşıyayız. Dünya düzenini kuran aklın yeni bir düzen inşa etme süreci olabilir mi? Peki bu olası değişim ve dönüşümlere hazır mıyız? Toplum olarak bu gelişmeleri nasıl okumalıyız? Bu sürece ne kadar hazırız?

     Geçtiğimiz 20. Yüzyılda önce Sovyet, arkasından Çin devrimi gelmişti. Şimdi bu sahneleri hangi ülkelerde göreceğiz? Acaba bu devrim hareketlerinin merkezi Amerika ve batı olabilir mi? Dünyada bu süreçler nasıl işliyor? Dünya boşluk kaldırmaz. Salgınla birlikte oluşan boşlukta acaba Avrupa’da da bir devrim görebilir miyiz? Tabii ki senaryo kimlerin elindeyse süreci ve sahneyi  de belirleyecek olan onlar. Bir filmin sahnesini heyecanla izlerken bir sonraki sahnenin senarist ve yönetmence önceden bilinmesi gibi süreci de düzeni inşa edenler biliyor. İzleyici konumunda olanlar ancak süreci izler. Oyuncuları görür. Filmin arka planını bilmez. Son yıllarda batıda çekilen filimlerde oldukça bilgi yoğunluğu olduğu da muhakkak. Bu filmleri anlamak da bilgi yoğunluğu olmayan avam sıradan insanlar tarafından da nerdeyse imkansız. Ancak rolünü samimiyetle yapan aktörleri izlemek, zevk almak dışında yapacakları bir şey yok. Konuşma ve diyaloglara yoğunlaşarak yakalayabilecek bir bilgi donanımımız yok maalesef.
Yeni düzeni inşa edenler maalesef bir kaos ile bu düzeni inşa etme sürecindeler. İnsanlarımız bu belirsizlik sürecinde alım gücü ve yaşam standardının düşmesi ile bir öfke sürecine de girmiş oluyor. İşte bu öfkeyi kontrol ederek yeni düzeni inşa etmek isteyecekleri kanaatindeyim.

     Şimdi bir arsa veya araziye göz dikelim. Ama bu arazi orman vasfında olsun. Biz bu araziyi çok istiyoruz. Üzerine otel veya başka kompleksler yapma, çok para kazanma planımız var. Ne yaparız? Örnekleri incelersek veya medyada okuduklarımızı hatırlarsak; orman vasfını kaybettirecek her türlü sabotaj aklımıza gelebilir. Böylece arazi orman vasfını kaybeder ve düşünülen eylem gerçekleştirilir. Yine aynı şekilde tarihi bina vasfı taşıyan yapıların yerine yeni inşaatlar yapmak içinde aynı kötülük uygulanabiliyor. Şimdi bu zihniyeti küresel çapta düşünelim. Bu zihniyet dünyada her türlü siyasal ve sosyal sistemi çökertecek kötülük potansiyeli olamaz mı? Dünyada yeni bir oyun kurma, yeni bir düzen inşa etme süreci yaşanıyor mu? Bunları bir düşünelim. Her türlü düzeni yerle bir olmuş, ekonomik ve sosyal refahı veya birikimlerini kaybetmiş toplumlar her türlü yeni düzene bir nevi hazırdır. Bundan önce yaşadığımız devrim süreçlerini izlerken filmin aynı olduğunu görürüz. Tabi bu devrim tanımını bir yenilik kurgusu olduğunu unutmayalım.

     Yukarıda bahsedilen film senaryosuna tekrar gelirsek; bu senarist farklı disiplinlerin bir arada kullanıldığı senaryoyu tabi ki tek başına oluşturamaz.  Arkasında farklı bilimlerden anlayan bir ekip olması gerekir. Konular ve eylemler bu ekip tarafından belirlenip oluşturulur. Senaristte yazar. Oyuncularda samimiyetle oynar. Bizler sadece oyuncuları görürüz.

