Kumru Tanıtım ve Haber Portalı
Anasayfa Haber Ara Foto Galeri Videolar Anketler Müzik Dinle Sitene Ekle Tollbar İletişim RSS

MENÜ

KUMRU

HABER 7 SON DAKİKA

HABER ARA


Gelişmiş Arama

SİTEMİZİ BEĞENİN

EN ÇOK OKUNANLAR

Veli Öğretmen Seçebilir mi?

Ahmet YAKUT

02 Temmuz 2020, 16:00

Ahmet YAKUT

     Sizce bir veli öğretmen seçebilir mi? Öyle bir hakkı var mıdır? İdare bunu dikkate almalı mıdır? Bunların sınırları ne olabilir vs vs Şimdi “egitimhane.com/velinin-ogretmen-secme-hakki-var-midir-k48957-900.html” sitesinde (Bu site eğitim ile ilgili doküman paylaşımı yapılan bir sosyal paylaşım sitesidir. Üyeleri de eğitimcilerdir. Bir nevi eğitimcilerin kendi aralarında yaptığı değerlendirme olarak da önemlidir.) bu konu ile ilgili hazırlanmış ankete verilmiş cevaplardan alıntılarla bir beyin fırtınası yapalım. Cevaplar; 

     Öğretmenler farklılık gösterdiğinden velinin beklentileri de farklı farklı olduğundan seçme hakkı değil de tercih hakkı olmalı …

     Öğretmenlikte tecrübe ve kendini geliştirme çok önemli. Bu durumda kalabalık okullarda velilerin öğretmen seçme durumu ortaya çıkıyor muhakkak. Tabi çok farklı sebepler de seçimlere etki edebilir..

      Sözleşmelisi, kadrolusu, vekili, uzmanı… Bu kadar çeşit olursa, seçim yapılması normaldir…

     Tercih etme hakkı olmalıdır. Fakat bunun sonuçlarının bizlere bazı olumsuzluklar getireceği de kaçınılmazdır….

      Bu sorunun cevabı aslında öğretmenlerdir. her öğretmen aynı şekilde kendini geliştirmeye ve verimli çalışmalar yaparak ilerlemeye gayret gösterse, veliler seçim yapmak zorunda kalmazlar. Ancak velilerin öğretmen seçimi yaparken etkisi olan faktörleri de unutmamak gerekir. Okul idaresi, çevre, velinin maddi gücü gibi. O zaman karşımıza şu soru çıkıyor. Veliler bu konuda ne kadar bilinçli? Sadece öğretim yönünden mi yoksa hem eğitim hem de öğretim yönünden mi seçim yapıyorlar? Beklentileri neler? Ben kendi adıma veli olarak öncelikle çocuğumun eğitimine katkıda bulunacak özelliklere sahip olan, ama aynı zamanda öğretimde de kendini geliştirerek, çocuğumu kapasitesine ve yeteneklerine göre yönlendirebilecek bir öğretmen tercih ederim. Ama asıl güzel olan velinin böyle bir tercih yapmak zorunda kalmadan gönül rahatlığı ile öğrencisini okula gönderebileceği şartların olmasıdır. Tabi ki bu mümkün olmayan bir durum. Hangi anne baba çocuğu için en iyisini istemez ki?...

      İlk öğretmenler gerçekten çok önemli. Anne ve babalardan sonra rol-model alınan ilk kişiler onlar ve bıraktıkları izler geleceğe yön veriyor. Güvenli yuvalarından sonra güven duyacakları yegane insan öğretmenleridir çocuklarımızın…

      Her velinin öğretmen seçme hakkı yoktur. Güçlü olan öğretmeni seçer fakat kenardaki masum vatandaşın ise böyle bir hakkı yoktur. Türkiye'de böyle...

      Hem sınıf öğretmeni hem de bir veli olarak öğretmen seçmenin haklı olduğunu düşünüyorum. Temel eğitimin verildiği 1. kademede öğretmenin etkisi çok fazla. Okullarda gerçek anlamda çalışan öğretmenle çalışmayanı hepimiz görüyoruz.

