| ||||||||||||
| ||||||||||||
| ||||||||||||
MENÜKUMRUAKTİF HABERHABER ARAFOTO GALERİSON YORUMLANANLAREN ÇOK OKUNANLARSİTEMİZİ BEĞENİN |
Hayvanlar Okulu
21 Ocak 2009, 20:40 Geliniz, hep birlikte, hayvanlar dünyasına doğru bir gezintiye çıkalım… Bakalım hayatlarında ne gibi amaç ve ilkeler var? İlk uğrak yerimiz eşekler olsun… Burada eğitim, sıpalıktan itibaren çok ciddi tutulur. Ne demişler? Ağaç yaş iken eğilir. O da öyle… Onun için şu ilke çok önemli: Dirgeni yiyen sıpa bir daha gelmez sapa! Nedir, bunun anlamı? Sıpa, her aklına sap geldiğinde yediği dirgeni hatırlayacak… Yoksa, babası sudan gelinceye kadar dayak yer. Artık dersini almıştır… Bir daha sapın semtinden geçilmeyecek! Böylece sıpa, gözlem ve tecrübesiyle kendi ahlâkını ve değer yargılarını da oluşturmuş olur. Ayrıca sıpa bu şekilde, bilerek ya da bilmeyerek yaptığı bir hatayı, kâr hanesine de yazdırmış sayılır… İşte akıl diye buna derler… Şimdi sıra sığırlarda… Onların da bir kitabı var… Temel ilke şu: Kömüş (camız, manda) yıktığı geçeği bilir! Nasıl bilir? Bilerek ya da bilmeyerek herkesin çok geçtiği bir yolu yıkmış ya da bozmuştur. Ama bunun karşılığını da bir şekilde görmüştür. Ya azarlama, ya sopa, ya da başka bir şey… Bir yer yıkılır da hiç karşılıksız kalır mı? En başta bu işin bir yasası var… Nush ile uslanmayanı etmeli tekdir, Tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir… Ya sonra? Bu sefer, yıkılan yerin yanından geçerken yüzü kızarır. Ayrıca, yaptığının yanına kâr kalmadığını da öğrenmiştir. Ve bir daha aynı hatayı tekrar etmeyi aklının ucundan bile geçirmez… Bu da, eşeklikte olduğu gibi, sığırlıkta da çok önemli bir ahlâk ilkesidir. Peki, ne olur, bir daha ayni hatayı yaparsa? İşte burası çok önemli… O bilir ki, bir daha aynı hatayı yaparsa, sığırlıktan, hatta hayvanlıktan bile çıkmış olacağına inanır. Kediler dünyası da başka bir âlem… Kabahatini bilip sessiz sedasız duranlar için şöyle bir söz var… Süt dökmüş kedi gibi… Ne yapıyor bu kedi? Bir daha sütleri dökme tehdidinde bulunup hava atmıyor… Belki de bir uyarı almadan, kendiliğinden hatasını fark edip başını öne eğiyor. Böylece ar damarının çatlamasına yol açacak bir vurdumduymazlık içersine girmiyor. Ama kedilerle iletişim kurmak isteyenler için şu kural çok önemli… Kedinin boynuna ciğer asılmaz! Asılırsa ne olur? Kedi bu… En başta, ciğer gördü mü dayanamaz. Sonra, asıl görevi olan fare tutmayı unutur. Ona ciğer emanet etmek, bir anlamda onun tabiatını (fıtratını) bozmak demektir. Buna kimsenin hakkı yok. Ha, bir de şu var… Kedi hiç mi hata etmez. Elbette eder… Ama bir kabahati olduğunda, öyle ulu orta cezalandırılmaz… Ya nasıl olur? Kedinin kabahatini önüne koyarlar, öyle döverler! Yani, cezalandırılmadan önce, suçunun ne olduğunu bilsin ki, bir daha işlemesin. Eğer bu dikkate alınmazsa, kedi sıkışıp strese girebilir. O zaman da, kendisini savunmak için, yetişemediği ete “murdar” der… Açlık da kediyi çileden çıkartır. Bazen yavrusunu bile yemek zorunda kalır. Böyle durumlarda kedi, yavrusunu sıçan gibi görmeye başlar. Demek ki işi oraya vardırmadan tedbir almakta fayda var. Bakınız, bir de şu var… Kedi suç işlese ne olacak? Onun gideceği yer samanlığa kadar. Tez elden yakalanması ve tutuklanması çok kolaydır. Öyle, başka hayvan kılığına girip gizlenmek falan aklının köşesinden geçmez. Dişlerinin ve bacaklarının durumu da ortada… Eh, boynuz ve tekme derseniz; o da yok! Ya şu keçiler? Küçükler kesinlikle büyüklerin yollarını tutacaklar. İlke belli… Keçi nereye çıkarsa oğlağı da oraya çıkar… Ya başka yere çıksa? O zaman ara dur… Kurt mu kaptı, yanlış yola mı saptı, sert bir kayaya mı çarptı, kendini yardan mı attı? En iyisi, büyüklerin tecrübe ettiği yolu izlemek… Bu yönüyle keçiler muhafazakâr sayılabilir. Bazen bu keçiler, inatçılığın ne derece kötü bir huy olduğunu anlatmak için, gösteri de yaparlar. Sırf insanlar öğrensin diye… Meselâ bir “kuyruğu dik tutma” inadı vardır ki, geberse de aşağı indirmez… Ha, bir de şu var… Keçinin uyuzu, gözünden içer suyu… Bununla anlatmak istedikleri açıktır… İnsanlık âleminde de bunun pek çok örnekleri vardır. Öyle kişiler vardır ki, yeteneğine, bilgisine ve becerisine bakmadan, hüner ve maharet isteyen makamlara kendisini layık görür. Her şeyin en güzelini ister. Bir anlamda, yarım ağızla bütün somun umar. Peki, bunun sonu nereye varır? Olacak şey belli… Bir çuval inciri berbat etmek. Kırıp dökmek… Tıpkı boğanın züccaciyeci dükkânına girdiği gibi. Hele bir inatçılık gösterisi yaparlar; doğrusu seyretmeye doyum olmaz… İki keçi köprünün birer tarafından çıkar… Sonra tam ortada karşılaşır… Birden ben geçeceğim, sen geçeceksin kavgası başlatırlar… Ardından bir iki boynuzlaşma… Derken, ikisi de pat diye suya düşer… Kurtulurlarsa ne âlâ! Bizden bu kadar… Diğer hayvanları, tek başınıza gezebilirsiniz… Yalnız bir şartla… Onların hayvanlıklarını değiştirmek ve bozmak yok. Sadece bak, gör ve dersini al… Bu makale 1389 defa okunmuştur.
|
YAZARLAR
TERÖRÜ LANETLİYOURUZGOOGLE TRANSLATETÜM GAZETE MANŞETLERİORDU'DA HAVA DURUMUİSTATİSTİKSitemizde 13 kategori, 1347 haber bulunmaktadır. Bu haberler toplam 2318685 defa okunmuş ve 1969 yorum yazılmıştır.
|
||||||||||
|
Kumruluyuz.biz© 2005 Tüm Hakları Saklıdır
Altyapı: MyDesign |
||||||||||||