     Artık dijital bir teknolojinin içerisindeyiz. Normal bir öğretmen sadece pedagoji ve alan bilgisi ile, doktor insan vücudu bilgisi ile işlem yapması imkansızlaşıyor. Yani her meslek için geçerli yeni sürece girdik. Her meslek teknolojiyi işine entegre etmek zorunda. Yani teknoloji okur yazarı olmak zorundayız. İyi bir veri oluşturup doğru analizler yapabilmeliyiz. Eski şartlarda mesleğimizi ve varlığımızı devam ettirme şansımızı maalesef elimizden aldılar. Süreci okumak ve anlamak zorundayız. Başımıza neler geleceğini bilemezsek tedbir de alamayız. Yaşamak ver varlığımızı devam ettirmek adına sürekli kendimizi geliştirmek zorundayız. Elbette yardımlaşma ve dayanışma da bu sürecin içinde olmazsa olmazımız. 

     Dışarıdan gelen fikir, akıl bizim topraklarımıza, ruhumuza, aklımıza, irfanımıza, vicdanımıza uymaz. Onların felsefi, mantıki yaklaşımına karşı da bizim kendi tefekkür kültürümüz var. Bizim merhametimiz, vicdanımız var. Bizim Türk Ulusunun sağında, solunda, ortasında olan vicdan dünyada hiçbir yerde yoktur. Bizim insanımız vicdanlıdır, merhametlidir. Komşusu açken kendisi tok gezemez. Biz dışarıdan gelen fikirlerden çok kendi insani değerlerimizi, tarihi kimliğimizi kaybetmeden ayakta kalabilmemiz için; aklımıza sahip olup, kiralık fikirlerden uzak durmalıyız. Sağlığımıza sahip olmalıyız. Bu aralar sürekli evde hareketsiz kalıyoruz. Bir şekilde hareket ederek sağlığımızı kaybetmeyelim. Yine çok önemli bir başlık da gıdamıza sahip çıkalım. Gıdamızı koruyalım.

     Bilgi yoğunluğu önemli. Yazıya başlık oluştururken ki esin kaynağım Ray Kurzweıl’in İnsanlık 2.0 idi. Kitabı okumadım. Sadece sürekli atıf yapılması dolayısıyla araştırdım. Zaten kitabı anlamak çok zor diyorlar. Her cümle farklı bir anlamda ve bilgi yoğunluğu olduğu, DNA, RNA, nöronlar, 5G, nesnelerin interneti, singularity ”eşsizlik” , transhumanism kavramlarının yoğun olduğu bir kitap. Tam bir filozofik bakış açısını gerektiren, fizik, matematik, kimya, dil, tıp, ekonomi  gibi bilimsel temel altyapı isteyen bir kitap. Tüm cümlelerde bunların içiçe geçmişliği ile oluşmuş bir kitap. Yani zamanla anlaşılacak bir kitap.
Tarihi kökleri olan bir milletiz. Bilgi toplumu olmak zorundayız. Gündemimiz maalesef çok dip. O bunu dedi şu bunu dedi girdabından kurtulup dünyada neler oluyora yoğunlaşmalıyız. Bilgi tekniği yanında sosyolojisini de iyi analiz edebilmeliyiz. Artık büyüyelim. Sadece hizmet sektörü olarak büyümeyi tabii ki kastetmiyorum.  Çin’de bir grup zengin azınlık neyi, niçini ,nedeni sorgulamıyor. Geriye kalan bir milyar çinli ayda bir eve gidebilerek aylık yüz dolara köle gibi çalışıyor. Böyle bir büyümeden bahsetmiyorum. Türk milleti olarak dünya hamallığı yapmadan, yeniden tarih yazarak idare edilen değil de idare eden, kuran, kurgulayan akıl olarak büyümeliyiz. Sürekli tarihi ve ilmihali bilgilerle aynı şeyleri konuşmayı kesmeliyiz. Tarihten  biran önce öğreneceğimizi  öğrenip yaşadığımız güne gelmeliyiz. Tarih bizim tarihimiz. Hepsine saygı duyuyoruz. Acilen aklımıza sahip çıkmalıyız. Dışarıdan gelen çözüm önerilerinin çözüm olmadığını bileceğiz. Yardımlaşma en önemli maddemiz. Şu an acil ihtiyacımız yardımlaşmayı ayakta tutabilmek. Bilim üzerinden kendimize operasyon yaptırmayacağız.

