Kumru Tanıtım ve Haber Portalı
Anasayfa Haber Ara Foto Galeri Videolar Anketler İlahi Dinle Sitene Ekle Tollbar İletişim RSS

MENÜ

KUMRU

AKTİF HABER

HABER ARA


Gelişmiş Arama

ADVERTORIAL

İsrail'e Tepki

Prof. Dr. Abdullah ÖZBEK

07 Ocak 2009, 00:28

Prof. Dr. Abdullah ÖZBEK

Yıllardır okuruz, duyarız ve seyrederiz…

İsrail yine saldırdı… Hem de kadın, yaşlı, çocuk, masum ve sivil demeden!

Yazarlar, çizerler, halk ve kimi yetkililer, şu ya da bu şekilde buna bir tepki gösterir.

Kimi İsrail’in haksızlığından, kimi orantısız güç kullanışından, kimi barışa sekte vuruşundan, kimi silahlarının gücünden, kimi tarihî hedeflerinden bahseder durur…

Bu arada, bazı ülkelerde İsrail aleyhine yürüyüşler yapılır, elçiliklerinin önlerine siyah çelenkler konur, bildiriler okunur… Bir iki devlet yetkilisinden de kınama mesajları duyulur.

Peki, bunların şimdiye kadar hiç yararı oldu mu? İsrail Birleşmiş Milletler’in kararını dinledi mi? Bir an olsun barışa yanaştı mı? Tepkilerden hiç etkilendi mi?

Demek ki kınamanın, haklılık iddialarının ve vicdanlı olmaya davet etmenin bir anlamı yok… O halde, çareyi başka alanlarda aramak gerekir… Yoksa boşa kürek çekilmiş olur…

Bir kere işe “Arap dünyası” noktasından bakarsanız, hepsinin hali ortada… En başta birbirlerine güvenleri kalmamış. Çünkü içte çok yönlü bir çürüme yaşanmaktadır. İyi bilinmektedir ki, özü olmayanın söyleyecek sözü de olmaz!

Kiminin petrolü bazı maddi imkânlar sağlasa da, ruhları can çekişiyor. İşin nereye varacağını düşünecek bir kafa yapıları da yok. Kısaca ne yaptıklarının farkında değiller. Tek düşünceleri, krallıklarına bir zarar gelmemesi…

Ayrıca bunca servete rağmen, bilim, teknoloji ve kültür alanında hemen hemen hiçbir kayde değer yatırmaları söz konusu değil… Dolayısıyla her alanda, yetişmiş insan gücünden de yoksunlar…

Ortada bir de “Arap Birliği Sekreterliği” var. Bir işe yaramadıktan sonra, olsa ne olur, olmasa ne olur? Zirve toplantıları düzenlese ne olur, düzenlenmese ne olur… Dış işleri bakanları ve hükümet temsilcileri bir araya gelse ne olur, gelmese ne olur?

Yaptıkları tek iş var… Havanda su dövmek!

Bir de “İslâm” açısından meseleye bakalım…

Hangi İslâm?

Bin bir parçaya bölünmüş İslâm mı? Mezhep, tarikat, meşrep, cemaat, ırkçılık, kurtarıcı beklentisi ve matem edebiyatı kavgalarıyla birlik ruhu parçalanan ve yerle bir edilen İslâm mı?

Bu alanda mutlaka bir tecdid (yenilenme) hareketi gereklidir. Çünkü bu kafayla eski binayı tamir etmek hem masraflı hem de çok zaman alacağa benzer.[1]

Sebebine gelince…

İslâm akıl diyor, irade diyor, vahiy diyor… İslâm ülkeleri bu açıdan ne aklı kullanıyor, ne irade sahibi, ne de vahyi (Kur’an”ı) hesaba katıyor? Nerden bakılırsa bakılsın, İslâm dünyasında din, ya kuru bir fanatizme ve ırkçılığa kurban edilmiş, ya da ideolojileştirilmiştir. Bu açıdan Yahudiler’le Müslüman dünyası arasında pek de fark yok…  

Bir de “İslâm Konferansı Teşkilatı” var… Bunun bir gücü var mı? Nerde? Sadece toplanırlar, konuşurlar ve dağılırlar… Baştan sona lâf u güzâf![2]

Bütün bunlara rağmen, hiç mi olumlu düşünceler ve faaliyetler yok?