      Her insan çocuğunu iyi bir öğretmen okutsun ister. Fakat bazen bazı öğretmenlerin haksız yere o kadar reklamı yapılıyor ki şaşırıp kalıyorsun. Sonra bütün veliler o öğretmeni seçiyor ve inanın işi öğretmen değil , veliler öğrenciyi çok çalıştırarak götürüyor. Mesela benim tanıdığım iki öğretmen var. Objektif baktığımda tercih edilmeyen öğretmen , tercih edilen öğretmene göre çok daha fazla emek veriyor ama gelgelelim reklamlar kısmi olmadığı zaman sonuç fiyasko, yani reklamı yapılan öğretmen her zaman kazançlı çıkıyor. Tercih yapılan öğretmen sınıfına okuma yazma bilmeyeni almıyor, sınıf sayısı çok düşük olduğu halde öğrenci almıyor, almıyor da almıyor yani...
Bilinçli velide başarıyı yakalamak kolaydır, zaten çocuğunu çok çalıştırır ve öğretmene bir şey kalmaz. Önemli olan kötü öğrenciyi ve ilgisiz velinin çocuğunu alıp iyi bir seviyeye çıkarmaktır. Sonuç tabi ki iyi tespit edip gerçekten çalışan öğretmene herkes çocuğunu vermek ister, bunda olumsuz bir şey göremiyorum. Bir öğretmen olarak çocuğumu iyi bir öğretmenin okutmasını isterim ama çok fazla reklamı yapılan öğretmen değil… “Daha fazlası için yukarıdaki linke bakılabilir.”

      Yukarıdaki yorumları okuyunca hepsinde haklı durumlar olduğunu görüyoruz. Yalnız veliyi bu potaya sokan durumu analiz etmeyi ıskalıyoruz. Niçin veli öğretmen seçmek zorunda kalıyor? Veya niçin kendini buna mecbur hissediyor? Asıl sorun bu duruma yol açan sebepler yumağı nelerdir? Nasıl ortadan kaldırılır? Gelin bunlara kafa yoralım.

      Öncelikle adrese dayalı kayıt sistemine göre okul seçemiyoruz. Bunu bilelim. Yani hangi semtte oturuyorsak en yakın eğitim kurumuna zaten çocuğumuzun kaydı otomatik olarak düşüyor. Eğer özel okula vermek istersek o başka. O zaman istediğimiz okula verebiliyoruz. Biz analizimizi devlet okuluna verecek veliler için yapıyoruz.

       Şimdi burada okul tüm çalışanları ile bir kurumdur. İçinde bulunduğu toplumun etkileşim sahasıdır. Sadece öğrencisine hizmet üretmez. Hayat boyu öğrenme devam ettiği için topluma da eğitim hizmeti üretir. Halk eğitim veya diğer kaynaklı ücretsiz kursların yapıldığı merkezdir okul. Doğal olarak bir okul iklimi, okul kültürü ortaya koymak durumundadır. Okulda çalışanların hepsi kendi eğitim hizmetlisi olarak görmek durumundadır. Okulda üretilen eğitim hizmetinde de okulda çalışan tüm paydaşların katkısı olduğu unutulmamalıdır. O yüzden tüm paydaşların etkili işbirliği ve ortak paydada buluşma ihtiyacı vardır. Çalışan her birey çok değerlidir. Her üretilen hizmette ayrı bir emek vardır. Hepsi de çok değerlidir. Çalışanlar bu bilinçle önce birbirlerine çok kıymet vermeli ki; aynı değeri toplumdan görebilsinler. Birbirlerine eğitim hizmeti üretme konusunda; karşılıksız yardımlaşma ve dayanışma içinde olabilsinler. Böyle olursa okulda çalışan her öğretmen çok kıymetli bir değer olur. Okuldan eğitim hizmeti alacak olan veliler de öğretmen seçmek zorunda kalmazlar. Çünkü okulun ortaya koyduğu eğitim iklimi ve ürettiği değerlere saygı duyar. Öğrencisinin hiçbir ayrıma uğramadan hak ettiği eğitim hizmeti alacağını bilir. Gözü arkada kalmaz.

      Yukarıda anlatılan okul iklimi özel okullarda olduğu kadar devlet okullarında da var ama yeterli değil tabii ki. Devlet okullarında bu iklimi oluşturmak hiç zor değil. Sadece biraz kriz yönetiminde tecrübe sahibi yöneticiler sayesinde bu çıtaya ulaşılabilir. Ama yönetici atamalarında da liyakat ve tecrübe sahibi eğitimcilere bu fırsat tanınabilmeli. Önleri açılabilmeli.

