Kumru Tanıtım ve Haber Portalı
Anasayfa Haber Ara Foto Galeri Videolar Anketler Müzik Dinle Sitene Ekle Tollbar İletişim RSS

MENÜ

KUMRU

AKTİF HABER

HABER ARA


Gelişmiş Arama

SİTEMİZİ BEĞENİN

Anlarmış Gibi Yapmak!

Prof. Dr. Abdullah ÖZBEK

05 Aralık 2008, 00:14

Prof. Dr. Abdullah ÖZBEK

Bir keresinde bir “çiğ köfte partisine davet edilmiştim. Baktım, toplumun çeşitli kesiminden kişiler de orada… Akademisyenler, doktorlar, esnaf, eş, dost, akraba, arkadaş vs…

Oldukça geniş bir salondayız.

Ve çok geçmeden, koyu bir sohbet başladı. Hal hatırdan tutunuz, memleket millet meselelerine kadar her şey dile getirildi…

Bu esnada bir kenarda, çiğ köfte de yoğruluyordu. Hem de bütün hızıyla…

Gerçekten zor bir iş… Çünkü bir takım çiğ nesneleri, yoğura yoğura yenilecek hale getirmek her baba yiğidin harcı değil. Güç, kuvvet, tecrübe, ustalık ve titizlik gerek…

Bu sefer çiğ köfte leğeninin başına bir doktor geçmişti. Bu işi iyi bildiği her halinden belli oluyordu… Özellikle alnından akan terin köftenin içine damlamaması için özel bir gayret gösteriyordu.

Artık sona doğru yaklaşılmıştı. Fakat bu esnada bir şey dikkatimi çekti. Her nedense köfteye hiç et katılmadı. Sanki baharatlarla iş halledildi.  Bu bir ustalık gösterisi ya da şaka olabilir miydi? Başta bunu kestirmek pek kolay olmadı…

Ama biraz yakından bakınca, bir muziplik olduğu seziliyordu…

Bunu nasıl anladığımı sorabilirsiniz… Oturduğum yer, köftenin yoğrulduğu yere çok yakındı… Bilgim ondandır. Yoksa bu işin ne ustasıyım ne de hastası!

Bu arada herkes neşe içinde, biraz sonra önlerine gelecek ziyafeti bekliyordu… Ha geldi, ha gelecek… Eh, vakit de epeyce ilerlemişti

Sonunda köfteler,  tabaklar içinde sofralara kondu… Çok estetik bir görünüme sahiptiler. Yanındaki ayran ve yeşillikler, manzarayı daha da renklendirmişti. Yeme de yanında yat!

Çok çekici olmalı ki, birden sofraya hücum edildi… Sanki kıtlıktan çıkılmış gibi… O zamana kadar, epeyce çiğ köfte yiyenlerle beraber olmuştum; ama böylesi köftehorlarla ilk karşılaşıyordum!

İlk önce bu durumu tasvir edecek bir kelime, kavram ve söz bulmakta güçlük çektim. Sonra rahmetli annem hatırıma geldi. O böyle davrananlar için şu deyimi kullanırdı:

Tok evin aç uşakları!

Evet, aynen öyleydiler.

Ve ardından, çiğ köfte ile ilgili yorumlar başladı…

Eti de, acısı da, tadı da tam kıvamında… Her şey dört dörtlüktü!

Daha sonra, işin ustalık ve malzeme yönü gündeme getirildi…  

Bu arada davet sahibi soru yağmuruna tutuldu…

—Eti de çok iyi imiş… Nereden aldınız?

—Kasap tanıdık mı? Gitsek bize de verir mi? Yoksa size torpil mi geçildi?

— Biberi Urfa’dan mı geldi?

Ev sahibi hiç bozuntuya vermeden, sadece hangi tür et ve katkı maddeleriyle çiğ köftenin daha iyi olacağını söylemekle yetindi…

Sıra geldi teşekkür ve duaya...

—Ellerinize sağlık.

—Çok güzel olmuş…

—Yedi ceddine rahmet… 

—Geçmişlerinin canına değsin!

—Allah tekrarını nasip etsin!

Ziyafet bitti. Birer birer herkes ellerini yıkayıp yerlerine oturdu. Arkasından çaylar geldi. İşte tam bu esnada, bizim usta espriyi patlattı…

—Beyler! Biliyor musunuz, köfteyi yoğururken hiç et katmadım!

Herkes şoktaydı… Nasıl da fark etmemişlerdi! Tüh be! Bir de bu işten anladıklarını sanıyorlardı…

Ve gülüşmeler…

Sonra düşündüm kendi kendime…

Neden hiç kimse anlamamıştı?

Haydi, ben tesadüf eseri görmüştüm… Zaten, öyle çiğ işlerden de pek anlamam…

Ama yiyenlerin içinde, eskiden beri çiğ köfte yoğurduğunu ve bu işin ustası olduğunu söyleyenler o kadar çoktu ki…

Kim bilir, belki de yoğuran kişiye çok güvenmişlerdi… Bu şartlanmanın etkisiyle et katılamaması akıllarının köşesinden bile geçmemişti.

İşin bir başka yönü daha vardı…

Anlamadıkları halde anlar gözükmek.

Olacak şey değil… Hem anlamayacaksanız, hem de yüksek perdeden uzmanlık edasıyla ahkâm keseceksiniz!.. Nerden bakarsanız bakınız, tam bir pişkinlik örneği…

Çok yemiş ve çok yoğurmuş olabilirler… Ömürleri bu işle geçmiş de olabilir… Bu konuda kapı gibi diplomaları ve sertifikaları da olabilir… Hatta dünya çapında ödül de almış olabilirler… Fakat yine de anlamayabilirler!

Ne demişler?

Ol mâhiler ki derya içredir, deryayı bilmezler!

Her alanda bunun örnekleri o kadar çok ki…

Bu makale 1111 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

YAZARLAR

Kindâr Yetiştirmek!08 Şubat 2012

 TERÖRÜ LANETLİYOURUZ

  
 

GOOGLE TRANSLATE

ANKET

Sizce Orduspor Bu Sene Süper Ligde Tutunabilir mi?




Tüm Anketler

 TÜM GAZETE MANŞETLERİ

AİLE HEKİMİNİ ÖĞREN

İSTATİSTİKLER

İSTATİSTİK

 Sitemizde 13 kategori, 1350  haber bulunmaktadır.

 Bu haberler toplam 2324242  defa okunmuş ve 1971 yorum yazılmıştır.

 

Kumruluyuz.biz© 2005 Tüm Hakları Saklıdır
RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Kumruluyuz.biz & Kumruluyuz.com ve Kumrukent.com un© 2005 Her Hakkı Saklıdır. www.Kumruluyuz.biz , www.Kumruluyuz.com ve www.Kumrukent.com  un hiç bir kişi, kurum ve kuruluşla bağlantısı yoktur. Tamamen kişisel bir sitedir. Web sitemizin dışında farklı siteler kaynak gösterilerek yayınlanan haber ve içeriklerinden Sitemiz sorumlu tutulamaz. Web sitemizde yayınlanan Köşe Yazıları, Makaleler ve Yorumlardan Yazarların kendileri sorumlu olup; içeriklerinden Sitemiz sorumlu tutulamaz.  Sitemizde yayınlanan içerikler izinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Destek & Bilgi: admin@kumruluyuz.biz | Yazılım: Mydesign| Bu Site En İyi (Tüm Tarayıcılarla) 1024*768 Çözünürlükte Görüntülenir.

  -=| Karadeniz Toplist |=-

Altyapı: MyDesign