     Küresel oyun kurucuların algı operasyonu için hazırlanmış kitleler sokağa çıkarılırsa; doğal reflekse ülkesini koruma bilincinde olan milliyetçi bir mekanizma, diğer tarafta organize edilmiş, hazırlanan örgütsel yapı, ortada da boşluğa düşmüş, geçim sıkıntısında olan bir halk.

    Bizim yukarıda anlatılan sarmala düşmemek adına yapabileceğimiz en iyi örgütlenme yardımlaşmadır. Vefa sosyal yardımlaşma örgütlenmelerimiz çok iyi düşünülmüş bir organizasyondur.  Yine ne olur ne olmaz diyerek gelecek kışa yönelik yazdan kışlık yiyecekleri hazırlayalım. Anadolumuz bu konuda tecrübe sahibidir. Kurutulmuş sebze ve meyvelerimiz, konservelerimizi, pekmezimizi, reçelimizi ve farklı yapabileceğimiz her türlü hazırlığımızı yapalım. Kışın marketlerden yapay gıdalardan hazırlanmış konserve ve benzeri alışverişi yapmak yerine kendi hazırladığımız gıdaları tüketelim. Bizim, yine bizim aklımızla hep beraber büyümemiz adına akıl sağlığımıza, gıdamıza sahip çıkmamız gerekiyor.  Bütün felaketleri sebep olan akılla, felakete uğramış topluma çözüm sunan aklın aynı olduğunu fark edebilmeliyiz. Okumaları doğru yapabilmeliyiz. Biz millet olarak tarih boyunca her türlü badireyi atlatmışız. En son Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde Kurtuluş Savaşı’ndan çıkmışız. Birleşerek, yardımlaşarak, dayanışarak. Kurtuluş Savaşı toplumsal yardımlaşa ve dayanışma örgütlenmemizin en son ve en büyük örneğidir. Türk milleti olarak tarihe baktığımızda da  sağlam, dayanıklı bir millet olduğumuz ortaya çıkıyor. Ne kadar dağınık ve salaş görünsek de kritik anlarda genetiğimizde olan bu yapımız ortaya çıkıyor. 15 Temmuzda da ortaya çıkmıştı. Bu süreçte yardımlaşma kültürümüz sayesinde bize yarayacak şekilde ön alacağımızı umut ediyorum. Bu zorlu sürecin bize yaraması içinde elimizden geleni yapmamız lazım. Sevdiğiniz şeylerden infak edinceye kadar asla iyiliğe eremezsiniz. Her ne infak ederseniz, şüphesiz Allah onu bilir. (Al-i İmran 92)

Bu makale 636 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

YAZARLAR

Abdulfettah Ebû Gudde28 Mayıs 2020

TERÖRÜ LANETLİYOURUZ

  
 

HAVA DURUMU

Detaylı bilgi için resmin üzerine tıklayın.

HAYDİ SOHBET EDELİM

SOHBET İÇİN TIKLAYINIZ
İSTATİSTİKLER

İSTATİSTİK

 Sitemizde 13 kategori, 2255  haber bulunmaktadır.

 Bu haberler toplam 14102294  defa okunmuş ve 2760 yorum yazılmıştır.

 

REKLAM ALANI

Kumruluyuz.biz Kumrukent.com © 2005 Tüm Hakları Saklıdır
RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Kumruluyuz.biz & Kumruluyuz.com ve Kumrukent.com un© 2005 Her Hakkı Saklıdır. www.Kumruluyuz.biz , www.Kumruluyuz.com ve www.Kumrukent.com  un hiç bir kişi, kurum ve kuruluşla bağlantısı yoktur. Tamamen kişisel bir sitedir. Web sitemizin dışında farklı siteler kaynak gösterilerek yayınlanan haber ve içeriklerinden Sitemiz sorumlu tutulamaz. Web sitemizde yayınlanan Köşe Yazıları, Makaleler ve Yorumlardan Yazarların kendileri sorumlu olup; içeriklerinden Sitemiz sorumlu tutulamaz.  Sitemizde yayınlanan içerikler izinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Destek & Bilgi: admin@kumruluyuz.biz | Yazılım: Mydesign| Bu Site En İyi (Tüm Tarayıcılarla) 1024*768 Çözünürlükte Görüntülenir.

Altyapı: MyDesign