Elbette var… Ama devede kulak mesabesinde…

Öyleyse, tarihten ders almak ve farklı bir düşünce ortaya koymak gerekir. Öncelikle, karşı karşıya kalınan bu zilletin sebebi, objektif bir şekilde masaya yatırılmalı. Çözüm noktasında, mutlaka bir “öncelik” sıralamasına da gidilmeli.

Bakınız, başta Araplar olmak üzere, Müslümanların ileriye yönelik doğru dürüst bir “ortak gelecek tasavvuru” yok. Din,birlik, dayanışma, yardımlaşma ve fedakârlık dediği halde, hiç birinin arasında yeterli bir “iş birliği” mevcut değil… Öyle olsaydı, başta zengin doğal kaynaklar olmak üzere, birçok potansiyelin ortak bir akılla idare edilmesi ve kullanılması söz konusu olurdu. Bu da kardeşlik ve dostluk bilincini artırırdı. Bunun sonucunda, işsiz de aşsız da kalmazdı.

Anlaşılan o ki Müslüman toplumlar, nerdeyse kendi inançlarını, ruhlarını, medeniyetlerini, ortak kültürlerini ve menfaatlerini, bizzat kendi elleriyle boğazlamış durumdalar… Bu da İslâm karşıtlarının işini kolaylaştırmaktadır. Tabiî ki bu arada, kurunun yanı sıra yaş da yanıyor… Bir bakıma bu, İlâhî bir kanundur. Kur’an bu konuda ciddî uyarılarda bulunur.[3] Hz. Peygamber de, gemide delik açanın da açmayanın da batacağına dikkat çeker.[4]

Yine bu İslâm ülkelerinin en büyük dertlerinden birisi, “baş olma sevdası”dır.

Atalardan nasihattir…

Horozu çok olan köyün sabahı geç olur!

Onun için İslâm ülkeleri habire karanlığa taş atmaya devam ediyor.

Halbuki İsrail’in, geçmişte olduğu gibi, bu gün de büyük hedefi (Tevrat’da vaat edilen kutsal toprakları ele geçirme plânı) vardır.[5] Ve bu uğurda, her türlü yolu ve yöntemi meşru (yasal ve ahlâkî) görür. Bunu gerçekleştirmek için akıl almaz maddi güce ve teşkilatlara sahiptir[6] Ayrıca, öçlerini de hesaba katmak gerek.

Buna rağmen, siz kalkıp kime “saldırma” diyorsunuz? Kime katliamdan bahsediyorsunuz? Kime “Masum insanları, kadınları, bebekleri, yaşlıları, mabeddekileri vurmak insanlık dışıdır” hatırlatamasını yapıyorsunuz?

 Adamın kitabında bunların hepsi meşru!

Şimdi siz bu anlayışı ve inancı değiştirebilecek misiniz?

Elbette bu inanç, bu ahlâk, bu kafa ve güçle mümkün değil…

Aslında, Yahudi toplumu da büyük sıkıntı ve bunalım içinde…

Bir kere bunların, Firavunlardan çekmedikleri zulüm kalmamış… Bir ateşperest olan Buhtunnasar (Nebuchadnezzar II M.Ö.630-561), yerlerinden yurtlarından etmiş… On beşinci yüz yılda İspanya’da başlarına gelenler yürekler acısı. Neyse ki bir kısmının imdadına Osmanlı yetişmiş de, 1492’den itibaren himayesine almış. Ayrıca İkinci Cihan Harbi ve öncesi yıllarda, -şimdi Filistinlilere yaptıkları gibi- Nazi kamplarında bin bir türlü aşağılama ve işkenceye tabi tutulmuşlar… Bunlardan yine binlercesi Türkiye’ye sığınır.