      Peki öğretmenler bu duruma kendilerini nasıl hazırlayabilir? Biraz da onu analiz edelim. Öğretmenler önce etkili bir öğrenme ortamı oluşturabilmeli. Bunu da kendisinden eğitim hizmeti alan velilere anlatabilmeli. Etkili veli işbirlikleri geliştirebilmeli, öğrenci ve velileri eğitimin en asli bir paydaşı olduğunu unutmamalı. Tabi bu arada sürekli kendini mesleki anlamda geliştirecek fırsatları kaçırmamalı, sürekli üzerine koyarak kendini güncelleyebilmeli. İyi bir öğretmen olabilmek için iyi bir pedagojik birikim, alan bilgisi ve teknoloji kullanımı becerisi olmasına gayret edecektir. Hizmet içi eğitim faaliyetlerini yakından takip edebilmeli. Bakanlığın eğitim vizyonuna kendini hazırlamalı, proje ve okul dışı etkinlikler konusunda da meraklı ve girişken tavırları olmalıdır. Bunlar velilerin de takdir ettikleri özelliklerdir.

       Pedagojik ve alan bilgileri sürekli güncellenmeli. Her sene okula başlayan öğrenci kuşağı birbirinden çok farklı. Dünün pedagojik ve alan bilgileri ile yarının nesilleri kazanılamaz. Bunu yanı sıra teknolojik okur yazarlık. Sadece okul yöneticileri değil tüm paydaşlar, okulda hizmet üreten herkes güncel bilgilerle muhatap olabilmeli. Bilgi değerlidir. Okul aynı zamanda bir veri bankası oluşturmalı. Hizmet ürettiği alandan sürekli doğru "sağlam" veri biriktirip; bu verileri tüm paydaşlarla analiz edebilecek ortamı oluşturabilmeli. Bireysel başarıların yerine kurumsal başarı perspektifi ortaya koyabilmeli ki okula kayıt yaptıran veli, öğretmen seçme zorunluluğu hissetmemeli. Bence bu soruna yoğunlaşmalı.

      Okul iklimi ve öğretmenlerin mesleki gelişimlere karşı olumlu tutum ve davranışları ile her yıl gelenekselleşen bu krizin önüne geçilebilir. Yeter ki tüm taraflar birbirlerini anlayıp ortak bir tavır geliştirebilsin. Gelişmiş ülkelerde böyle bir sorun yok. Çünkü onlar kurumsal gelişmişliği yakalamışlar. Neden bizde de bu kurumsallık olmasın? Çözüm aslında tüm taraflarda. Hepimiz iyi bir eğitim öğretim iklimi istiyorsak; bu isteğimizde de samimiysek üzerimize düşen görevi yapmak durumundayız.  Yeter ki isteyelim.

Bu makale 13012 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

YAZARLAR

Mehmet Akif Ersoy'un Yetişme Şartları20 Temmuz 2020

TERÖRÜ LANETLİYOURUZ

  
 

HAVA DURUMU

Detaylı bilgi için resmin üzerine tıklayın.

HAYDİ SOHBET EDELİM

SOHBET İÇİN TIKLAYINIZ
İSTATİSTİKLER

İSTATİSTİK

 Sitemizde 13 kategori, 2269  haber bulunmaktadır.

 Bu haberler toplam 15620359  defa okunmuş ve 2760 yorum yazılmıştır.

 

REKLAM ALANI

Kumruluyuz.biz © 2005 Tüm Hakları Saklıdır
RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

www.Kumruluyuz.biz 'in hiç bir kişi, kurum ve kuruluşla bağlantısı yoktur. Tamamen kişisel bir sitedir. Web sitemizin dışında farklı siteler kaynak gösterilerek yayınlanan haber ve içeriklerinden Sitemiz sorumlu tutulamaz. Web sitemizde yayınlanan Köşe Yazıları, Makaleler ve Yorumlardan Yazarların kendileri sorumlu olup; içeriklerinden Sitemiz sorumlu tutulamaz.  Sitemizde yayınlanan içerikler izinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Destek & Bilgi: admin@kumruluyuz.biz | Yazılım: Mydesign| Bu Site En İyi (Tüm Tarayıcılarla) 1024*768 Çözünürlükte Görüntülenir.

Altyapı: MyDesign