Kumru Tanıtım ve Haber Portalı
Anasayfa Haber Ara Foto Galeri Videolar Anketler Müzik Dinle Sitene Ekle Tollbar İletişim RSS

MENÜ

KUMRU

AKTİF HABER

HABER ARA


Gelişmiş Arama

SİTEMİZİ BEĞENİN

Kışkırtıcılık

Prof. Dr. Abdullah ÖZBEK

28 Haziran 2008, 12:42

Prof. Dr. Abdullah ÖZBEK

Bir zamanlar toy bir gazeteci, dünyaca ünlü Azerî (Türk) şâir Bahtiyar Vahabzade'ye, özgürlük mücadelesi ile ilgili olarak vermiş olduğu bir konferansının sonunda, şöyle bir soru sormuştu:

-Önce Müslüman mısın, Türk müsün?

Koca şâirin müthiş canı sıkıldı. Bir yutkundu, nefes aldı; sonra da cevabını verdi.

-Türküm!

Tam on ikiden vurmuştu. Aranılan cevabı nasıl da bulunmuştu. Böylece bu anlı şanlı adama, bizzat kendi ağzından, el âlemin gözü önünde, güya din'in tasvip etmediği bir şeyi söyletmiş oluyordu.

Ne büyük başarı! Sevsinler seni!

Peki, bir kesim böyle. Ya diğer taraf?

Onların da kafa yapısı aynı. Hep söylerim. Toplum birleşik kaplar gibidir. Bir taraf kel bir taraf kül olmaz.

Anlaşılan o ki her kesim, bir yolunu bulup birbirini köşeye sıkıştırıyor. Ve başlıyor, ardı ardına soruları sıkmaya.

Şeriatçı mısın, laik misin? Falanı seviyor musun, sevmiyor musun? Önceliğin demokrasi mi laiklim mi? Türban mı başörtüsü mü? Demokrasi araç mı amaç mı? Alevî misin Sünnî mi? Kamusal alan mı, özel alan mı? Tercihin AB mi, ABD mi? Ulusalcı mısın, milliyetçi misin? Devletten yana mısın, değil misin? İşçiyi mi tutuyorsun, patronu mu?

Bunların sayılarını daha da artırmak mümkündür.

Öyle sanıyoruz ki, bu ve benzeri sorular, belirli zamanlar ve ortamlarda, oldukça kışkırtıcı bir rol oynayabiliyor. Özellikle de hassas dönemlerde. Ne oluyor, o zaman?

Birileri, kendisine rakip olarak gördüğü tarafın bir delisine, kafasına soru sıkarak, arzu ettiği bir kuyuya zorla bir taş attırıyor.

Sonra da karşısına geçip seyrediyor. Ne âlâ memleket?

Peki, insanlar birbirlerini niye bu kadar kışkırtırlar?

Bunun pek çok sebebi olabilir. Yalnız bencillik, bunların başında gelir. Onun için de, kendini akıllı ve yetkili gören bazı egoist kişiler, tuzak kurmak ve köşeye sıkıştırmak için, sürekli soru sıkarlar. Bazen bu sıkışlar, rast gele de olabilir.

İşin en vahim noktası da şudur.

Bu tip soru sıkanlar, genelde güçlüden yana tavır takınır. Şayet rakip gördükleri ve muhatap aldıkları kişiler, bunların istediği cevabı verseler bile, tatmin olmazlar.

Bu sefer de farklı bir suçlama türü art arda sıralanır. Hain, alçak, kafasız, takiyyeci.

Nasıl soru ise bunlar? Doğruyu da yanlışı da işaretlesiniz kaybediyorsunuz. Herhalde "kaos" diye buna diyorlar. İstenilen tek şey var. Ölümlerden ölüm beğen!..

Kışkırtıcıların temel ilkesi şudur.

Yangına körükle gitmek! Ya da, yaraya tuz biber ekmek!

Bunları gerçekleştirmek için, dedi kodu, iftira, değerlere dil uzatma, alay etme, köşeye kıstırma, hakları gasp etme, yalan, adam yerine koymama gibi pek çok yollara başvururlar.

Bu konuda, şu noktaya özellikle dikkat çekmek isteriz:

Zulme ve haksızlığa uğrayanlar ya da uğradığını sananlar, kolay kışkırtılıyorlar. Onların biraz yarasını (ya da yara olarak kabul ettirilen yerini) deştiniz mi, iş tamamdır. Tarihte ve günümüzde bunun pek çok misâlleri vardır.

Ne yazık ki kışkırtmada, kutsal ya da kutsal dışı bir takım simge ve kavramlar kullanılıyor.  Alevilik, Sünnilik, mezhepçilik, Türkçülük, Kürtçülük, particilik, laiklik, Atatürkçülük, demokrasi, cumhuriyet, bayrak, vatan, bölgecilik, ırkçılık, bölgecilik, yoksulluk, korumacılık, kılık-kıyafet, hak-hukuk, bilim, bunlardan bir kaçıdır.

Medya yoluyla bunların pek çoğu, maalesef, kışkırtma amaçlı olarak dile getiriliyor. Sanki bizde medyacılık, biraz da böyle bir şey.

