| ||||||||||||
| ||||||||||||
| ||||||||||||
MENÜKUMRUEN SON HABERHABER ARASON YORUMLANANLAREN ÇOK OKUNANLAR |
Bak Su Papazin Anlattıklarına...
11 Ekim 2008, 00:27 Hayal edin… Ramazanın 26. günü. Amerika’nın bir şehrinde Sheraton otelinin muhteşem şehir manzaralı güzel bir salonunda 150’ye yakın seçkin bir akademisyen ve din adamları ile beraber iftar açacaksınız. Dinimizin o güzelliğini, barış ve dostluk kokan o hoşgörü iklimini bu seçkin gruba şu yaban ellerde nasıl anlatırız diye düşünerek masanızda ezan-ı muhammedi’nin şehbal açmasını bekliyorsunuz. Siz de misafir olduğunuz için Amerikalı konuşmacıyı tanımıyorsunuz ama endişelisiniz; acaba ne anlatacak bu adam diye. Amerikalı konuşmacı Hazreti İsa’nın (ASM) fakirlere yardım edilmesini öven bir sözüyle açıyor konuşmasını ve Peygamber Efendimiz’in (SAV) “yakınlarınıza ve tanımadıklarınıza yemek yedirerek, cömertlikle Allah’ın rahmetini ve bereketini üzerinize çekin” mealindeki hadis-i şerifi ile devam ediyor. Peygamberimizin ismini zikrettikten sonra “Peace be Upon Him” yani “Sallahu Aleyhi Vesellem” demeyi de ihmal etmiyor. Sonra Gazali’den şu sözleri naklediyor: “Bir kişi cömertlik edip birilerine ikramda bulunursa Allah hem ikram edene hem de ikram edilene rahmette bulunur, bu yemekten hoşnut olur”. Sonra konuşmacı Misir’da Kahire’deyken başından geçen bir olayı anlatıyor. Birgün Ramazan’ın sonlarına doğru iftar zamanı herkes evlerine girdiği sırada, daha çok fakir ailelerin kaldığı bir mahalleden geçerken içeriden biri çıkıyor, bunun kolundan tutup iftarı beraber açmak için içeriye davet ediyor. Bizimki müslüman olmadığını söylüyor ama nafile. Zorla içeri alıyor Mısırlı arap bizimkini ve “seni buraya Allah gönderdi, bizimle yemek yiyeceksin” diyor ve ailesiyle beraber yemek yiyorlar. Yemekten sonra arap “artik evimizde yemeğimizi yedin; sen de aileden sayılırsın, artık istediğin zaman tekrar gelebilirsin” diyor. Sonra Konya’da altı aylığına bir üniversitede ilahiyat fakülteside hocalara ders verirken mahallesinde geçen olaylardan bahsediyor. “Mahalleli üç gün içinde evimi düzdüler, ben okuldayken evime yemek getiriyorlar, birkaç gün sonra da kablar ortadan kayboluyordu. Bazen eve geldiğinde mutfağın temizlendiğini, evin süpürüldüğünü farkediyordum. Altı ay böyle devam etti. Altı ay sonra Amerika’ya dönerken oradaki her akşam selamlaştığım komşuma hiç görmediğim ama mahalleden bazı bayanların yaptıklarını zannettiğim bu misafirperverlik için teşekkür etmek istediğimi söyledim. Ama komşum o zamana kadar hiç düşünmediğim, hiçbir doktora tezinde raslamadığım, hristiyanlıkta da hiç karşılaşmadığım İslami bir ders verdi bana. Tesekkür etmene gerek yok, o bayanlar o işleri senin için değil Allah Rızası için yaptılar dedi” diyor. Yani insanlara yemek yedirerek aslında insanlar Allah’ın rızasına talipler, aslında ibadet ediyorlar. Bu iki örneği (Kahire ve Konya) alıp tekrar yukarıdaki Hadis mealiyle harmalıyor ve konuyu o gece o iftarı organize edenlerin aynı İslami kültürün gereği olarak organizasyonu yaptıklarından, Amerika’da neredeyse her şehirde bu tür diyalog ve hoşgörü kokan programların yapıldıgından ve yasları 25-35 arasınaki Türk gençlerinin bu yedirme kültürüyle ve sadece Allah Rızası için bu tür yemekleri organize ettiğinden bahsediyor. Konuşmayı dinleyen 150 civarındaki Amerikalı professor, din adamları ve kamuda görevli seçkin misafir elleri çatlarcasına konuşmayı alkışlıyor. Yemeğin sponsorlarından olan esnaf Mahmut Abi’deki iç huzur yüzüne aksetmiş içinden belki de Allah’a şükrediyor. Konuşmacının arkasından bir eyelet senatorü de kürsüye gelip yaptıkları Türkiye gezisinden sitayişle bahsediyor ve konuşmacıya %100 katıldığını söylüyor. Dinimizin ve Türkiye’mizin tanıtımını bizler kendimiz yapsak herhalde yapamazdık diye geçiyor içimden. İslamiyet’in hoşgörüsünü bir yabancıdan dinlemek, hatta yıllarca papazlık yapmış ama kaderi onu Müslümanlarla kesiştirmiş, su anda Washington’da Georgetown Üniversitesinde dinlerle ilgili ders veren bir profesörden, Thomas Michel’den dinlemek beni de duygulandırdı tabii. Dedemin bazen evdekileri isyan ettirecek kadar neredeyse her yoldan geçeni yemeğe davet etmesinin ardında, değirmene her gelenlere yemek yedirme iştahının kökünde İslamiyet’ten gelen yedirme ve ikram etme kültürü olduğunu hep düşünmüşümdür. Ama bizim için sıradan olan bir şeyin belki de dışarıdan birilerinin hidayetine vesile olabileceğini hiç düşünmemiştim. Bizdeki şaşkın entellerin aksine İslamiyet o engin iklimiyle nice insanları etkilemeye devam ediyor. Ben Boğaziçi Üniversitesinde öğrenci iken Yusuf İslam (Eski Cat Stevens) bir konferans veriyordu. Bazı öğrencilerin kasıtlı soruları karşısında Yusuf İslam’ın şöyle dediğini hatırlıyorum: “Elinizdeki İslam’ın değerini bilmiyorsunuz. Avrupa hızla İslamiyet’i öğreniyor, zannedersem bazılarınız İslamiyetin güzelliğini ancak oradan gelince kabul edeceksiniz”. Uzaklardan kalbi selamlarımı iletiyorum. Uğur Zengince Amerika
Bu makale 2653 defa okunmuştur.
|
FOTO GALERİYAZARLAR
İSTATİSTİKSitemizde 13 kategori altında, toplam 981 haber bulunmaktadır.Bu haberler toplam 959032 defa okunmuş ve 1524 yorum yazılmıştır. Sitede Toplam 22 Editör var. |
||||||||||
|
Kumruluyuz.biz© 2005 Tüm Hakları Saklıdır
Altyapı: MyDesign |
||||||||||||