Fakat İsrail’in yönetici kadrosu, bunlardan hiç ders çıkarmışa benzemiyor… Bu işte bir gariplik var…

Yine bu Yahudilerın çoğu, dağınık durumda olsalar da,  dünyanın dört bir yanında, rahat bir hayat sürüyordu. Ama bir Yahudi ideali olan Siyonizm boş durmaz… Ne yapıp yapıp Kutsal İsrail Devleti’ni kurmak için, özellikle zengin Yahudileri, zorla İsrail’de yaşamaya mahkûm eder. Farklı kültür ve bölgelerden İsrail’e gelen bu Yahudi toplulukları, hala birbiriyle kayanaşamamıştır.[7] Bu da onları, içte birliği sağlamak için, dışta düşman aramaya götürmüştür. Yani, İsrail’in dışta düşmanı olmazsa yıkılır.

 Maalesef, Filistin halkı için de durum aynıdır.

Şu bir gerçek ki, savaşlar ve zulümler, (ister zâlim olsun ister mazlûm), toplumların ahlâkî yapısını bozmaktadır.

İslâm düşüncesinde, zâlime de mazlûma da yardım etmek diye bir ilke vardır. Mazlûma yardım, onu zâlimden korumaktır. Zâlime yardım ise, onun zulmüne engel olmaktır.[8]

Bu açıdan bakılınca, hem İsrail’in hem de Filistinliler’in yardıma ihtiyaçları vardır. Arabuluculuk ve sulh için çalışanlar bu gerçeği görmek durumundadır.

Bu mantıkla bakıldığı zaman, daha objektif ve insanî çözümler üretilebilir.   

Yalnız ortada, şimdilik bunu gerçekleştirecek, ne bir Müslüman tefekkürü ve iradesi var ne de gayreti! Diğer ülkelerin zaten umurlarında değil.

Bizim dikkat çekmek istediğimiz bir nokta da şu…

Bugün görünüşte İsrail’e ses çıkartmayanlar, ya da arka çıkanlar, aslında Yahudi toplumuna hiç de iyilik yapmış olmuyorlar. Hele onları kışkırtanlar, kesinlikle Yahudilerin düşmanıdır. Kendi gizli emellerini onlara yaptırmaya çalışıyorlar… Siz hiç, Hz. İsa’yı Yahudilerin öldürdüğüne inanan ve bundan dolayı kin duyan Hıristiyan dünyasının, (özellikle de bazı Hristiyan mezheplerinin) İsrail’in hayrını düşüneceğini düşünebiliyor musunuz?

Bir de şu gerçeği göz önünde bulundurmak gerekir…

Yahudilerle Araplar birbirlerinin yakın akrabasıdır. Birisi Hz. İbrahimin oğullarından İshak’ın, diğeri de İsmail’in torunudur. Ne var ki araya Şeytan girmiş bir kere… Tıpkı Hz. Yusuf’la kardeşlerinin arasına girdiği gibi…[9] O halde mücadelenin yönünü, bu Şeytan’a ve şeytanlıklara karşı çevirmek gerek… Bu konuda bir Müslümanın hayat felsefesi de şudur:

Kötülere değil, kötülüklere düşmanlık…

Diğer taraflarla oyalanmak, hem iletişim kanallarını tıkar hem de düşmanlığı derinleştirir.

Nasıl olacak bu iş?

Buna bir Hz. Yakup sabrı ile Hz. Yusuf bilgeliği, tevekkülü ve ahlâkı gerekli…

Başta Türkiye olmak üzere, İslâm dünyası bunu yapabilir mi?

Yapabilir… Ama bir şartla…

Önce kendi evlerinin içini hale yola koyacaklar.  

Sonra da şu gerçekleri göz önünde bulundurmaları gerekir…

Kele köseden yardım olmaz.

Kelin ilacı (merhemi) olsa başına sürer.

Kendisi muhtâc-ı himmet bir dede, nerde kaldı gayriye himmet ede!


 

[1] Müslüman dünyasının bu durumu, dünyadaki İslâm imajının da yerle bir olmasına sebep olmuştur. Bu durumu fırsat bilen İslâm karşıtları, kasıtlı olarak, İslâm’ı terörle yan yana getirme propagandası yürütmektedir. Diğer taraftan bu iddialarını, İslâm dünyasına saldırma sebebi olarak kullanmaktadırlar.