Önceleri kışkırtıcılık deyince aklıma, hep "ajan" gelirdi. Şimdi bu çok gerilerde kaldı.

Ha, siyâset yaptıklarını ve idarede bulunduklarını söyleyen bir kısım kişilerin hakkını da yemeyelim. Onların da medyadan pek geri kalır tarafı yok.

İşleri güçleri şu:

Ellerine almışlar dikenli bir kaşağı

Rast gele sürtüyorlar yukarı aşağı.

İçerde böyle olur da, dışarısı boş mu durur?

Özellikle de yumuşak karnımızdan vuruyorlar. Bunu yaparken, başta tarihî bazı olayları gündeme getiriyorlar. Kimisi Ermenilerin lehine kanun çıkarıyor; kimisi bunun anıtını dikiyor. Kimisi, eski imparatorluk günlerinden kalma bir meseleyi kaşıyor, kimisi kutsal değerlerimizin karikatürünü çizdiriyor; kimisi medeniyetimizi ve insanımızı aşağılıyor.

Mesele şu.

Önce sataşma, sonra çatışma!..

Bunlar ciddi toplantılarda olduğu gibi, bazen de medyaya yaptırılıyor. Aleyhimize çevrilen filimler, yazılan kitaplar ve çeşitli boyutta sahnelenen tacizler bunun cabası.

İşin en vahim tarafı da, bunları yaparken, bizden birilerini kullanmaları. Öyle yetişmiş (!) insanlarımız var ki. Hele görsün bir parayı ve sarayı; tereddütsüz satar, denizi ve karayı!

Öyleyse, ne yapılmalı?

Başta problemler tartışılırken, şahıslar üzerinde durulmamalı. Kişilerin inanç, ideal, ideoloji ve idollerine de dokunulmamalı. Teşhisler ve tedaviler, "yapılan bir iş ya da söylenen bir görüş" üzerinde dönüp dolaşmalı.

Diğer taraftan, devleti yönetenlerin ve vatandaşın, birbirlerine güven duymaları şarttır. Bu konuda ne tür engel varsa, hiçbir tabu tanımadan, açık yüreklilikle sorgulanmalı.

Tabiî ki bu biraz kafa işi. Ön yargıları bir tarafa bırakarak birbirimizi adam yerine koyarsak, biz bu işin üstesinden geliriz. Geçmişte biz bunu başardık.

Ne demişler?

Birlikte dirlik vardır.

Dışarıdaki kışkırtmalara gelince.

Para, makam, mevki, menfaat ve geçici zevkler konusunda iradesini eğitmiş bir topluluk olursak, korkacak bir şey yok.

Hani, binlerce yıl önce Bilge Kağan (683-734), o günün dış dünyası olan Çin'e karşı gözümüzü dört açmamızı istemiyor muydu?

Tavsiyeler, bu gün de aynen geçerli. Hem de fazlasıyla.

Tatlı söze, ipeğe, altına, gümüşe ve değerli hediyelere kapılırsak, malımızdan da canımızdan da olacağımızı, çarpıcı bir dille dile getiriyordu.

Dünyada ve etrafımızda cereyan eden olaylar, öyle sanıyoruz ki, bu uyarıyı daha çok dikkate almamıza yardımcı olur.

Kürkçü dükkanında buluşmayı düşünmeyenler, her halde ne demek istediğimi anlamıştır!

Prof. Dr. Abdullah ÖZBEK

Bu makale 1389 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

YAZARLAR

Kindâr Yetiştirmek!08 Şubat 2012

 TERÖRÜ LANETLİYOURUZ

  
 

GOOGLE TRANSLATE

ANKET

Sizce Orduspor Bu Sene Süper Ligde Tutunabilir mi?




Tüm Anketler

 TÜM GAZETE MANŞETLERİ

AİLE HEKİMİNİ ÖĞREN

İSTATİSTİKLER

İSTATİSTİK

 Sitemizde 13 kategori, 1347  haber bulunmaktadır.

 Bu haberler toplam 2318648  defa okunmuş ve 1969 yorum yazılmıştır.

 

Kumruluyuz.biz© 2005 Tüm Hakları Saklıdır
RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Kumruluyuz.biz & Kumruluyuz.com ve Kumrukent.com un© 2005 Her Hakkı Saklıdır. www.Kumruluyuz.biz , www.Kumruluyuz.com ve www.Kumrukent.com  un hiç bir kişi, kurum ve kuruluşla bağlantısı yoktur. Tamamen kişisel bir sitedir. Web sitemizin dışında farklı siteler kaynak gösterilerek yayınlanan haber ve içeriklerinden Sitemiz sorumlu tutulamaz. Web sitemizde yayınlanan Köşe Yazıları, Makaleler ve Yorumlardan Yazarların kendileri sorumlu olup; içeriklerinden Sitemiz sorumlu tutulamaz.  Sitemizde yayınlanan içerikler izinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Destek & Bilgi: admin@kumruluyuz.biz | Yazılım: Mydesign| Bu Site En İyi (Tüm Tarayıcılarla) 1024*768 Çözünürlükte Görüntülenir.

  -=| Karadeniz Toplist |=-

Altyapı: MyDesign