[2] Hâfız Ahmed Paşa’nın bu konuda şöyle bir beyti vardır: Adûdan intikâm almak için azmettim ey Hâfız/Ko bu lâfügüzâfı, işte meydan, merd olan gelsin!

[3] Bak. Kur’an, Enfal, 8/25.

[4] Bak. Buhari, Şirket, 6; Tirmizi, Fiten, 12; Ahmed b. Hanbel, c, 4, s, 268.

[5] Yahudiler, kitapları Tevrat’a göre, kendilerine vaat edilmiş toprakların (arz-ı mevud=holy land) olduğuna inanır. Ve buna ulaşmak için “Armageddon” dedikleri kutsal savaşı vermeleri gerekir. Bu savaşın çok sıkıntılı olduğu üzerinde durulur…  Bak. Holy Bible (Kitab-ı Mukaddes), Isaiah, 2/10; 26/20; 35/4; 63/1-6; Ezekiel, 38/ 18;39/17-20;Revelation, 19/17-18.

[6] Bir kere Yahudiler, dünyadaki demir, altın vb. madenleri, şu ya da bu şekilde kontrol altında tutmaktadır.  Özellikle İkinci Cihan Harbi’inden sonra, bu konuda olağan üstü gayret sarfetmişlerdir. Nitekim tarihde de, demircilik yaptıklarından kendilerine çok güvenirlerdi. Çünkü silahlar bu madenden yapılmaktaydı. Bir de arkasında finans oldu mu, önünde dur durabilirsen… Bak. Ebu’l Al’â Mevdûdî, Tefhimu’l-Kur’an, Tercüme: Heyet, İnsan Yay. İst. 1996, c, 6, s, 193.

[7] Meselâ Almanya’dan gelen Eşkenaz Yahudileri, İspanya’dan gelen Seferad Yahudilerini küçümser… Ayrıcı diğer ülkelerden gelen çeşitli gruplar da hala homojen bir yapı yoktur.

[8] Bak. Müslim, Bir, 62.

[9] Kur’an, Yusuf, 12/100.

Bu makale 565 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

ANKET

12 Eylül Referandumunda Oyunuz Ne Olacak?




Tüm Anketler

YAZARLAR

Hakkım Olsun09 Eylül 2010

TERÖRÜ LANETLİYOURUZ

 

HAVA DURUMU

Detaylı bilgi için resmin üzerine tıklayın.

İSTATİSTİKLER

İSTATİSTİK

Sitemizde 13 kategori altında, toplam 1009 haber bulunmaktadır.

Bu haberler toplam 1033141 defa okunmuş ve 1548 yorum yazılmıştır.

Sitede Toplam 22 Editör var.

Kumruluyuz.biz© 2005 Tüm Hakları Saklıdır
RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Kumruluyuz.biz & Kumruluyuz.com ve Kumrukent.com un© 2005 Her Hakkı Saklıdır. www.Kumruluyuz.biz , www.Kumruluyuz.com ve www.Kumrukent.com  un hiç bir kişi, kurum ve kuruluşla bağlantısı yoktur. Tamamen kişisel bir sitedir. Web sitemizin dışında farklı siteler kaynak gösterilerek yayınlanan haber ve içeriklerinden Sitemiz sorumlu tutulamaz. Web sitemizde yayınlanan Köşe Yazıları, Makaleler ve Yorumlardan Yazarların kendileri sorumlu olup; içeriklerinden Sitemiz sorumlu tutulamaz.  Sitemizde yayınlanan içerikler izinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Destek & Bilgi: admin@kumruluyuz.biz | Yazılım: Mydesign| Bu Site En İyi (Tüm Tarayıcılarla) 1024*768 Çözünürlükte Görüntülenir.

smartdots. smart dots for a smart net. Neoobe - Arama ve Bulma Şeysi -=| Karadeniz Toplist |=-

Altyapı: MyDesign